: Gençken Oruç Tutmak  ( 960 )

  • kral

    • *
    • АДМИН
    • Новак
    • : 65
    • Karma 1
    • :
    • islamoFBulgaria.NeT
      • .
    Gençken Oruç Tutmak
    « -: 13 2021, 23:24:28 »

    Ramazan-ý þerif, aylarýn en faziletlisidir. Oruç ayýdýr. Kur’an ayýdýr. Kur’ân-ý Kerîm’in iniþi bu ayda baþlamýþtýr. Ramazan ayý Allah Teâlâ’ya itaat ve ibadet, iyilik ve ihsan, maðfiret, rahmet ve ilâhî rýzâya ulaþma ayýdýr. Ramazan-ý þerif içinde bin aydan hayýrlý “Kadir gecesi” bulunmaktadýr. Ramazan ayý mümin kulun din ve dünya iþlerini düzeltmesine yardýmcýdýr. Dualarýn Cenâb-ý Hak tarafýndan çokça kabul edildiði bir aydýr. Ýftarlar ve yardýmlar sebebiyle akrabalýk, dostluk ve komþuluk haklarýnýn ihya edildiði bir aydýr. Malî ibadetlerin bolca yapýlmasýyla (zekât ve fitrelerle) fakirlere yardým elinin uzatýldýðý bir aydýr.
    Sonunda sevinç günü olan Ramazan Bayramý ve bayram namazý vardýr. Gündüzleri oruçla, geceleri teravih namazlarýyla ihya edilir. Son on gününde itikâf sünneti vardýr. Kulluk bakýmýndan kârlý, bereketli ve nuranî bir aydýr. Ramazan ayý ve bu ayda oruç tutmanýn faziletine dair birçok hadis-i þerif vardýr. Bunlardan bazýlarý þunlardýr.
    Hz. Resûlullah Efendimiz (s.a.v) buyurmuþtur ki: “Eðer kullar ramazan ayýndaki üstünlükleri bilselerdi, bütün senenin ramazan olmasýný isterlerdi.”1
    Resûlullah (s.a.v), bir hadis-i kudsîde Allah Teâlâ’nýn þöyle buyurduðunu söylemiþtir: „Âdemoðlunun her ameli kendisine aittir; ancak oruç hariç. Oruç benim içindir ve onun karþýlýðýný ben vereceðim.“2
    Ashabtan Selmân-ý Fârisî (r.a) þu hadis-i þerifi rivayet etmiþtir:
    Resûlullah (s.a.v) Þâban ayýnýn son günü bize bir hutbe okudu ve buyurdu ki: “Ey insanlar! Büyük bir ayýn gölgesi üzerinize düþmüþ bulunuyor! O ay içinde bulunan Kadir gecesi bin aydan hayýrlýdýr. Cenâb-ý Hak, bu ayda oruç tutmayý farz ve geceleri ibadet etmeyi nafile kýlmýþtýr. Kim bu ayda hayýrlý bir haslet ile Allah Teâlâ’ya yaklaþýrsa, diðer aylarda bir farz eda etmiþ gibi sevap kazanýr. Yine bu ayda bir farzý yerine getiren diðer aylarda yetmiþ farzý yerine getirmiþ gibi sevap kazanýr. Bu ay sabýr ayýdýr. Sabrýn karþýlýðý ise cennettir. Bu ay yardýmlaþma ayýdýr. Bu ayda müminin rýzký artar. Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse, bir köle âzat etmiþ gibi sevap kazanýr ve günahlarý maðfiret edilir.”
    Bu sözler üzerine biz dedik ki:
    “Ey Allah’ýn Resûlü! Bizim hepimiz bir oruçluyu iftar ettirecek imkâna sahip deðiliz.”
    Resûlullah (s.a.v) sözlerine þöyle devam etti:
    1 Taberânî,el-Kebîr,22/389;Ebû Ya‘lâ,Müsned,nr.5273;Ýbn Huzeyme,Sahîh,3/190;Heysemî,ez-Zevâid, 3/141.
    2 Buharî, Savm, 2, 9; Libas, 78; Müslim, Siyam, 164; Ebû Davud, Savm, 25.
    “Oruçluya bir içim süt, bir içim su ve birkaç hurma vererek iftar ettirene de Allah Teâlâ bu sevabý verir. Kim bir oruçlunun karnýný doyurursa, Allah Teâlâ onun günahlarýný maðfiret eder. Yine onu benim kevser havuzumdan içirir ve ondan sonra hiç susuzluk çekmez. Oruç tutan kiþinin sevabýndan bir þey eksilmeden, kendisinin kazandýðý sevap kadar da iftar ettiren kiþiye sevap verilir. Bu ay öyle bir aydýr ki, evveli rahmet, ortasý maðfiret ve sonu cehennemden âzat olmaktýr. Bu ayda kölesinin (hizmetçisinin, iþçisinin) iþini hafifleten kiþiyi Allah Teâlâ ateþten âzat eder. Bu ayda þu dört haslete sýkýca sarýlýn; iki haslet ile Rabbinizin rýzâsýný kazanýr, ikisine ise her zaman ihtiyaç duyarsýnýz, Rabbinizin rýzâsýný kazandýracak iki haslet þudur: Allah’tan baþka ilâh bulunmadýðýna þehadet getirmek ve Allah’tan günahlarýn baðýþlanmasýný dilemek. Her zaman ihtiyaç duyduðumuz iki haslet ise, Rabbinizden cenneti istemek ve cehennemden O’na sýðýnmaktýr.“3
    Yine Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuþtur ki:
    „Ramazan ayýnýn ilk gecesi gelince sekiz cennetin bütün kapýlarý açýlýr. Bu ay boyunca cennet kapýlarýndan hiçbiri kapanmaz. Cenâb-ý Hak (c.c), bir nidacýya þöyle ilân etmesi için emir verir:
    “Ey hayýr arayan kiþi, gel! Ey kötülükte ileri giden kiþi, býrak! Günahlarýnýn baðýþlanmasýný dileyen yok mu, baðýþlansýn! Dilekte bulunan yok mu, dileði verilsin! Tövbe eden yok mu, tövbesi kabul edilsin!’
