NAMAZ TESBÝHATI ÝLE ÝLGÝLÝ BAZI AYET VE HADÝSLER
“En güzel isimler Allah'ýndýr. O isimlerle ona dua edin.” (Â'raf, 7/180)
Nisa suresinin 103. ayetinde Cenab-ý Allah þöyle buyurmaktadýr:
“Namazý kýldýktan sonra; ayaktayken, otururken ve yan yatarken Allâh’ý anýn.”
Üstad Bediüzzaman Hazretleri çeþitli sohbetlerinde bu konuda þöyle demiþtir:
"Namazýn sonunda tesbihat, namazýn tohumu, çekirdekleri hükmündedir."
"Tesbihatta, ´Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber' derken kalbi hüþyar bir mü'min o vakitte namaz kýlan, ´tesbihat eden milyonlar mü'minler cemaatý arasýna manen girer, onlarla beraber söyler. Hatta daha ileri gitse bütün zaman ve mekânlardaki mü'minlerle beraber olarak, ortada Resûl-i Ekrem (a.s.m.) saðýnda enbiyalar, solunda evliyalar ve bütün müminler beraber tesbihat edebilir." (bk. N. ÞAHÝNER, Son Þahitler, Mustafa SUNGUR'un Hatýralarý, IV/15-91)
Bu kadar sevablý bir ibadeti kaçýrmamak ve þirketi maneviyede yer alabilmek için farz namazlarýndan sonra bu tesbihatlarýn yapýlmasý çok önemlidir.
HADÝSLER
Bir gün baþta Ebu Zer olmak üzere Muhacirlerin fakirleri Peygamberimize (asm) gelerek þöyle dediler:
“Ya Resulallah! Varlýk sahipleri yüksek dereceleri ve daimi nimetleri alýp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kýlýyorlar, oruç tutuyorlar. Ancak onlar sadaka veriyor biz veremiyoruz, onlar köle azâd ediyor, biz edemiyoruz.”
Peygamberimiz (asm) onlara þu müjdeyi verdi:
“Ben size bir þey öðreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetiþir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz; meðerki sizin yaptýðýnýz gibi yapmýþ olsunlar. Her namazdan sonra 33 kere 'Sübhânallah', 33 kere 'Elhamdülillah', 33 kere 'Allahü ekber' derseniz, tamamý 99 eder; yüzün tamamýnda da ‘Lâilâhe illallâh vahdehûlâ þerîke leh, lehü’l- mülkü velehü’l- hamdü ve hüve alâ külli þey’in kadîr.’ derseniz, günahlarýnýz denizin köpüðü kadar da olsa baðýþlanýr.” (Müslim-Mesacid 146)
“Þeytan, namazda iken her birinize gelir, 'Þunu þunu hatýrla.' der, ve namazdan çýkýncaya kadar devam eder. (Bu hatýrlatmalarýn neticesi olarak) kiþi bu tesbihatý terk bile eder.” (Tirmizi Daavât 25)
"Ýmanýnýzý 'Lâ ilâhe illâllah' ile yenileyiniz." (Müsned, 2:359; Hâkim, el-Müstedrek, 4:256; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:52)
"Resülullah (asm) buyurdular ki:
"Allah'ýn celalinden zikrettiðiniz tesbih (Sübhanallah), tehlil (Lâ ilahe illallah) ve tahmid (elhamdülillah) cümleleri Arþ'ýn etrafýnda dönüp dururlar. Onlar týpký arý oðulu uðultusu gibi uðultu çýkararak, sahiplerini andýrýrlar. Sizden biri, Arþ'ýn civarýnda kendisini andýrtan birisinin olmasýndan hoþlanmaz mý?"
Resulullah (asm) Haris et-Temimiye þöyle buyurmuþtur:
“Akþam namazýný kýldýðýn zaman yedi defa ‘Allahümme ecirnâ minen nâr’ de. Þayet bu duayý okur, o gece ölürsen, Cenab-ý Hak seni cehennemden uzak kýlar. Ayný þekilde sabah namazýný kýldýktan sonra okur, o gün ölürsen yine cehennemden azat edilmiþ olarak yazýlýrsýn.”
Ýbnu Abbâs anlatýyor:
"Resülullah teþehhüdden sonra þunu okurdu: "Allahümme inni eûzü bike min azâbi cehennem ve eûzü bike min azâbi'I-kabri ve Eûzü bike min fitneti'd-Deccâl ve eûzü bike min fitneti'I-mahyâ ve'I-memât."
"AIIah'ým, ben cehennem azabýndan sana sýðýnýrým. Kabir azabýndan da sana sýðýnýrým. Deccal fitnesinden de sana sýðýnýrým, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sýðýnýrým"(Ebu Dâvud, Salât 184)
Hz. Büreyde anlatýyor:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir adamýn þöyle söylediðini iþitti:
"Allah'ým, þehâdet ettiðim þu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden baþka ilah olmayan Allah'sýn, birsin, Samedsin (hiçbir þeye ihtiyacýn yok, her þey sana muhtaç), doðurmadýn, doðmadýn, bir eþin ve benzerin yoktur."
