: Peygamberimizin Gençliði  ( 531 )

  • kral

    • *
    • АДМИН
    • Новак
    • : 65
    • Karma 1
    • :
    • islamoFBulgaria.NeT
      • .
    Peygamberimizin Gençliði
    « -: 24 2011, 21:31:13 »
    Her bakýmdan insanlarýn en üstünü olan Muhammed aleyhisselâm, daha gençliðinde Mekke halký arasýnda, diðerlerinden farklý olarak, çok sevilmiþtir. Güzel ahlâký, insanlara görülmemiþ bir þekilde iyi davranmasý, sâkinliði, yumuþaklýðý ve diðer üstün halleri, insanlar arasýnda fevkalâde farklýlýðý ile herkes O’na hayran olmuþtur. Mekke halký, O’nda gördükleri þaþýlacak derecedeki doðru sözlülük ve güvenilirlikten dolayý da O’na El-Emîn (her zaman kendisine güvenilen) dediler ve gençliðinde bu isimle meþhur oldu.

    Peygamberimizin gençliði sýrasýnda, Araplar koyu bir câhiliyyet devri yaþamakta olup, aralarýnda puta tapmak, içki, kumar, zina, fâiz ve daha birçok çirkin iþ yaygýnlaþmýþtý. Muhammed aleyhisselâm onlarýn bu bozuk hallerinden son derece nefret eder, her kötülüklerinden dâimâ uzak dururdu. Bütün Mekke halký O’nun bu hâlini bilirler ve hayret ederlerdi. Daha çocukluðunda O’nunla birlikte Kâbe’yi tavâf eden dedesi Abdülmuttalib ve amcasý Ebû Tâlib, O’nun putlardan nefret ettiðini iyi bildikleri için tavâf sýrasýnda O’nu Kâbe’nin çevresindeki putlara yaklaþtýrmazlar ve bozuk iþlerin yapýldýðý mahallerden uzak tutarlardý. Nitekim amcasý Ebû Tâlib ile ticâret için Þam’a gitmek üzere yola çýkýp Busra denilen yerde konakladýklarýnda, kendisinde peygamberlik alâmetleri görerek Lât ve Uzzâ putlarý adýna yemin verip, bâzý þeyler soran râhip Bahîra’ya; “Bana Lât ve Uzzâ adýna yemin vererek bir þey sorma! Vallahi, ben, o putlardan duyduðum nefreti hiçbir þeyden duymam.” demiþtir. Putlardan þiddetle nefret ettiði için aslâ yanlarýna yaklaþmazdý.

    Çocukluðunda ve gençliðinde kendine âit koyunlarý güder geçimini böyle saðlardý. Bir taraftan da çok bozulmuþ olan cemiyetten bu münâsebetle uzak dururdu. Bir defâsýnda Eshâb-ý kirâma; “Koyun gütmeyen hiçbir peygamber yoktur.” buyurmuþtur. “Yâ Resûlallah, sen de güttün mü?” denince; “Evet ben de güttüm.” buyurdu.