    Bu durum fecir doðup sabah oluncaya kadar böyle devam eder. Cenâb-ý Hak (c.c), her akþam iftar vakti, azabý hak etmiþ bir milyon kiþiyi cehennemden âzat eder.“4
    Resûlullah (s.a.v), Ramazan ayýný „sabýr ayý“ diye isimlendirmiþtir. Çünkü sabýr; nefsi arzularýndan alýkoymak ve Allah’ýn emrine hapsetmektir.
    Ýmam-ý Rabbânî hazretleri de buyuruyor ki:
    „Mübarek Ramazan ayý, çok þereflidir. Bu ayda yapýlan nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, baþka aylarda yapýlan farzlar gibidir. Bu ayda yapýlan bir farz, baþka aylarda yapýlan yetmiþ farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahlarý affolunur. Cehennemden âzat olur. O oruçlunun sevabý kadar, ayrýca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabý hiç azalmaz.
    Bu ayda, emri altýnda bulunanlarýn iþlerini hafifleten, onlarýn ibadet etmelerine kolaylýk gösteren âmirler de affolunur, cehennemden âzat olurlar. Bu ayý fýrsat bilmeli, elden geldiði kadar ibadet etmelidir. Allah Teâlâ’nýn razý olduðu iþleri yapmalýdýr. Bu ayý, âhireti kazanmak için fýrsat bilmelidir.”
    Kur’ân-ý Kerîm Ramazan’da indi. Kadir gecesi bu aydadýr. Ramazan-ý þerifte iftarý erken, sahuru geç yapmak sünnettir. Resûlullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
    3 Beyhakî, Þuabu’l-îmân, nr. 3695; Münzirî, et-Terðîb ve’t-Terhîb, nr. 1469.
    4 Ýbn Huzeyme, es-Sahîh, nr. 1887; Beyhakî, Þuabü’l-Ýmân, nr. 3608.
    Bu ayda, cennet kapýlarý açýlýr, cehennem kapýlarý kapanýr. Þeytanlar zincirlere baðlanýr. Rahmet kapýlarý açýlýr. Allah Teâlâ, bu mübarek ay þanýna yakýþacak kulluk yapmayý ve razý olduðu, beðendiði yolda bulunmayý hepimize nasip eylesin!
    Kýyamete kadar insanlýða hidayet yolunu gösterecek olan kelâmullah, levh-i mahfûzdan dünya semasýna bu ayda indirilmiþ, oradan da âyet âyet, sûre sûre iki cihan güneþi Hz. Muhammed’e (s.a.v) nâzil olmuþtur.
    Mekke’de baþlayan nüzûl, Allah Resûlü’nün (s.a.v) peygamberlik süresince Medine’de devam etmiþ ve yaklaþýk yirmi üç senede tamamlanmýþtýr.
    Âyet-i kerîmede nüzulün bu ilk merhalesi anlatýlarak þöyle buyrulmaktadýr:
    „Ramazan ayý ki, Kur’an, insanlara hidayet rehberi, yol gösterici ve doðruyla yanlýþý birbirinden ayýran açýklayýcý belgeler olarak o ayda indirilmiþtir.“5
    Yüce Allah, kelâm sýfatýyla insanlara ve cinlere diyeceðini demiþ, kitaplarýn en mübareðini, zamanlarýn ve mekânlarýn en kýymetlisinde, insanlarýn en þereflisine indirmiþtir.
    Yüce Allah, „Biz onu (Kur’an’ý) mübarek gecede indirdik“6 buyurmakta; bu mübarek gecenin hangi gece olduðunu da, „Biz Kur’an’ý Kadir gecesinde indirdik“7 buyurarak açýklamaktadýr.
    Görüldüðü gibi aylar içinde Kur’an’da adý geçen tek ay ramazandýr. Bu da yüce Allah’ýn, ramazan ayýna ne kadar önem verdiðini göstermektedir.
    Amellerin mükâfatý bu ayda diðer aylara göre kat kat artmakta, böylece günahlara kefâret olup, onlarý eritmektedir.
    Resûl-i Ekrem (s.a.v), ramazan ayýndaki rahmet ve bereketi þöyle müjdelemiþtir:
    „Kullar ramazan ayýnda ne kadar fazilet ve hayýrlarýn olduðunu bilselerdi, senenin tamamýnýn ramazan olmasýný temenni ederlerdi.“8
    5 Bakara 2/185.
    6 Duhân 44/3.
    7 Kadr 97/1.
    8 Ebû Ya’lâ, Müsned, 9/180; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 3/141; Beyhakî, Þuabü’l-imân, 3/313; Müttakî-i Hindî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 23715.
