: Ýlk insan topraktan mý yaratýlmýþ, maymundan mý gelmiþtir?  ( 1076 )

  • kral

    • *
    • АДМИН
    • Новак
    • : 65
    • Karma 1
    • :
    • islamoFBulgaria.NeT
      • .
    Ýnsanýn kendi geçmiþi ile ilgilenmesi, þüphesiz aklýn gereðidir. Dünyaya nereden ve nasýl geldiðini bulmaya çalýþmasý gayet tabiidir. Ancak, bu tip sorularý nasýl çözecek, konu ile ilgili dokümanlarý neyle tartýp deðerlendirecektir? Sadece mücerret akýl bu sorularý cevaplandýrmaya kafi midir?

    Bu konunun açýklýða kavuþmasý için önce aklýn çalýþma prensibinin bilinmesi gerekir; Akýl, hadiseleri deðerlendirme ve yorumlamada, duyu organlarýyla alýnan bilgileri mantýk süzgecinden geçirir. Duygu organlarýnýn görevi farklý olduðu gibi, tesir sahalarý da sýnýrlýdýr. Kulaðýmýzla bütün sesleri iþitebiliyor muyuz? Hayýr! Sadece titreþimleri 20 ile 20.000 arasýndaki sesleri alabiliyoruz. Nitekim göz de ancak belli dalga boyundaki ýþýklarý seçebiliyor. Yedi renkli bir daireyi hýzla döndürünce beyaz görürüz. Beyaz ýþýk da renk tayflarýna ayrýlýnca yedi renk olarak karþýmýza çýkar. Demek ki, göz aldanabiliyor. Bir baþka misal; sýcak sudan çýkan elimizi ýlýk suya batýrýnca, bu suyun soðuk olduðuna hükmederiz. Ama hakikatte su ýlýktýr.
    Aslýnda burada aldanan ne gözdür, ne de el. Beyin, bu duyu organlarýndan gelen bilgilere dayanarak hükümler çýkarmýþtýr. Yani, her iki halde de yanýlmýþ olan beyindir.

    Herhangi bir konu hakkýnda akýl; “tüme varým” ve “tümden gelim” metotlarýyla deðerlendirme yapar ve bir hükme varýr. Bu hüküm gerçek bir hüküm olmayabilir de. Zira, daha sonra duyu organlarýnýn akla vereceði malzemenin deðiþmesiyle aklýn ortaya koyacaðý kýymet hükümleri de deðiþebilecektir. Çünkü, tesir sahalarý sýnýrlý olan duyu organlarýndan elde edilmiþ bilgilerin de eksik olacaðý tabiidir. Yetersiz bilgi ile aklýn yeterli hüküm çýkarmasý beklenebilir mi? Bundan dolayý bir çoklarý tarafýndan bilim; "Her an yanlýþlýðý ispatlanabilen deðer hükümleri" olarak tarif edilir.

    150 yýl önce ses ve þekillerin nakliyle ilgili bilgiler þimdikinden çok eksikti. Bu bilgilerle o zaman, görüntülerin nakledilemeyeceði hükmü çýkarýlmýþtý. Demek ki çevreden elde edilen bilgilerin deðiþmesine paralel olarak, aklýn ortaya koyduðu deðer hükümleri de deðiþiyor.

    O halde, ilk insanýn yaratýlýþý hakkýnda öyle bir hüküm ortaya koymalýyýz ki, zaman ve zemine baðlý olarak deðiþmesin. Yani, gerçek bir hüküm olsun.

    Akýl yaratýlýþý tek baþýna ne dereceye kadar kavrayabilir? Bu sorunun isabetli cevaplandýrýlmasý, mes'elenin çözümünü yarý yarýya kolaylaþtýracaktýr.

    Aklýn nüfuz edebildiði saha belirli ve sýnýrlýdýr. Bu alan dýþýnda kalan ve aklýn tek baþýna çözemediði problemler, metafiziðin konusunu teþkil ederler.