    Muhammed aleyhisselâm yirmi yaþlarýnda bulunduðu sýralarda Mekke’de âsâyiþ tamâmen bozularak zulüm son derece yaygýnlaþýp mal, can ve nâmus emniyeti kalmamýþtý. Mekke’nin yerli halkýndan fakir olanlarýn yanýnda ticâret için ve Kâbe’yi ziyâret maksadýyla gelen yabancýlar da haksýzlýða ve zulme uðruyorlar, haklarýný almak için mürâcaat edecek bir merci bulamýyorlardý. Bu sýrada ticâret maksadýyla Mekke’ye gelen Yemenli bir tüccarýn mallarý, Âs bin Vâil adýnda bir Mekkeli tarafýndan zorla elinden alýnýp gasb edilmiþti. Bu hâdise üzerine Yemenli, Ebû Kubeys Daðýna çýkýp feryâd ederek hakkýnýn alýnmasý için kabîlelerden yardým istedi. Artýk zulmün had safhaya ulaþtýðýný dile getiren bu tip hâdiseler üzerine Hâþim ve Zühre oðullarý ve diðer kabîlelerin ileri gelenleri Abdullah bin Cedân’ýn evinde toplandýlar. Yerli yabancý hiç kimseye zulüm ve haksýzlýk yapýlmamasýna, zulme mâni olmaya ve haksýzlýða uðrayanlarýn haklarýný almaya karar verdiler. Bu maksatla bir de adâlet cemiyeti kurdular. Muhammed aleyhisselâmýn genç yaþta katýldýðý ve kuruluþunda çok tesirli olduðu bu cemiyete, daha önceden Fadl adýndaki iki kiþi ile Fudayl adýnda biri tarafýndan kurulup zamanla unutulan böyle bir cemiyeti de hatýrlatmak bakýmýndan, Fâdýllarýn yemini mânâsýnda Hilf-ul Fudûl Cemiyeti denildi. Bu cemiyet, zulmü önleyip Mekke’de bozulan âsâyiþi yeniden kurdu. Tesiri uzun müddet devâm etti. Muhammed aleyhisselâm kendisine peygamberlik verildikten sonra bu olayý Eshâb-ý kirâma anlatýp: “Abdullah bin Cedân’ýn evinde yapýlan yeminleþmede ben de bulundum. Bence o yeminleþme kýrmýzý tüylü develere (servete) sâhip olmaktan daha sevimlidir. Þimdi de böyle bir meclise çaðrýlsam icâbet ederim.” buyurdu.

    Mekkeliler öteden beri ticâretle uðraþarak geçimlerini saðlarlardý. Muhammed aleyhisselâmýn amcasý Ebû Tâlib de ticâretle uðraþýyordu. Muhammed aleyhisselâm yirmi beþ yaþýnda bulunduðu sýralarda Mekke’de geçim sýkýntýsýnýn iyice artmasý üzerine Mekkeliler Þam’a gitmek üzere büyük bir ticâret kervaný hazýrlamýþtý. Ebû Tâlib yeðeni Muhammed aleyhisselâma bu kervana katýlmasýný tavsiye etti. Amcasý Ebû Tâlib’in bu tavsiyesi üzerine Mekke’de üstün ahlâký ve meziyetleriyle tanýnan ve Tâhire (çok temiz) lakabýyla anýlan hazret-i Hadîce’nin mallarýný götürüp satmak üzere bu ticâret kâfilesine katýldý. Bu iþe büyük bir memnuniyet gösteren hazret-i Hadîce kölesi Meysere’yi de O’nun yanýna yardýmcý olarak vermiþti. Bu sefer sýrasýnda bir bulut devamlý üzerinde dolaþarak Muhammed aleyhisselâmý gölgeledi. Kuþ þekline giren iki melek sefer bitinceye kadar O’nunla birlikte hareket etti. Yolda yürüyemeyecek derecede yorulup kervandan geri kalan iki deve Muhammed aleyhisselâmýn ayaklarýný eliyle sýðamasýndan sonra, birden süratlenerek yola devâm ettiler. Üç ay süren bu sefer boyunca Muhammed aleyhisselâmýn daha nice hârikulâde hallerine þâhit olan kervandakiler, O’nu son derece sevip þânýnýn çok yüce olacaðýný anlamýþlardý. Busra denilen yere vardýklarýnda, daha önce amcasý Ebû Tâlib’le ticâret için geldiklerinde konakladýklarý manastýrýn yakýnýnda bir yerde bu seferde de konakladýlar. Gördüðü birçok alâmetten O’nun son peygamber olacaðýný anlayýp söyleyen râhip Bahîra ölmüþ, O’nun yerine Nastura adýnda baþka bir râhip geçmiþti. Manastýrýn yakýnýna gelip konan Kureyþ kervanýný seyreden râhip Nastura manastýrýn yakýnýnda bulunan kuru aðacýn altýna birinin oturmasýyla birlikte yeþermesini görerek koþup geldi. Bir elinde bulunan sahifede yazýlý olanlara, bir de Muhammed aleyhisselâmýn yüzüne bakýyor, baktýkça da hayrete düþüyordu. Nastura bildiði, duyduðu ve okuduðu alâmetleri aynen görüp, Muhammed aleyhisselâmý göstererek; “Îsâ aleyhisselâma Ýncîl’i indiren Allah hakký için bu zât son peygamber olacaktýr. Ne olaydý ben O’nun peygamber gönderilerek emrolunduðu zamâna ulaþsaydým!” dedi. Muhammed aleyhisselâm Busra pazarýnda Hadîce Hâtunun mallarýný satarken de O’nunla pazarlýk yapan bir Yahûdî inanmadýðý için; “Lât ve Uzzâya(iki put ismi) yemin et ki inanayým.” deyince Muhammed aleyhisselâmýn; “Ben o putlar adýna aslâ yemin etmem! Onlarýn yanýndan geçerken yüzümü baþka tarafa çevirerek geçerim.” demiþti. O’ndaki diðer alâmetleri de gören Yahûdî; “Söz senin sözündür. Vallahi bu zât peygamber olacak bir kimsedir ki, âlimlerimiz kitaplarda bunun vasfýný bulmuþlardýr.” diyerek hayranlýðýný açýklamýþtý.