    „Kim inanarak ve sevabýný yüce Allah’tan umarak oruç tutarsa geçmiþ günahlarý affedilir. Kim de inanarak ve sevabýný yüce Allah’tan umarak Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiþ günahlarý affedilir.“9
    „Kim ramazanda orucunu tutar, haddini bilir, korunmasý gereken þeylerden korunursa, bu onun geçmiþ günahlarýna kefâret olur.“10
    Ramazan orucunun ve ramazan gecelerinin ihyasýnýn günahlara kefâret olmasý için, bu ibadetlerin bir ay boyunca devam etmesi þarttýr.
    Ramazaný oruçlu geçirenlerin bayram günü, bayram namazýndan evlerine dönerken baðýþlanmýþ olarak döndükleri rivayet edilmiþtir.
    Kim ramazan ayýnýn gündüzlerini oruçlu, gecelerini ibadetle geçirirse, gözünü, avretini, elini ve dilini haramdan korursa, namazlarýný cemaatle kýlarsa, cuma namazýna erkenden giderse, ramazanda orucunu tutmuþ, kâmil bir ecir kazanmýþ, Kadir gecesini ihya etmiþ ve Rabbinin mükâfatý ile kurtulmuþ olur.
    Resûl-i Ekrem (s.a.v), ashabýna ramazan ayýnýn geliþini þöyle müjdelerdi: „Ramazan ayý geldi. O, mübarek bir aydýr. Allah bu ayda oruç tutmayý size farz kýlmýþtýr. Bu ayda cennetin kapýlarý açýlýr, cehennemin kapýlarý kapanýr ve þeytanlar baðlanýr. Bu ayda bin aydan daha hayýrlý bir gece vardýr. Kim bu gecenin hayrýndan mahrum olursa, gerçekten mahrum olmuþtur.”11
    Mümin, cennetin kapýlarýnýn açýlmasýna, günahkâr, cehennemin kapýlarýnýn kapanmasýna ve akýllý kiþi, þeytanlarýn baðlanmasýna nasýl sevinmesin? Düþünün! Bu zamana benzeyen baþka bir zaman daha var mý?12
    Abdurrahman-ý Tâhî Hazretleri (k.s) bir dostuna yazdýðý mektupta þöyle der: „Bu ayý bir ganimet bilmelisin. Bu mübarek ayýn her gecesinde binlerce insan cehennemden azat edilir. Cennet kapýlarý açýlýr. Cehennem kapýlarý kapatýlýr. Azgýn þeytanlar dizginlenir. Ýftarda acele etmek, sahuru ise geciktirmek sünnettir. Özellikle bu iki vakitte Allah’a olan âcizliðimizi ortaya koymalýyýz. Böyle yapana çok sevap verilir. Teravih namazlarýný kýlmak, Kur’ân-ý Kerîm’i hatmetmek Peygamberimizin hiç
    9 Buhârî, Ýmân, 29; Müslim, Müsâfirîn, 175.
    10 Ahmed, Müsned, 3/55; ibn Hibbân, Mevârid, nr. 879; Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2/91.
    11 Nesâî, Savm, 4; Ahmed, Müsned, 2/230, 385, 425.
    12 Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayýnlarý, sf.66.
    terketmediði müekked sünnetlerdendir. Dedikodu (gýybet) yapmaktan, boþ sözler söylemekten, yalan konuþmaktan sakýnmalýsýn. Mürþidinden uzakta ramazan ayýný geçirdiðin için mahzun kalpli olmalýsýn. Bu ayda onunla beraber geçirdiðin günleri çokça hatýrlamalýsýn. Virdlere ve özellikle bu ayda öðle namazýndan hemen sonra yapýlan rabýtaya sýmsýký yapýþmalýsýn.“13, 14
    Allah Dostlarýnýn Ramazan Ayýna Verdikleri Önem
    Bütün Allah dostlarý ramazan-ý þerifte ibadet ve taate çok önem vermiþlerdir. Mesela, „Seyyid Muhammed Raþid hazretleri (k.s) camiye çok baðlýydý. Hasta olduðu zamanlarda bile camide cemaat ile birlikte namazýný kýlardý. Farz ve vâcip ibadetlerinin dýþýnda nâfile ibadetlere, bilhassa geceleyin yapýlan amellere çok önem verirdi. Gece namazýna kalkmayý ýsrarla tavsiye ederdi. Vitir namazýný geceleyin teheccüd ile birlikte kýlardý. Kuþluk namazýný normalde dört, ramazan ayýnda sekiz rek’at kýlardý. Gecenin çok az kýsmýný uyku ile diðer zamanýný güneþ doðuncaya kadar ibadetle ihya ederdi. Ramazan ayýnda amelini artýrýr, gece ve gündüz olmak üzere günde iki defa tesbih namazý kýlardý. Ramazanýn ilk on beþ günü teheccüd namazýný aile fertleriyle, son on beþ günü de camide cemaatle birlikte kýlardý. Ramazanýn son on gününde geceleri neredeyse uyumazdý. Kadir gecesine vasýl olmaya çalýþýrdý. Diðer zamanlar günde bir cüz Kur’ân-ý Kerîm okurken, ramazan ayýnda iki günde bir hatim indirirdi. Ramazan orucu dýþýnda þevval ayý orucunu, arife günü orucunu ve muharrem orucunu hiç terk etmezdi.“15
    Ramazan Orucu
    Oruç bir ibadettir, Ýslâm dininin temel farzlarýndandýr. Farz olduðunu, Kur’an ve Sünnet açýkça bildirmiþtir. Bütün âlimler orucun farz olduðunda ittifak etmiþlerdir.
    Akýllý olan, bulûð çaðýna gelen ve ramazan ayýna ulaþan erkek-kadýn her Müslüman’a oruç tutmasý farzdýr. Oruç tutmamayý mubah kýlan (serbest yapan) durumlar hariç, bu farz ölene kadar kimseden düþmez.
