...:::islamoFBulgaria.NeT:::...

ИСЛЯМ НА ДРУГИ ЕЗИЦИ => ÒÓÐÑÊÈ - TÜRKÇE => : kral 24 2011, 21:23:55

: Peygamberimizin Doðumu
: kral 24 2011, 21:23:55
Muhammed aleyhisselâm Hicret’ten 53 sene evvel Rebîulevvel ayýnýn on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karþý Mekke’nin Haþimoðullarý mahallesinde, Safâ Tepesi yakýnýnda bir evde doðdu. Bu gün, Mîlâdî 571 yýlýna ve Nisan ayýnýn yirmisine rastlamaktadýr. O gün henüz güneþ doðmadan âlem nûr ile doldu. Âdem aleyhisselâmdan beri babadan evlâda intikal edegelen nûr asýl sâhibine ulaþtý.

O’nun doðumunu annesi hazret-i Âmine þöyle anlatýyor: “Doðum âný geldiðinde heybetli bir ses iþittim. Ürpermeye baþladým. Sonra beyaz bir kuþ gördüm, gelip kanadý ile beni sýðadý. O andan sonra bendeki korku ve ürpertiden eser kalmadý. Yanýmda süt gibi beyaz bir kâse þerbet gördüm. O þerbeti bana verdiler. O anda çok susamýþ idim. Verilen þerbeti içtim. Baldan tatlý ve soðuk idi. Ýçer içmez susuzluðum gitti. Sonra büyük bir nûr gördüm, Evim o kadar nûrlandý ki, o nûrdan baþka bir þey görmüyordum. O sýrada çok hâtun gördüm. Boylarý uzun, yüzleri güneþ gibi parlýyordu. Etrafýmý sarýp, bana hizmet eden bu hâtunlar, Abdü Menâf kabîlesinin kýzlarýna benzerlerdi. Yine o sýrada beyaz, uzun ve gökten yere uzanmýþ ipek bir kumaþ gördüm. Dediler ki: O’nu insanlarýn gözünden örtün. O anda bir grup kuþ peydâ oldu. Aðýzlarý zümrütten, kanatlarý yâkuttandý. Gümüþ ibrikler tutarak havada duruyorlardý. Bana korku gelip terlemiþtim, ter damlalarýndan misk kokusu yayýlýyordu. O halde iken gözümden perdeyi kaldýrdýlar. Doðudan batýya kadar bütün yeryüzünü gördüm. Üç alem (bayrak) dikildi. Onlarýn biri meþrik (doðu), biri maðrip (batý) biri de Kâbe’nin üstünde idi. Etrafýmda çok sayýda melekler toplandý. Muhammed doðar doðmaz, mübârek baþýný secdeye koydu ve þehâdet parmaðýný kaldýrdý. O anda gökten bir parça beyaz bulut indi. O’nu kapladý. Bir ses iþittim; “Onu maðripden meþrýka kadar her yerde gezdirin. Tâ ki cümle âlem onu, ismiyle, cismiyle ve sýfatýyla görsünler.” diyordu. Sonra o bulut gözden kayboldu ve Muhammed’i bir beyaz yünlü kumaþ içinde sarýlý gördüm. Yine o sýrada yüzleri güneþ gibi parlayan üç kiþi gördüm. Birinin elinde gümüþten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leðen, birinin elinde de bir ipek vardý. Ýbrikten sanki misk damlýyordu. Muhammed’i o leðenin içine koydular. Mübarek baþýný ve ayaðýný yýkadýlar ve ipeðe sardýlar. Sonra mübârek baþýna güzel koku sürüp, mübârek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.”

Muhammed aleyhisselâmýn doðduðu sýrada hazret-i Âmine’nin yanýnda Abdurrahman bin Avf’ýn annesi Þifâ Hâtun, Osman bin Ebü’l-Âs’ýn annesi Fâtýmâ Hâtun ve Peygamberimizin halasý Safiyye Hâtun vardý. Bunlar da gördükleri nûru ve diðer hâdiseleri haber verdiler. Þifâ Hâtun þöyle anlatýyor: “Ben, o gece Âmine’nin yanýnda idim. Muhammed aleyhisselâmýn doðar doðmaz duâ ve niyâz ettiðini iþittim. Gâibden; “Yerhamüke Rabbüke” diye söylendi. Sonra bir nûr çýkýp o kadar ýþýk verdi ki, doðudan batýya kadar her yer göründü...” Bundan baþka birçok hâdiseye þâhit olan Þifâ Hâtun; “Ne zaman ki, O’na peygamberlik verildi; hiç tereddüt etmeden ilk îmân edenlerden biri de ben oldum.” dedi.