    Ýþte aklýn nüfuz sahasý dýþýnda olan metafizik konularýndan birisi de "yaradýlýþ”týr. Konu, ilk insanýn yaratýlýþý olunca, iþ daha da zorlaþýr. Aklýn burada tek baþýna varacaðý sonuçta hata payý büyük olacaktýr. Akýl bu vadide yalnýz gidemez. Giderse hatalý sonuçlara varmasý kaçýnýlmaz olur. Çünkü, bir anlama aleti olan aklýn idrak sahasý sýnýrlýdýr, dardýr. Onun için aklýn burada ilahi beyan ve hükümlere, yani külli bir akla ihtiyacý vardýr. O da Kur'an-ý Kerim'dir.

    Yaratýlýþý sadece akla güvenerek çözmek isteyenler de çýktý. Hem de büyük bir gürültü ile. Ama sonuç ne oldu? Sonunda "Çýkmaz yol"a girdiler. Ýnsanýn, bir takým hayvanlarýn evrimiyle ve tesadüfen ortaya çýktýðýný iddia eder oldular ve bu düþünce günümüzde bir doktrin, bir felsefe þeklini aldý. "Evrim felsefesi" olarak kendisine bir hayli taraftar da buldu. Bu felsefenin bazý ateþli taraftarlarý, iþi daha da ileri götürdüler. Öyle ki, evrim bunlarýn elinde bir inanç sistemi haline geldi. Evrime inanmayan aydýnlar, bu ilim çevrelerince aforoz edildiler. Orta çaðda mý? Hayýr! Yirminci yüzyýlda.
    Þunu hemen ifade edelim ki, evrimciler yaratýlýþý deðil, evrimi kabul ederler. Onlara göre; tek hücre zamanla deðiþikliðe uðrayarak günümüzdeki milyonlarca çeþit canlý hasýl oldu. Tabii insan da bunlar arasýndaydý ve bu deðiþiklikten o da nasibini aldý.

    Bu deðiþiklikler nasýl oldu? Bunu kim yaptý? Evrimcilere göre bu sorularýn cevabý gayet basittir. Bu farklýlaþma onlara göre; tesadüfen olmuþtur. Bu durumun ise çok uzun zamanda cereyan ettiðini söylerler. Mesela; ne kadar zamanda? Bu zaman öyle bir süredir ki, tetkiki mümkün deðildir. Faraza, iddia ettikleri deðiþikliðin, ileri sürdükleri zamanda cereyan etmediðini ortaya koysanýz, evrimci sizi baþka geçmiþlere havale eder.

    Evrimciler, býrakýn yeni canlýlarýn ortaya çýkýþýný, insan türünün ýrklarýný bile açýklayamýyorlar. Meþhur evrimci T. Dobzhansky, bununla ilgili olarak þöyle diyor:
    "Darwin'den bu yana bir asýr geçtiði halde, insan türündeki farklý ýrklarýn orijinine ait problemi çözemedik. Mesele hala bir asýr önceki kadar karýþýk." (*)

    Bir kimse, ýrklarýn orijinini dahi izah edemeyen bir teoriyle, bütün canlýlarýn yaratýlýþý ve geçirdiði deðiþiklikler gibi derin meseleleri nasýl açýklayacaktýr? Anlaþýlan odur ki, evrim teorisine ilmi delillerle yaklaþtýkça, bu teorinin müdafaasý imkansýz hale gelecektir.

    Meþhur bir evrimci olan Simpson, insanýn yaratýlýþýyla ilgili olarak þöyle der:
    "Ýnsan, kainatta anlama kapasitesine ve potansiyeline sahip tek varlýktýr. Þuursuz ve akýlsýz maddelerin bir ürünüdür. Dünyaya geliþini kendisi baþarmýþ olan insan, sadece kendisine karþý sorumludur. Ýnsan, kainatta yaratýcý, kontrol ve tayin edici bir güce sahip deðildir. Fakat, kendisinin ustasý ve amiridir. Bu bakýmdan insan, kendi kaderini kendisi tayin ve idare etmelidir."