    Oruç, niyet ederek fecrin doðuþundan (imsak vaktinden) güneþin batýþýna kadar yemekten, içmekten ve cinsî münasebetten uzak durmaktýr. Beden ile yapýlan bir ibadettir. Oruca Arapça “savm” denir.
    Oruç tutmaya ve orucun baþladýðý vakte “imsak” denir. Oruç açmaya ise “iftar” adý verilir. Oruç tutmak için gece kalkýlýp yenilen yemeðe de “sahur” denilir.
    Ramazan orucu Müslümanlara hicretin 2. yýlýnda Þâban ayýnýn 10. günü farz kýlýnmýþtýr. Oruç ibadeti önceki ümmetlere de farz kýlýnmýþtýr. Bu durum Kur’ân-ý Kerîm’de þöyle bildirilmiþtir:
    13 Seydâ-i Tâhî’nin Mektuplarý, s. 169 (51. Mektup)
    14 Allah Kulundan Vazgeçer mi?, Semerkand Araþtýrma Grubu, Semerkand Yayýnlarý, sf.77.
    15 Allah Kulundan Vazgeçer mi?, Semerkand Araþtýrma Grubu, Semerkand Yayýnlarý, sf.78.
    “Ey iman edenler! Takvâ üzere olasýnýz diye, oruç sizden önceki ümmetlere farz kýlýndýðý gibi size de farz kýlýndý.”16, 17
    Yalan, zulüm, düþmanlýk, insanlarýn mallarýna, canlarýna, ýrzlarýna göz dikmek gibi haram iþlerden sürekli uzak durmadýktan sonra, yüce Allah’a yaklaþýlmaz. Bu mânaya iþareten Resûl-i Ekrem (s.a.v) þöyle buyurmuþtur:
    „Kim yalan sözü ve onunla amel etmeyi terketmezse, Allah’ýn, o kiþinin yemeyi ve içmeyi terketmesine ihtiyacý yoktur.“18
    Seleften biri þöyle derdi: „Orucun kolayý, yemeyi ve içmeyi terketmektir.“
    Câbir (r.a) þöyle derdi: „Oruç tuttuðun zaman, kulaðýn, gözün ve dilin harama ve yalana karþý oruçlu olsun. Komþuna eziyeti terket. Üzerinde bir vakar olsun. Oruçlu olduðun gün ile olmadýðýn gün bir olmasýn!“
    Resûl-i Ekrem (s.a.v) buyurmuþtur ki: „Oruç tutan bazý kiþilerin oruçtan kazandýklarý sadece açlýk ve susuzluktur. Gece ibadet için kalkan bazý kiþilerin ise kazandýklarý þey sadece uykusuzluktur.”19
    Bu hadisin mânasý, sýrrý ve hikmeti þudur: Yüce Allah’a yaklaþmak, O’nun dostluðunu elde etmek sadece mubah olan iþlerin bazýlarýný terketmekle olmaz. Haramlardan mutlak surette kaçýnmak gerekir. Haramlarý iþleyip, mubah iþleri terkeden kimsenin durumu, farzlarý terkedip, nâfile ibadetlerle Allah’ýn dostluðunu kazanmaya çalýþan kimsenin durumuna benzer. Böyle bir davranýþla, yüce Allah’ýn dostluðunu elde etmek mümkün deðildir.
    Þu olaydan ibret alalým:
    Resûl-i Ekrem (s.a.v) zamanýnda iki kadýn, oruç tutmaya baþladýlar. Açlýk ve susuzluk onlarý günün sonuna doðru güç bir duruma düþürdü. Neredeyse oruçlarýný devam ettiremeyecek duruma geldiler. Bunun üzerine, oruçlarýný açmaya izin vermesi için Hz. Peygamber’e (s.a.v) haber gönderdiler. Resûlullah (s.a.v) onlara bir kap göndererek, ona kusmalarýný emir buyurdu. Râvi der ki: Onlardan biri verilen kaba kustu ve kap etle, kanla yarýya kadar doldu. Diðeri de ayný þekilde kustu ve kap doldu. Orada bulunan insanlar buna hayret ettiler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.v) þöyle buyurdu:
    „Bu ikisi, oruç tutmaya baþladýlar. Allah’ýn kendilerine helâl kýldýðý yiyeceklerden kendilerini korudular, ama Allah’ýn haram kýldýðý fiillerden sakýnmadýlar. Þöyle ki onlardan biri, diðerinin yanýna gelip oturdu ve
    16 Bakara suresi ayet-183.
    17 Temel Ýlmihal Bilgileri, Þemseddin Bektaþoðlu, Semerkand Yayýnlarý
    18 Ebû Davud, Savm, 25; Tirmizî, Savm, 16.
    19 ibn Mâce, Sýyâm, 21; Ahmed, Müsned, 2/373.
