...:::islamoFBulgaria.NeT:::...
ИСЛЯМ НА ДРУГИ ЕЗИЦИ => ÒÓÐÑÊÈ - TÜRKÇE => : Efsane 18 2010, 21:18:07
-
Sýdk, peygamberlerin en önde gelen vasfý, her devirde îmâna ve Kurâna hizmet mesleðinin en güçlü dinamiði olduðu gibi, öteki âlem itibarýyla da her mümin için en saðlam bir itimad ve en geçerli bir itibar senedidir.
Doðru düþünce, doðru söz, doðru davranýþ manâlarýný ihtiva eden sýdk; Hakk yolcusunun her çeþit yalana karþý kapanýp, hayatýný doðruluða göre planlamasý, sadâkatin emin bir temsilcisi olmasý; diðer bir tabirle, duygu, düþünce, söz ve davranýþlarýnda doðruluðu tabiatýnýn bir parçasý haline getirip, þahsî hayatýndan insanlarla olan muamelesine, hakký ilan adýna þehâdetinden mizahlarýna kadar; hattâ -Her zaman doðrularla beraber olun! (Tevbe, 9/119) fehvâsýnca, dost ve arkadaþ çevresi itibarýyla hep doðruluk aramasýdýr ki; hadisin ifadesiyle böyleleri yüce divanda sýddîk, aksine tasavvur ve düþüncelerinden davranýþ ve muamelelerine kadar yalanlarla içli dýþlý yaþayan ve hayatýný hilâf-ý vâkiler çizgisinde sürdürenler de o ulu divanda kezzâb olarak kaydedilir.
Sýdk, Hakka ulaþtýran yollarýn en saðlamý, sâdýklar da bu vuslatýn talihli namzetleridir. Sýdk, amelin rûhu ve özü, düþünce istikametinin de en yanýltmaz mihengidir. Sýdkla mümin münafýktan, ehl-i cennet de ashâb-ý nârdan ayrýlýr. Sýdk, peygamber olmayanlarda bir peygamberlik sýfatýdýr ve bu sýfat sayesinde halâyýk ve kapý kullarý, sultanlarla ayný nimetleri paylaþýrlar. Allah bu dîn-i mübînin baþlangýcýnda, hem onun tebliðcisini hem de bu Ýlâhî mesaja ilk defa evet deyip koþaný sýdkýyla tavsif ederek -Sýdk mesajýyla gelen ve Onu gönülden tasdik eden...(Zümer, 39/33) diyerek tebcil buyurmuþtur.
Sýdk; ferdin, amel ve davranýþ bütünlüðünü koruyup, tehlike anýnda ve yalanla kurtulmasý söz konusu olduðu yerlerde bile, gizli-açýk iç ve dýþ ayrýlýðýna düþmemesi, düþünce ve davranýþ mutâbakatýný yakalayabilmek için halden hale girmesi ve kývrým kývrým kývranmasýdýr ki; Hz. Cüneyd: Sâdýk kimse günde kýrk defa halden hale döner durur; mürâî ise, kýrk sene ýzdýrapsýz olduðu yerde kalýr.
Sýdkýn en aþaðý mertebesi, þahsýn iç-dýþ, gizli-açýk her halinin ayný çizgide cereyan etmesidir. Bundan sonra duygu, düþünce, tasavvur ve niyetlerde sâdýk olma derecesi gelir. Bu itibarla sâdýklar, söz ve davranýþlarýnda doðruluktan ayrýlmayan kahramanlar; sýddîklar da, hayal, tasavvur, duygu, düþünce hattâ mimiklerine kadar her hal ve tavýrlarý doðruluða kilitlenmiþ Hakk eri babayiðitlerdir. Sýdk, Enbiyâ-i Ýzâmýn en önde gelen vasfý, her devirde îmâna ve Kurâna hizmet mesleðinin en güçlü dinamiði olduðu gibi, öteki âlem itibarýyla da her mümin için en saðlam itimad ve en geçerli bir itibar senedidir.
Kuran bize doðruluðu öðretiyor
Kurân, deðiþik âyetleriyle, gerçek mümin olmayý, insanýn söz ve davranýþlarýndan iç âlemine kadar her hal ve tavrýný sadakate göre dizayn etmesine baðlamýþtýr:
1- De ki: Rabbim! Gireceðim yere doðrulukla girmeye, çýkacaðým yerden doðrulukla çýkmaya beni muvaffak eyle!.. (Ýsra, 17/80)
2- Bana sonrakiler içinde bir lisân-ý sýdk lûtfeyle! (Þuara, 26/84)
3- Ýman edenleri, Rableri nezdinde kadem-i sýdk (ve hüsn-ü istikbâl)le müjdele!(Yunus 10/2)
4- Þüphesiz müttakîler, Cennet bahçelerinde ve ýrmaklar baþýnda, O gücü herþeye yeten Sultanlar Sultaný'nýn nezdinde sýdk oturaðý (ve otaðýnda)dýrlar. (Kamer, 54/54-55)