Safiyye Hâtun da þöyle anlatmýþtýr: “Muhammed aleyhisselâm doðduðu sýrada her tarafý bir nûr kapladý. Doðar doðmaz secde etti, mübârek baþýný kaldýrýp açýk bir dille “Lâ ilâhe illallah, innî resûlullah” dedi. O’nu yýkamak istediðimde, biz O’nu yýkanmýþ olarak gönderdik.” denildi. O sünnet olmuþ ve göbeði kesilmiþ görüldü. O’nu kundaða sarmak istediðimde sýrtýnda bir mühür gördüm, mühürün üzerinde (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) yazýlý idi. Doðar doðmaz secde ettiði sýrada hafif sesle bir þeyler söylüyordu, kulaðýmý mübârek aðzýna yaklaþtýrdým; “Ümmetî, Ümmetî” (Ümmetim, ümmetim) diyordu...”

Resûl-i ekrem efendimizin doðduðunu dedesi Abdülmuttalib’e Kâbe’de Allah’a yalvarýp duâ etmekteyken müjdelediler. Abdülmuttalib bu müjdeyi alýnca çok sevinip O’nu görmeye giti ve; “Bu oðlumun þâný, þerefi çok yüce olacaktýr” dedi. Sonra da O’nun doðumunu kutlamak için doðumun yedinci gününde Mekke halkýna üç gün ziyâfet verdi. Ayrýca þehrin her mahallesinde develer keserek insan ve hayvanlarýn istifâde etmesi için býraktý. Ziyâfet sýrasýnda çocuða hangi ismi koydun diyenlere Muhammed ismini verdim dedi. Neden atalarýndan birinin ismini vermedin diyenlere; “Allah’ýn ve insanlarýn O’nu medh etmelerini, övmelerini istediðim için.” cevabýný verdi. Annesi de Ahmed ismini koydu.

Muhammed aleyhisselâm doðduðu sýrada ve doðduktan sonra pekçok hâdise meydana geldi.

Muhammed aleyhisselâmýn dünyâya geldiði gece bir yýldýz doðdu. Bunu gören Yahûdî bilginleri Muhammed aleyhisselâmýn doðduðunu anladýlar. Eshâb-ý kirâmdan Hassân bin Sâbit anlatýr: “Ben sekiz yaþýnda idim. Bir sabah vakti Yahûdînin biri, hey Yahûdîler! diye çýðlýk atarak koþuyordu. Yahûdîler ne var, ne yýrtýnýyorsun diyerek yanýna toplanýnca þöyle söyledi: “Haberiniz olsun Ahmed’in yýldýzý bu gece doðdu! Ahmed bu gece dünyâya geldi...”

Muhammed aleyhisselâm doðduðu gece Kâbe’deki putlar yüz üstü yere yýkýldý. Urvetübni Zübeyr rivâyet eder: “Kureyþten bir cemaatin bir putu vardý. Yýlda bir defâ onu tavâf ederler, develer kesip þarap içerlerdi. Yine öyle bir günde putun yanýna vardýklarýnda onu yüzüstü yere yýkýlmýþ buldular. Kaldýrdýlar, yine kapandý. Bu hal üç defâ tekrarlandý. Bunun üzerine etrâfýna iyice destek verip diktikleri sýrada þöyle bir ses iþitildi: “Bir kimse doðdu yer yüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa hepsi yýkýldý. Krallarýn korkudan kalbleri titredi.” Bu hâdise tam Muhammed aleyhisselâmýn doðduðu geceye rastlýyordu.

Medâyin þehrindeki Ýran Kisrâsýnýn sarayýnýn on dört kulesi (burcu) yýkýldý. O gece gürültüyle ve dehþetle uyanan Kisrâ ve halký yine kendilerinden bâzý ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyalarý tâbir ettirdiklerinde bunun büyük bir þeye alâmet olduðunu anladýlar.

Yine o gece Mecûsîlerin yâni ateþe tapanlarýn bin yýldan beri yanmakta olan kocaman ateþ yýðýnlarý âniden söndü. Ateþin söndüðü târihi not ettiler. Kisrânýn sarayýndan burçlarýn yýkýldýðý geceye isâbet ediyordu.

O zaman insanlarýn mukaddes saydýklarý Sâve Gölü de yine o gece bir anda suyu çekilip, kuruyuverdi.

Þam tarafýnda bin yýldan beri suyu akmayan ve kurumuþ olan Semave Nehrinin vâdisi de, o gece, su ile dolup taþarak akmaya baþladý.

Muhammed aleyhisselâmýn doðduðu geceden îtibâren þeytan artýk Kureyþ kâhinlerine vukû bulacak hâdiselerden haber veremez oldu. Kehânet sona erdi...

Muhammed aleyhisselâmýn doðduðu gece ve daha sonra o zamâna kadar görülmemiþ bu hâdiselerden baþka pekçok hâdise vukû buldu, bunlarýn hepsi son Peygamber Muhammed aleyhisselâmýn dünyâyý teþrif ettiðine iþâret olmuþtur.