    insanlarýn gýybetini yapmaya baþladýlar. Ýþte bu, onlarýn gýybet ederek yemiþ olduklarý insan etleridir,“20, 21
    Hz. Peygamber (s.a.v) þöyle buyurmuþtur:
    „Sabýr, imanýn yarýsý ve oruç da sabrýn yarýsýdýr.“22
    Gençken Oruç Tutmak
    Resûlullah (s.a.v) ibadet ehli ile oruç tutanýn ortak özelliðini þöyle ifade buyurmuþtur:
    „Allah Teâlâ, ibadet eden genci meleklerine göstererek þöyle buyurur:
    Ey benim için þehvetini, isteklerini býrakan, gençliðini benim için harcayan genç, sen benim yanýmda bir melek gibisin.“23
    Oruç tutan hakkýnda da, „Ey meleklerim, þu kuluma bakýnýz, þehvetini, lezzetini, yemesini ve içmesini benim için terk etmiþtir.“24 buyurmuþtur. 25
    Oruç tutanlar üç kýsýmdýr:

        Bu gruptakiler yemeyi ve içmeyi Allah için terkedenlerdir. Onlar yüce Allah ile anlaþmýþlardýr ve oruçlarýnýn karþýlýðýný sadece O’ndan beklerler. Muhakkak ki Cenâb-ý Hak, iyi amel iþleyenlerin amellerini zayi etmez. O’nunla ticaret yapan zarar etmez, bilakis çok büyük kâr elde eder. Bu kiþiye yüce Allah, cennette yiyecek, içecek ve huriler verir. Allah Teâlâ þöyle buyurmaktadýr:
        „Geçmiþ günde iþlediklerinize karþýlýk, âfiyetle yiyin, için.“’26
        Mücâhid (rh.a) ve daha baþkalarý, „Bu âyet oruçlular hakkýnda inmiþtir“ demiþlerdir.
        Bir hadiste þöyle buyrulmuþtur: „Muhakkak ki cennette, reyyân denilen bir kapý vardýr. O kapýdan oruç tutanlarýn dýþýnda kimse giremez.“27
        Enes’ten (r.a) rivayet edilen bir hadis þöyledir: „Oruçlularýn aðzýndan etrafa misk kokusu yayýlýr. Onlar için arþýn altýnda bir sofra hazýrlanýr. Ýnsanlar mahþerde hesap verirken, onlar o sofradan yerler.“28
        20 Ýbn Mâce, Sýyâm, 16; Ahmed, Müsned, 2/373.
        21 Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayýnlarý, sf.81.
        22 Bkz: Ebû Nuaym, Hilye, 5/34; Taberanî, el-Mu’cemü’l-Ke-bîr, 9/104.
        23 Biraz faklý lafýzlarla bkz: Deylemi, Firdevsü’l-Ahbar. nr. 8137; Zebidi, ithaf, 4/324.
        24 Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/266; ibn Huzeyme, Sahih, 3/ 196-97.
        25 Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayýnlarý, sf.66.
        26 Hâkka 69/24.
        27 Buhârî, Savm, 4; Müslim, Sýyâm, 166; Tirmizî, Savm, 55.
        28 Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 1/182.
        Seleften biri anlatýyor: Bize ulaþan bir rivayet þöyledir: Ýnsanlar hesap verirken, oruçlular için bir sofra kurulur; onlar, o sofradan yerler. Ýnsanlar, „Ey Rabbimiz! Biz hesap veriyoruz, onlar ise yemek yiyorlar“ derler. Onlara þöyle seslenilir:
        „Onlar oruçlu iken siz yiyordunuz. Onlar ayakta ibadet ederken siz uyuyordunuz.“
        Biri, rüyasýnda Biþr-i Hâfî’yi (k.s) gördü. Biþr’in önünde bir sofra vardý, ondan yemek yiyordu. O esnada Biþr’e þöyle sesleniliyordu: „Ey dünyada iken yemeyen, ye! Ey dünyada iken içmeyen, iç!“
        Ariflerden biri rüyasýnda sanki cennete girmiþti. Biri ona þöyle seslendi: Allah için bir gün oruç tutmuþtun, hatýrladýn mý? O da cevaben, „Evet, hatýrladým“ dedi. Ârif olan zat rüyasýný anlatmaya þöyle devam etmiþtir: „Düðünlerde mutluluktan dolayý etrafa saçýlan þekerler gibi orucuma karþýlýk olarak cennetten bana hediyeler verilmeye baþladý.“
        Kim, Allah için yemeyi, içmeyi, þehvetini az bir zaman da terketse, yüce Allah ona karþýlýk olarak kendi katýndan bitmeyen yiyecekler, içecekler ve yaþlanmayan eþler verir.
        Bir hadiste þöyle anlatýlmýþtýr:
        „Cennet her sene ramazan ayýnda yeniden döþenir ve düzenlenir. Hûriler der ki: Ey Rabbimiz! Bu ayda bize eþler nasip et! Bizim gözümüz onlarla, onlarýn gözü bizimle neþelensin.“29
        Hûrilerin mehri, sürekli kýlýnan teheccüd namazýdýr.
        Yüce Allah’tan hûrileri bu ayda isteyen yok mu? Allah katýnda itaat edenler için hazýrlanmýþ olan nimetlere talip olan yok mu?
        Bu gruptakiler Allah için yeme içmeyi terkettikleri gibi, vücut organlarýný haram iþlerden alýkoyarak oruç tutarlar.
        Elin ve ayaðýn orucu, onlarý, yasak kýlýnan þeyleri tutmaktan ve onlara gitmekten korumaktýr. Kim bu þekilde oruç tutarsa, hiç þüphe yok ki o kimse, içinde bulunduðu günün vaktini hayýrla deðerlendirmiþ olur. Kul için günün her saatinde ayrý bir vakit vardýr. Bu anlattýðýmýz þekilde oruç tutan kimse, gününün tamamýný zikirle ihya etmiþ olur. Bu kimseler hakkýnda, „Onlarýn uykusu ibadet, nefesleri tesbihtir“ denmiþtir.
        29 Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 3/142.