    Simpson, evrim felsefesini açýklarken akýl ve mantýk sýnýrýný zorlamakta, bir cümlede söylediðini diðerinde yalanlamaktadýr. Ýnsan, hem "...Kainatta anlama kapasitesine ve potansiyeline sahip tek varlýk" olarak kabul ediliyor, hem de "þuursuz ve akýlsýz maddelerin ürünüdür" deniyor. Þuursuz ve akýlsýz bu maddeler, þuurlu insaný nasýl meydana getirecek?
    Maddelerin kendilerinde "anlama ve þuur" yok ki, insana verebilsin.

    Paragrafýn devamýnda "dünyaya geliþini kendisi baþarmýþ bir insan" deniyor. Bir yaþýnda ancak ayaða kalkabilen ve 5-6 yaþýnda çevresini tanýmaya baþlayan insanýn, kendisini yokluktan meydana getirmesine imkan var mý? Baþlangýçta yok olan insan nasýl kendisini meydana getirecek?

    Simpson yazýsýna þöyle devam ediyor: "insan kainatta yaratýcý, kontrol ve tayin edici bir güce sahip deðildir. Fakat kendisinin ustasý ve amiridir." Hem insanýn kainatta bir güce sahip olmadýðý, hem de kendisinin ustasý olduðu iddia ediliyor. Kainata sözü geçmeyen insan, nasýl kendisinin ustasý olacak? Zira, insanýn var olabilmesi için yer küreye, güneþe, aya, havaya, kýsacasý bütün bir kainata gerek vardýr.

    Meseleleri doðru deðerlendiremeyeceði düþüncesi ile 18 yaþýna kadar kendisine kanuni ehliyet tanýnmayan insana Simpson, anne karnýnda ve hatta önceki safhalarda kendi kendini idare ettiriyor.

    En basit bir hücre içinde bile, yüzlerce olay bir anda cereyan ediyor. Milyonlarca hücreden meydana gelen ve hücreleri devamlý deðiþip tazelenen insanýn, kendisini idaresi elbette düþünülemez. Kalbin çalýþmasý, sinir sisteminin iþlemesi, kanýn temizlenmesi ve besinlerin sindirim için hazýrlanýp taþýnmasý gibi yüzlerce olayýn cereyaný insanýn isteðine mi baðlý? Hayýr. Ýnsanýn hiç müdahalesi olmadan bu hadiseler devam ediyor. Simpson'un kendisi de bu kanunun dýþýnda deðil.

    Atom ve moleküllerden varlýklarýn teþkili ve kainatta cereyan eden bütün hadiselerin idaresi; ancak, sonsuz ilim ve kudret sahibi bir yaratýcýnýn, kainatta her an tasarrufta bulunmasýyla mümkündür.

    Meþhur evrimcilerden L. Zuckerman da çalýþma prensiplerini þöyle dile getirir: "Saf ilmi düþünceyle, fizik ve kimya kanunlarý ýþýðýnda iþe baþlýyoruz. Fakat, hemen objektif hakikatlerden uzaklaþarak kýyas ve tahmine dayanan sahaya kayýyoruz. Hissi bir seziþle veya izah tarzýyla insanýn fosil tarihiyle ilgili hükmü veriyoruz."

    Yine evrimcilerden Gould, çaresizliðini þu soru ile dile getiriyor: "Cedlerle nesiller arasýnda geçiþ gösteren hangi deliller var?" O'nun bu sorusuna evrimci anatomi profesörü Kitts þöyle cevap veriyor: "Paleontolojinin (Fosil bilgisi), evrimle ilgili delilleri saðladýðýna dair parlak sözlerine raðmen, evrimcilerin problemleri çözülememiþtir. Bunlarýn en önemlisi, fosiller arasýndaki boþluklardýr. Evrim için türler arasýnda geçiþ formu gereklidir. Halbuki paleontoloji bunu temin edememiþtir."

    Ýnsanýn sorasý geliyor. Madem evrim için geçiþ formu gereklidir. Bu geçiþ formlarý da bulunamamýþtýr. O halde niçin evrimi müdafaa ediyorsunuz?