    Kureyþ kervaný ticâretini tamamlayýp Mekke’ye dönünce, kervanda bulunan Hadîce Hâtunun kölesi Meysere Muhammed aleyhisselâm hakkýnda iþittiklerini ve gördüklerini Hadîce Hâtuna bir bir anlattý. Hadîce Hâtun mallarýný satmak üzere teslim ettiði Muhammed aleyhisselâmýn iyi kâr getirdiðini görerek çok memnun olmuþtu. Fakat o bundan ziyâde kervaný karþýladýðý sýrada Muhammed aleyhisselâmý gölgeleyen iki meleði görmesi ve sefer sýrasýnda vukû bulan hârikulâde hallerin, kölesi Meysere tarafýndan teker teker anlatýlmasý üzerine hemen amcasýnýn oðlu Varaka bin Nevfel’e gitti. Varaka bin Nevfel putlara tapmayan, okumuþ ve çok bilgili, yaþlý bir Hýristiyandý. Daha önceden rüyâsýnda; gökten ayýn inerek koynuna girip, koltuðundan çýktýðýný ve bütün âlemi aydýnlattýðýný anlatan Hadîce Hâtuna Varaka bin Nevfel; “Âhir zaman peygamberi vücûda gelmiþtir. Sen O’nun hanýmý olursun. Senin zamânýnda O’na vahiy gelir. O’nun dîni bütün âlemi doldurur. Sen O’na en önce îmân eden olursun. O peygamber Kureyþ kabîlesinin Hâþimoðullarý kolundan olacak...” demiþti. Hadîce Hâtun bu defâ kölesi Meysere’nin anlattýklarýný Varaka bin Nevfel’e söyleyince, hayrete düþüp; “Bu söylediklerinden anlaþýlýyor ki, þüphesiz Muhammed bu ümmetin peygamberi olacak. Ben zâten bu ümmetten bir peygamberin çýkacaðýný biliyor ve O’nu bekliyordum. Bu zaman O’nun tam zamanýdýr.” dedi. Böylece hazret-i Hadîce’nin sevgisi ve îtimâdý daha da arttý.

    Muhammed aleyhisselâm 12 yaþýndayken amcasý Ebû Tâlib ile ticâret için Busra’ya kadar, 17 yaþýndayken amcasý Zübeyr ile Yemen’e ve 25 yaþýndayken hazret-i Hadîce’nin mallarýný satmak üzere Þam’a olmak üzere üç defâ seyâhate çýktý. Bunlarýn dýþýnda hiçbir yere seyahat yapmadý.