        Allah’ýn koyduðu sýnýrlarý, yani hududu aþmayan, harama taþmayan kimse, yemek, cinsel iliþki gibi þeyleri yapsa da haramdan kendisini koruduðundan dolayý Allah katýnda, fazilet bakýmýndan oruçlu gibidir. Ama buna karþýlýk kim, yemeden, cinsel iliþkiden yana kendisini korur, sadece mubah fiillerde oruç tutar, ancak haram fiilleri iþlemekten kaçýnmazsa, bu kiþi Allah katýnda oruçsuz gibidir. O kendini oruçlu sansa da onun bir kýymeti yoktur. Çünkü onun bu durumda zayi ettiði þeyler, elde ettiklerinden daha çoktur.
        Ebü’d-Derdâ (r.a) þöyle derdi: „Akýllý kimselerin uykularý ve yemeleri ne kadar güzeldir. Onlar, ahmaklarýn þuursuzca oruç tutmalarýný ve gece uykusuz kalmalarýný elbette ayýplarlar. Gerçek þu ki yakîn ve takvâ sahibi bir kimsenin yapmýþ olduðu zerre kadar amel, gafil kimselerin daðlar kadar amelinden daha faziletli ve daha tercihe þayandýr.“
        Haram iþleyerek oruç tutanýn orucu, sâlih ve makbul bir oruç olmaz. Bunu Resûl-i Ekrem’in (s.a.v) þu hadislerinden anlýyoruz:
        „Oruç, yalan konuþmak veya gýybet etmekle yaralanmadýkça, oruç tutan için, cehennemden koruyan bir kalkan olur.“30
        „Sizden biri, oruç tuttuðunda kötü söz söylemesin, cahilce edep dýþý hareketlerde bulunmasýn. Bir kimse ona sataþýrsa ona, ‘Ben oruçluyum’ desin, kendisine bulaþmasýn.“31
        „Oruç, bir emanettir; sizden her biriniz emanetini muhafaza etsin.“32
        Buradaki „emanetin korunmasý“, vücudun bütün organlarýnýn haramdan korunmasý demektir.
        Hadiste geçen, „Ben oruçluyum desin“ sözünün mânasý, o kimse, bir emanet yüklendiðini düþünsün ve onu lâyýkýyla korusun, demektir. Böyle yaparsa emaneti yerine ve ehline ulaþtýrmýþ olur.
        Bu gruptakiler mideyi yemekten ve diðer organlarýný haramlardan koruduklarý gibi kalplerini de yüce Allah’ýn razý olmadýðý bütün düþünce, zikir, fikir, yönelme ve sevgiden alýkorlar. Bu, yakîn ehli âriflerin orucudur. Hakiki mânada oruç tutan kimse, orucunu unutmalý ve onu kendisine emreden Rabb’i ile meþgul olduðundan, kalbi hep O’na baðlý olmalý, O’nun zikriyle neþelenmeli, sevinmeli ve kuvvetlenmelidir.
        30 Nesâî, Sýyâm, 43; Ýbn Huzeyme, Sahih, nr. 1892; Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, 4/270.
        31 Buhârî, Savm, 2, 9; Müslim, Sýyâm, 164; Ebû Davud, Savm, 25; Tirmizî, Savm, 55; Nesâî, Savm, 41; ibn Mâce, Sýyâm, 1; Mâlik, el-Muvatta’, Sýyâm, 58.
        32 Zebîdî, Ýthâfü’s-Sâde, 4/42.
        Her kim yüce Allah’ýn razý olmadýðý þeylere karþý oruçlu olur, âzalarý günahtan uzak tutar, karnýný ve avret mahallini haramdan korur, ölümü ve sonrasýný düþünür, ibret alýr ve âhiret hayatýný tercih ederse, dünya süslerini terketmelidir. Böyle yapan bir kulun asýl iftarý, sevinci ve rahatlýðý Rabbine kavuþtuðu gündür. Kim dünyada nefsin isteklerine karþý oruç tutarsa, o þeyleri cennette elde eder. 33
        Orucun Fazileti
        Resûl-i Ekrem (s.a.v), orucun faziletiyle ilgili hadislerinde þöyle buyurmuþtur:
        „Âdemoðlunun yaptýðý her iyiliðe karþýlýk en az on katý sevap verilir. Bu, 700 ve daha fazlasýna kadar çýkar. Yüce Allah þöyle buyurur: ‘Orucun mükâfatý bunun dýþýndadýr. Onun mükâfatýný ben vereceðim, çünkü kul, þehvetini, yemesini, içmesini benim için terketti.’
        Oruçlu için iki sevinç âný vardýr: Biri, orucunu açtýðý an, diðeri ise (cennette) Rabbine kavuþtuðu andýr. Oruçlunun aðýz kokusu, Allah katýnda misk kokusundan daha güzeldir.”34
        Baþka rivayette de þu ziyade vardýr: „Âdemoðlunun yaptýðý her þey kendisi içindir; oruç hariç. O, benim içindir.“
        Bu hadiste belirtildiði gibi, Allah rýzâsý için yapýlan her hayýrlý amele on kattan 700 ve daha fazlasýna kadara sevap veriliyor; ancak oruç bundan ayrý tutuluyor. Yani orucun fazilet ve sevabý sayýlarla ifade edilemeyecek kadar fazladýr. Onun sevabý yüce Allah’a aittir; O dilediði kadar artýrýr. 35
        Yahya b. Muaz demiþtir ki: “Kiþi çok yemeye mübtelâ olduðu zaman, melekler ona acýyarak aðlarlar. Yeme hýrsýna düþen kimse, þehvet ateþiyle yanmýþ demektir.”