    Evrimcilerin bu þekildeki itiraflarý daha da çoðaltýlabilir. Ama dikkat edilirse görülecektir ki, iddia ettikleri evrim fikrini destekleyen hiç bir delil yoktur. O halde niçin bu görüþlerinde ýsrarlýdýrlar? Tek cümle ile; bir Yaratýcýyý kabul etmemek için.
    Evrimcilerin temel felsefesini þöyle özetlemek mümkündür: Sanat var, fakat sanatkar yok. Eser var, usta yok. Kitap var, fakat bunu yazan yoktur.

    Evrimcilerin görüþ ve düþüncelerinin nereye dayandýðýný Gish, þu ifadelerle en iyi þekilde dile getiriyor: "Evrim felsefesi, evrimcilerin kendi dünya görüþleri içerisinde yer alan bir inanç sistemidir, bir dindir."

    Aslýnda evrim felsefesi materyalizmle iç içedir. Gish bu konuya þu sözlerle dikkat çekmektedir: "Bir çok ilim adamýnýn evrimi kabul etmesinin sebebi, bu teorinin, bütün canlýlarýn yaratýlýþýný materyalist ve tabiatçý bir düþünce ile izah etmesindedir. Çünkü bunlar, materyalizme ve tabiata inanýrlar." Nitekim bununla ilgili olarak meþhur evrimci Dobzshansky de þöyle der: "Bugün materyalist felsefe, mevcut biyoloji ilimlerinden çoðunun temelini teþkil eder."

    Evrim teorisinin bütün ilim adamlarý tarafýndan kabul edildiði sýk sýk tekrarlanýr. Aslýnda, bu, münakaþayý kazanmak için uydurulmuþ ve alýþkanlýk haline getirilmiþ bir yoldur.

    Ýnsanýn atasý olarak ileri sürülen fosiller arasýnda beþ tanesi çok fazla tartýþma konusu yapýlmaktadýr. Üzerinde en çok tartýþma yapýlan bu fosillere kýsaca temas edeceðiz.

    1— Java Adamý
    Java adamý olarak ileri sürülen varlýk, þu parçalardan meydana gelmiþtir: Yarým kafatasý, uyluk kemiði, iki büyük ve bir küçük azý diþi.

    Bu parçalar bir yerde ve ayný anda mý bulunmuþtur? Hayýr. Birbirinden uzak mesafelerde ve 1891-1898 yýllarý arasýnda toplanmýþtýr. Yani, sekiz yýl arayla...

    Java adamý resimleri tamamen uydurmadýr.
    Son yapýlan araþtýrmalarda bu kafatasýnýn þempanzeye, büyük iki azý diþinin orangutana, küçük azý diþi ile uyluk kemiðinin de insana ait olduðu anlaþýlmýþtýr.
    Nitekim fosilleri bulan Dubois de, hayatýnýn sonuna doðru gerçeði itiraf etmiþ ve Java adamý olarak ileriye sürdüðü yaratýðýn gibbon maymunu olduðunu açýklamýþtýr. Ama artýk ok yaydan çýkmýþ, Java adamý evrimciler katýnda müstesna yerini almýþtýr.

    Orta öðretim ve hatta yüksek öðretim kitaplarýnda hemen hepimizin zaman zaman þahit olduðu; yüzü kýllý, alný çekik, burnu ve çenesi ileriye doðru çýkmýþ Java adamýnýn gerçekle ilgisi yoktur. O halde bu resim ve þekiller nedir? Bunlar tamamen hayal mahsulü olarak çizilmiþ veya elle yapýlmýþ modellerdir.

    2— Pekin Adamý
    Bu yaratýðýn; üç azý diþi, kafatasý parçasý ve iki alt çeneden meydana geldiði iddia edilir. "Ýddia edilir" diyoruz. Çünkü, adý geçen bu fosillerden iki diþ hariç, diðerleri mevcut deðildir. Þu anda sadece bu iki diþle evrimci Weidenreich tarafýndan yapýlmýþ modeller bulunmaktadýr.