Bunun üzerine Efendimiz buyurdular:
"Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan Ýsm-i Âzàmý adýna talepte bulundu. Þunu bilin ki, kim Ýsm-i Âzamla dua ederse Allah ona icâbet eder, kim onunla talepte bulunursa (Allah ona dilediðini mutlaka) verir." (Tirmizî, Daavât 65, Ebû Dâvud, Salât 358)
"Kim sabah vakti üç kere ‘Eûzü billâhi’s-semîi’l alîmi mine’þ-þeytânirra-cîm’ der ve Haþir suresinin sonunda üç ayeti okursa, Allah Teâlâ o kimse için akþama kadar dua ve istiðfar etmek üzere yetmiþ bin melek vazifelendirir, o gün ölürse þehit olarak vefat eder. Kim bu ayetleri akþam vakti okursa ayný mükâfat ve dereceye ulaþýr.” (et-Tâc,4;22)
“Yüce Allah Bakara Suresine iki ayetle nihayet vermiþtir. Onlarý okuyana mükâfatýný Arþ-ý Âlâdaki hazinesinden verecektir. Onlarý öðrenin, hanýmlarýnýza ve çocuklarýnýza da öðretin."
Ebû Ümâme anlatýyor:
Allah Resûlüne “En ziyade dinlenmeye (ve kabule) mazhar olan dua hangisidir?" diye soruldu. "Gecenin sonunda yapýlan dua ile farz namazlarýn ardýndan yapýlan dualardýr!" diye cevap verdi." (Tirmizî, Daavât 80.)
Fadâle Ýbnu Ubeyd anlatýyor:
"Resûlullah dua eden bir adamýn, dua sýrasýnda Hz. Peygamber'e salat ve selam okumadýðýný görmüþtü. "Bu kimse acele etti." buyurdu. Sonra adamý çaðýrýp:
"Biriniz dua ederken, Allah Teâlâ'ya hamd u senâ ederek baþlasýn, sonra Peygamber'e salât okusun, sonra da dilediðini istesin." buyurdu. (Tirmizî, Daavat 66, Ebû Dâvud, Salât 358)
Bildiðimiz kadarýyla camilerde cemaatle yaptýðýmýz müezzinli tesbihat, Bilali Habeþi’nin müezzinliði içinde mevcut deðildir. Onun zamanýndaki tesbih dualarýný, namaz kýlan þahýslar kendi baþlarýna yapýyorlar, müezzinli, cemaatli sesli tesbihat uygulanmýyordu. Sonralarý insanlarda ihmal ve unutkanlýklar baþladýðý görülünce, bugünkü cemaatli tesbihatýn camilerde baþlatýldýðý anlaþýlmaktadýr.
Namaz tesbihatýný tek baþýna yapmak mümkün olduðu gibi, cemaat halinde îfa etmek de mümkündür.
Cemaatle kýlýnan namazlardan sonra bu tesbih ve duâlarý müezzinin iþtirakiyle cemaat de hep birlikte yapar ki, fazilet ve sevabý bakýmýndan daha güzel ve daha isabetlidir.
Namaz tesbihatýnýn cemaat halinde yapýlmasýnýn sünnette yerinin olup olmadýðýna gelince, Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) toplu halde yapýlan zikir, duâ ve ibadetleri her seferinde teþvik etmiþ; sahabîlerini toplu halde sohbet eder, zikreder ve ibadet eder halde görürse memnun olmuþ ve onlara bazý müjdeler vermiþtir.
Hz. Muâviye’nin rivâyetine göre, birgün Peygamberimiz (a.s.m.) sahabîlerden bir kýsmýnýn bir halka teþkil ederek oturduklarýný gördü. Yanlarýna vardý ve sordu:
“Ne maksatla bir araya gelip burada oturdunuz?”
Onlar, “Bize Ýslâm gibi bir din bahþeden ve bu yolla bizi imtihana tâbi tutan Allah’ý zikretmek ve ona hamdetmek için oturduk.” dediler.
Peygamberimiz (asm) bir defa daha sorup, onlardan yeminli bir cevap aldýktan sonra þöyle buyurdu:
“Sizi suçlamak için yemin ettirdiðimi sanmayýn. Lâkin þu var ki; bana Cibril geldi, Aziz ve Celîl olan Allah’ýn meleklerine karþý sizinle iftihar ettiðini haber verdi.” (Müslim, Zikir, 40.)
Görüldüðü gibi, Peygamber Efendimiz (asm), namazdan sonra olmasa da, herhangi bir vesileyle bir araya gelip zikir ve tesbihle meþgul olan mü’minleri bile medhetmiþtir. Her ne kadar namaz tesbihatý Peygamberimizin (a.s.m.) zamanýnda cemaat halinde toplu olarak yapýlmamýþ olsa dahi, daha sonraki müçtehid imamlar zamanýndan itibaren her namaz kýlanýn rahatlýkla yapabilmesi ve zikrin sevabýndan mahrum kalmamasý için, cemaat halinde yapýlmasýnýn daha faydalý olacaðý esas olarak benimsenmiþtir.