        Ýnsanoðlundan þerre vesile olacak (irili ufaklý) bin tane uzvu vardýr ve hepsinin ipi de þeytanýn elindedir. Kiþi, karnýný aç býrakýp boðazýný tutunca, bütün uzuvlar kururlar ve açlýk ateþiyle yanar etkilerini azaltýrlar. Þeytan bu kimsenin içine girmek þöyle dursun, gölgesinden kaçar. Fakat boðazýnýn yolunu açýp arzuladýðý bütün leziz yemekleri yiyerek karnýný doyurduðu zaman, þerre âlet olacak âzalarý yeþerir; canlanýr ve þeytanýn istediði gibi tasarruf etmesine imkân hazýrlamýþ olur.
        33 Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayýnlarý, sf.84.
        34 Müslim, Sýyâm, 165; Ahmed, Müsned, 3/5.
        35 Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayýnlarý, sf.70.
        Tokluk, nefsin içinde þeytanýn gelip gidip sulandýðý bir nehir durumundadýr. Açlýk da ruhta meleklerin kullandýðý bir nehirdir. Þeytan, uyumakta olan aç bir kimseden kaçar; kendisine bir tesir edemez. Böyle birisi uyanýp ayaða kalkýnca durum nasýl olur bir düþün!36
        Bir hadis-i þerifte þöyle buyrulmuþtur: „Oruç kiþiyi cehennem ateþinden uzaklaþtýrýr.“37
        Ebû Ümâme (r.a), Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanýna gelip,
        „Ey Allah’ýn Resûlü! Bana tavsiyede bulunun“ dedi. Resûl-i Ekrem (s.a.v) ona þöyle buyurdu:
        „Oruca devam et! Çünkü ona denk bir þey yoktur.“
        O günden sonra Ebû Ümâme (r.a) ve ailesi oruca devam ettiler. Gündüzleyin Ebû Ümâme’nin (r.a) evinden duman yükselirse, anlaþýlýrdý ki o gün misafiri vardý.
        Yüce Allah’ýn oruç tutanlarý þu âyetlerde övmüþtür:
        „Oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadýnlar, ýrzlarýný koruyan erkekler ve (ýrzlarýný) koruyan kadýnlar, Allah’ý çok zikreden erkekler ve zikreden kadýnlar var ya; iþte Allah, bunlar için bir maðfiret ve büyük bir mükâfat hazýrlamýþtýr.“38
        Kim Allah için yemeyi, içmeyi ve þehvetini terkederse, Allah onlarý bunlardan daha hayýrlý olan, tükenmeyen yiyecek, içecek ve ölmeyecek eþlerle mükâfatlandýrýr.
        Orucun Mânevî ve Sosyal Hayattaki Faydalarý
        Orucun maddî ve mânevî pek çok faydasý vardýr. Bunlardan bazýlarý þunlardýr:
        Oruç ve açlýk insanýn nefsini zayýflatýr, kýrar ve azgýnlýðýný giderir. Sürekli yemek yemek, kana kana su içmek, kadýnlarla birlikte olmak ise insaný gaflete ve aldanmaya sürükler.
        Oruç kalbi, zikir ve tefekküre alýþtýrýr. Muhakkak ki kiþinin yukarýda saydýðýmýz iþlerle meþgul olmasý, kalbi ile zikrin ve tefekkürün arasýna perde olur, gaflete davetiye çýkarýr. Kiþinin karnýný belli süre boþ býrakmasý, kalbi nurlandýrýr, inceltir, kalpten tembelliði götürür. Böylece kalp, zikir ve tefekkürle baþ baþa býrakýlmýþ olur.
        Oruç sayesinde zenginler, yüce Allah’ýn nimetlerinin deðerini anlamaya yönelir. Zengin olan kiþi, belirli bir süreyle yemekten, içmekten, eþiyle cinsel iliþkiye girmekten uzak durunca, yiyecek ekmeði, içecek
        36 Avârifü’l-Meârif (Gerçek Tasavvuf), Ebû Hafs Þihâbüddin Sühreverdî, Semerkand Yayýnlarý.
        37 Ahmed, Müsned, 2/526.
        38 Ahzâb 33/35.
        suyu olmayanlarýn durumunu daha iyi anlar. Kalbinde, fakir olan kullarýn hali yer eder ve kalbine onlara yardýmcý olmanýn þuuru yerleþir.
        Oruç, insanýn bedenini âciz ve güçsüz býraktýðý için þeytanýn onun kanýnda rahatça dolaþmasýna engel olur. Oruç, vesveselere karþý da bir kalkandýr.39
        Oruç Allah Teâlâ emrettiði için tutulur. Oruç ibadeti, kulun ihlâsýný ve ilâhî aþkýný ispat eden bir ibadettir. Yemek masrafýndan ve zahmetinden kurtulmak, perhiz yapmak, vücudu forma sokmak için oruç tutulmaz. Tutulursa o, Allah için bir oruç olmaz. Orucun tek gayesi yüce Allah’ýn emrini yerine getirmek ve rýzâsýný kazanmaktýr. Ayrýca yüce Allah’ýn oruca vaad ettiði sevap ve müjdelere ulaþmaktýr. Bununla birlikte oruç ibadetinin içinde saklý mühim hikmet ve faydalar da vardýr. Bunlarýn bir kýsmýný þöyle özetleyebiliriz:
        Oruç insanýn takvâ sahibi olmasýna sebeptir. Takvâ, dünya ve âhiretin þerefini içinde bulunduran bir sýfattýr.