    Pekin adamýna ait fosillerin kaybolduðu ileri sürülür. Bunlarýn kayboluþ hikayesi ise anlatana göre deðiþmekte, gerçek durumu hiç kimse bilmemektedir. Bazý evrimciler, 1921-1928 yýllarý arasýnda Dr. Black tarafýndan bulunan bu fosillerin, Ýkinci Dünya Harbi esnasýnda Japonlar'ýn Pekin'i istilasý sýrasýnda kaybolduðunu iddia ederler. O sýra Pekin'de görevli bulunan O'Connel ise, Japonlar'ýn buraya gelmediðini, bu fosilleri evrimcilerin kendilerinin imha ettiðini belirtir. Ona göre, eldeki materyaller iddia edildiði gibi maymunla insan arasýnda geçiþi gösteren bir varlýðýn fosilleri deðildir. Kafatasý, o devirde avcýlarýn avladýklarý orangutan maymununa aittir. Bu hakikati gizlemek için evrimciler, eldeki fosilleri kendileri imha etmiþlerdir.

    Yapýlan araþtýrmalar da Pekin adamýnýn, insanýn evrime uðramýþ bir atasý deðil, orangutan benzeri bir maymun olduðunu ortaya çýkarmýþtýr.

    Þimdi bir biyoloji kitabýna baksanýz, Pekin adamýna ait düzgün bir baþ modeli veya kafatasý iskeleti ile çene kemiði ve diþlerin resmini görürsünüz. Bunlar gerçeði deðil, evrimci Weidenreich'in hayalindeki varlýðý yansýtýrlar. Çünkü, hakikatte ne böyle bir varlýk yaþamýþ ve ne de fosili bulunmuþtur.

    3— Piltdown Adamý
    Ýngiltere'de bulunduðu 1912 yýlýndan 1960'lý yýllara kadar hakkýnda ciltlerle kitap yazýlmýþ bir varlýk da Piltdown adamýdýr. Bu kitaplarda insanýn maymundan nasýl evrimleþtiði, adý geçen fosil delil gösterilerek enine boyuna anlatýlýr. Bu izahlar zaman zaman inandýrýcý da olmaktadýr. Zira, mevcut fosiller içinde en idealidir. Bütün kafatasý ve çene kemikleri ile diþler tamdýr. Bu fosil, bir müze müdürü olan Woodward ile týp doktoru Dawson tarafýndan bulunmuþ ve takriben 500 bin yýl önce yaþamýþ olduðu bildirilmiþtir.

    1955 yýlýndan sonra fluor testine tabi tutulan bu fosilin öyle iddia edildiði gibi eski deðil, çok yeni olduðu ortaya çýktý. Daha sonra üzerinde yapýlan detaylý araþtýrma ile eldeki materyalin sahtekarlýk belgesi olduðu görüldü. Hem öyle bir sahtekarlýk belgesi ki, kafatasý ve diþler insana, çene ise 10 yaþýndaki bir orangutan maymununa ait. Bu insan diþleri, maymunun çene kemiðine uydurmak için eðelenmiþ. Bununla da kalýnmamýþ. Kafatasý ve çene kemiklerine, eskiye ait olduðu görüntüsünü vermek için potasyum dikromat ile lekelendirilip Piltdown semti yakýnýnda bir çukura gizlice gömülmüþ. Tabii bir müddet sonra da buradan merasimle çýkarmak için.

    Bu sahtekarlýðýn ortaya çýkmasýyla ne deðiþti? Hemen hemen hiçbir þey. Sahtekarlýðý yapanlar ölmüþtü. Mes'uliyeti kimse üzerine almadý. Bu fosilleri ilim alemine takdim edenler ise, Afrika ve Avustralya'da yeniden arzularýna uygun fosil aramaya baþladýlar. Bunlar zaman zaman insanýn atasýna ait olan fosiller bulduklarýný iddia ediyorlar. Bu fosillerin insanýn atasý ile bir ilgisinin olmadýðýný anlamak için tekrar 40-50 yýl beklemeye bilmem gerek var mý?

    4— Nebraska Adamý
    Evrimciler tarafýndan insanýn atasý olarak ileri sürülen fosillerden birisi de Nebraska adamýdýr. Tennessee'de H.F. Osborn tarafýndan 1922 yýlýnda ortaya atýlmýþtýr. Bu varlýða ait delil nedir? Sadece bir azý diþi. Bu diþin takriben bir milyon yýl önce yaþadýðý farz edilen Prehistorik (Tarih öncesi) insana ait olduðu iddia ediliyordu. William Bryan, tek azý diþi ile insanýn atasý hakkýnda hüküm vermede acele edilmemesi gerektiðini bildirince bütün þimþekleri üzerine çekti. Evrimciler kendisini, geri kafalý olmakla itham ettiler. Fakat yýllar sonra yapýlan detaylý araþtýrmalarla bu diþin bir domuza ait olduðu ispatlandý.

    5— Hong Kong Adamý
    Bu adamýn da tuhaf antropolojik bir hikayesi vardýr. Von Koenigswald, bir Çin dükkanýndan bir miktar fosil diþ satýn alýr. Bunlardan üç diþi ayýrýr, bir kenara koyar. Bu hususta kendisine Weidenreich de yardýmcýdýr. Neticede bu üç diþe dayanarak bir fosil adam tayinine karar verirler. Buna bir de isim gereklidir. O da bulunur, "Hong-Kong Adamý." (*)

    Sonuç olarak denilebilir ki, canlýlarýn silsile halinde birbirinden hasýl olduðu görüþü tutarsýz, tamamen sathi ve subjektiftir. Ýnsanýn geçmiþi ile ilgili iddialar da bu paraleldedir. Hiç bir ilmi delili ve tutarlýlýðý yoktur. Üstelik bugün evrimcilerin bazý sahtekarlýklarýnýn ortaya çýkmýþ olmasý, kendilerine güveni iyice sarsmýþtýr.

    Anlaþýldýðý kadarýyla, bütün canlýlar ve hususan insan, doðrudan mükemmel þekliyle yaratýlmýþtýr.
    Evrimcilerin yanýldýðý noktalardan birisi de, bütün hayvan ve insanlarý; göz, kulak, burun vb. gibi organlardan ibaret olarak deðerlendirmeleridir. Bir türden bir baþkasýnýn teþekkül ettiði iddia edilirken, bunlarýn his ve duygu dünyasýný da gözden uzak tutmamak gerekir.

    Ceset veya vücut, canlýlarýn elbisesi gibidir. Her canlýnýn cesedi de ruhuna, hissiyatýna uygundur. Koyunun bedenine münasip ruhu ve aslanýn da yine ruhuna uygun bir bedeni vardýr.

    Koyunun ruhu ottan hoþlanýr. Ona aslanýn pençesini takmakla duygularýný deðiþtirebilir miyiz? Bütün vücut üyelerini deðiþtirsek bile, ruhunu deðiþtiremediðimiz sürece, o yine ot peþinde koþan munis bir koyun olarak kalacaktýr.
    Ýnsan da böyledir. Onun da cesedi, ruhunun elbisesidir. Bedeniyle ruh duygularý arasýnda tam bir uygunluk vardýr. Ýnsanda yazma hissi mevcuttur. Elleri de buna uygun olup kalemi tutacak þekildedir.

    Görüldüðü gibi, maddeten ve manen mükemmel insan bedeninin; "Bir takým hayvani bedenlerin evrimiyle meydana geldiði"ni ileri sürmek, bu noktadan da tutarsýzdýr.

    Batý'da evrim teorisinin lehinde büyük bir kampanya yürütülmektedir. Bu kampanyanýn hangi ölçülerde sürdürüldüðü, aþaðýdaki bir kaç misalle bir nebze anlaþýlacaktýr, sanýrým.

    Önde gelen biyoloðlardan A. N. Field, 1971 yýlýnda yayýnladýðý "The Evolution Hoax Exposed" isimli eserinde þu görüþlere yer verir:
    "...Evrimin ispat edilmiþ bir vakýa olduðu, halkýn boðazýna takýlýrcasýna her fýrsatta tekrar edilmektedir... Evrim teorisinin, ilim kisvesi altýnda bir þebeke tarafýndan yürütüldüðü bilinmektedir."

    Meþhur bir anatomi profesörü olan Thomas Dwight'ýn ifadeleri de oldukça dikkat çekici. Bakýn ne diyor:
    "Evrim konusunda kurulmuþ olan diktatörlük, meselenin dýþýnda olanlarýn tahmin edemeyeceði kadar despot hale gelmiþtir. Sadece düþünce sistemimizi etkilemekle kalmýyor, ayný zamanda terör çaðlarýný aratan bir baskýyý da sürdürüyor. Acaba bilim dünyasý liderlerinden kaç tanesi bu konudaki düþüncelerini aynen açýklayabilir?"

    Ýngiltere Kraliyet Derneði üyesi Paleontolog Merson Davis, 1926 yýlýnda Victoria Enstitüsü yayýnlarýndan birinde þunlarý yazmaktadýr:
    "Bugünlerde evrime karþý çýkmak, baþkalarýnýn da söylediði gibi para kazandýrmýyor... Acaba kaç kiþi Avrupa çapýnda meþhur zoolog Fleischmann'ýn, evrimin ilmi olarak kabullenemeyeceðini ifade eden sözlerinden haberdardýr? Fleischmann'a hiç kimse doðrudan doðruya karþý çýkmamýþtýr. Fakat üstü kapalý bir þekilde kýnanmýþ ve kýsa zamanda unutturulmuþtur. Ýlim adamlarý, bu ve buna benzer hadiselerle karþýlaþtýkça bu konudaki fikirlerini beyan etmeyip kendilerini saklamaktadýrlar."

    1928 yýlýnda Paul Shorey, Amerika'da yayýnlanan Atlantic Montly dergisinde aþaðýdaki görüþlere yer verir:
    "Sadece gazete idarehanelerinde deðil, Kuzey Amerika'daki bütün üniversitelerde hiç bir þey 'EVRÝM' kadar kutsal olamaz. Bunun tenkidi mümkün deðildir. Bir profesör, Hýristiyanlýða, ABD anayasasýna, George Washington'a, kadýn haklarýna, evliliðe veya özel mülkiyete serbestçe dil uzatabilir. Fakat evrime asla... Bu, müsamahasýzlýk ve geri kafalýlýk olur."

    Sir Ambrose Fleming'i sanýrým tanýmayan yok gibidir. Bu zat, radyo yayýnlarýný saðlayan termo iyonik radyo lambasýný keþfetmiþtir. 1934 yýlýnda Ýngiltere'de teþekkül eden evrimi protesto hareketinde Fleming de vardýr ve evrimi çürütecek bir metni radyoda okumak için BBC (Ýngiliz radyo ve televizyon kurumu) idaresinden müsaade ister. Fakat BBC müdürü C. A. Siepmann bu teklifi reddeder. Gerekçesi de þudur:
    "Memlekette önde gelen bilginlerin çoðunluðunun desteðini saðlayabilmemiz için bu tip yayýn yapýlmamasý, BBC'nin umumi politikasýdýr."

    Evrim lehindeki bu baský, meþhur biyolog Prof. Sir William Batenson'u ise hayata küstürmüþtür. Batenson, Amerikan ilmi Ýlerleme Birliði'nin Toronto'da yapýlan kongresinde evrimi destekleyen delilin bulunmadýðýný dile getirmiþtir. Lakin, tarafsýz bir þekilde ortaya koyduðu bu düþüncesinden dolayý meslektaþlarýnýn üzücü ve devamlý protestosuyla karþýlaþmasý, O'nu büyük bir ümitsizliðe itmiþ ve sonunda mesleðini terk etmiþtir.

    Dünya çapýnda meþhur evrimcilerden Douglas Dewar 1912 yýlýnda "Türlerin Teþekkülü" adlý evrimi destekleyen bir kitap yazar. Bu kitabý, devrin baþkaný Roosevelt tarafýndan da tavsiye görür. Dewar bu yayýnýndan sonra araþtýrmasýný daha da geniþletir ve Hindistan kuþlarýný detaylý þekilde inceler. Neticede, ani mutasyonlarla (deðiþme) türlerin deðiþmediði kanaatine varýr ve evrim teorisini reddeder. Daha sonra "Ýnsan Özel Yaratýk" adlý kitabýný neþreder. Bu kitabýnýn bir yerinde þöyle der:
    "Evrimcilerin basýný ele geçirmelerinin önemini pek az insan idrak etmiþtir. Bu gün pek az dergide evrim teorisini reddeden makale çýkar. Hatta dini dergilerin bile bir çoklarý insanýn hayvan soyundan geldiðini kabul eden modernistlerin elindedir... Genellikle bütün gazetelerin yazý iþleri müdürleri evrimi, ispat edilmiþ bir vakýa olarak bilmekte ve bu teoriye karþý herkesi cehalet, ya da delilikle suçlamaktadýrlar... Hemen hepsi, evrimciler tarafýndan çýkarýlan ilmi mecmualar ise, evrim mefhumuna ufak bir gölge düþürecek yazýyý bile yayýnlamak istememektedirler... Kitap neþredenler ise, yürürlükte olan böyle bir teoriye karþý çýkýp da üzerine hücumlar toplayacak veya raðbet görmeyecek bir kitabý basmazlar. Hatta basým masraflarý yazara ait olsa bile... Bununla yayýnevinin itibar kaybedeceðini düþünürler. Böylece halk, meseleyi tek yönlü olarak bilmektedir. Halktan birisi, evrimi, yer çekimi kanunu gibi ispat edilmiþ bir gerçek olarak bilir."

    Batýdaki bu taassubun uzun sürmemesini dileriz.

    Evrim teorisini müdafaa edenlerin büyük bir kýsmýnýn esas maksadý, insanýn maymundan geldiði safsatasýný zihinlerde yerleþtirmektir. Bunu doðrudan söyleyemedikleri için, ilim kisvesi altýnda evrim teorisini ileri sürüp, bunu ispata çalýþýrlar.
    Akla þöyle bir soru gelebilir: Niçin ýsrarla insanýn maymundan geldiði iddia ediliyor? Bu sorunun bir kaç cevabý olabilir.
    Birinci ve en önemlisi; inançlarý sarsarak, materyalist felsefeyi ve inançsýzlýðý bütün dünyaya yaymaktýr. Gerek Kur'an-ý Kerim'de ve gerekse Ýncil ve Tevrat gibi diðer semavi kitaplarda; insanýn ilk atasýnýn Hz. Adem olduðu bildirilir. Onun da topraktan yaratýldýðý beyan edilir. Dolayýsýyla dini inancý sarsmanýn yollarýndan birisi, bu semavi hükme ters düþen felsefeyi ileri sürmektir.

    Evrim nedir? Ýleri sürdüðü deliller nelerdir? Teori nedir? Bu teorinin leh ve aleyhindeki düþünceler nelerdir? Bütün bu sorularýn cevabýný anlama ve araþtýrma safhasýnda olmayan gençlerin zihinleri, biyolojiden tarihe varýncaya kadar bütün derslerde evrim felsefesinin bombardýmaný altýndadýr.

    Evrim felsefesinin özellikle insanýn geçmiþi ile alakalý görüþü, ilim kisvesiyle bir kanun gibi devamlý telkin edilir. Ayrýca, evrim anlatýldýktan sonra, din ve ilmin çatýþtýðý tekerlemesinin de hemen ilave edildiðini unutmamak icap eder. Belki de bu genç, din ile ilmin deðil, gerçekte evrim felsefesinin ortaya koymaya çalýþtýðý hayal mahsulü ile dinin çatýþtýðýný, hayatý boyunca öðrenme imkaný bulamayacaktýr.

    Bazýlarýnýn evrimi savunmasýnýn diðer bir sebebi de mesuliyetten kaçma hissidir. Çünkü, yaratýlýþý kabul, bir Yaratýcýnýn varlýðýný gerektirir. Yaratýcýyý kabul edince ardýndan O'nun emir ve yasaklarýna riayet gelecektir. Bu sorumluluktan kaçmanýn tek yolu, yaratýlýþý tesadüf ve sebeplere havale etmektir.