        Oruç devamlý kötülüðü emreden nefsi firenler, terbiye eder, ýslahýna vesile olur, günahlardan temizler, haramlara perde olur; kalp rahatlar, gönül ibadet huzuru ile dolar.
        Oruç insana sabýrlý olmayý öðretir.
        Oruç insana nimetlerin kýymetini idrak ettirir. Ýnsanda sürekli elde ettiði nimetlere karþý bir alýþkanlýk meydana gelir. Oruçla insan Rabbinin izni olmadan nimetlere elini süremediðini görür. Böylece onlarýn deðerini anlar, alýþkanlýðýndan kurtulur, ilâhî emre uyar, sabreder, nimeti kullanma yolu açýlýnca da þükreder. Bütün bunlar, birer terbiyedir.
        Oruç kalbi inceltir, merhamet duygularýný harekete geçirir, zengini biraz olsun düþünmeye sevk eder ve fakirin hizmetine koþturur. Açlýðýn ne olduðunu ancak insan kendisi aç kalýnca anlayabilir. Ýþte oruç sayesinde zenginler kýsmen de olsa bu hali yaþarlar.
        Oruç tutmak insaný saðlýklý yapar. Senenin büyük çoðunluðunda sindirim organlarýný sürekli çalýþtýran insan bilhassa ramazan orucuyla onlarý dinlendirir. Vücuttaki fazlalýklarý atar, mideyi ve sindirim organlarýný rahatlatýr. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v) þöyle buyurmuþtur:
        “Oruç tutunuz, sýhhat bulursunuz.”40
        39 Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayýnlarý, sf.81.
        40 Heysemî,Mecmau’z-Zevâid,3/179;Müttakî-i Hindî,Kenzü’l-Ummâl,nr.23605;Süyûtî,el-Câmiu’s-Sagîr,nr.5060.
        Oruç insanýn vücudunda ruh-ceset dengesini temin eder. Cesetteki kötü sýfatlarýn ruha hâkimiyetini önler. Ýnsanýn ahlâkýný güzelleþtirir. Riya ve gösteriþten uzak kalmayý temin eder. Gizlidir. Bedenin zekâtýdýr. Oruç tutmakla ruh kuvvetlenir, kalp nurlanýr, nefs zayýflar, þeytan maðlûp edilir. Bu sýfatlarla insan bir nevi meleklere benzemiþ olur.41
        Oruç Allah rýzasý için iþ yapmayý öðretir. Oruç dýþýndaki ibadetlerimize gösteriþ karýþabilir. Oysa oruçta gösteriþ yapmak pek mümkün deðildir.
        Oruç ahlâkýmýzý güzelleþtirir. Oruç, sabýr eðitimidir. Bir iþi baþarmak için gerekli olan sabrý ve iradeyi öðretir insana.
        Topluma huzur verir. Oruç, insaný fitne, fesat, haset, dedikodu ve yalan gibi kötü huylardan uzaklaþtýrýr, toplumda huzur ve güvenin yerleþmesini saðlar. 42
        Sahur Yemeði ve Ýmsak
        Oruç, imsak vaktinin girmesiyle baþlayan bir ibadettir. Tan yerinin aðarmaya baþladýðý zamana „imsak“ vakti diyoruz. Ýmsak vaktinden sonra oruç ibadeti baþladýðý için artýk bir þey yenmez ve içilmez.
        Bu sebeple oruç tutacak kimselerin imsaktan önce kendisini takviye edecek bir þeyler yemesi gerekir, imsaktan önce yenen bu öðüne „sahur“ yemeði denilir. Ramazan gecelerinde sahura kalkýp bir þeyler yemek ve içmek sünnettir.
        Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) sahura kalkmamýzý ve mutlaka bir þeyler yememizi tavsiye ederek, „Sahurda yemek yiyiniz, çünkü sahur yemeðinde bolluk ve bereket vardýr“43 buyurmuþtur.
        Oruç, diðer dinlerde de olan bir ibadettir. Ancak diðer dinlerde sahur yemeði diye bir þeyin olmadýðýný biliyoruz. Bu konuda Peygamberimiz (s.a.v) þöyle buyuruyor:
        „Bizim orucumuz ile Ehl-i kitabýn orucu arasýndaki en önemli fark, sahur yemeðidir.“44 Peygamberimiz’in (s.a.v) bu sözünden bir bardak suyla dahi olsa sahur yapmamýzýn daha güzel bir davranýþ olduðunu anlýyoruz.
        Sahura kalkmak ve bir þeyler yiyip içmek, bolluk ve berekettir. Çünkü sahura kalkan kimse seher vaktinin bereketinden yararlanýr.
        41 Temel Ýlmihal Bilgileri, Þemseddin Bektaþoðlu, Semerkand Yayýnlarý
        42 Temel Din Eðitimi, Eyyüp Beyhan, Hâcegân Yayýnlarý, sf.207.
        43 Buhârî, Sýyâm, 20.
        44 Müslim, Sýyâm, 46.
        Bilindiði gibi seher vaktinde yapýlan dualar geri çevrilmez. Bu sebeple sahura kalkýldýðý zaman dua edilmeli, bol bol zikir, tövbe ve istiðfar yapmalýdýr. 45
        Ýftar
        Ýftar, oruç yasaklarýnýn sona erdiði vakit anlamýna gelir, iftar vakti akþam namazýnýn vaktidir. Ramazan ayýnda akþam namazý vaktinin girmesi ile orucumuzu açarýz. Orucu açmaya „iftar“, yediðimiz yemeðe „iftar yemeði“ denir.
        Peygamberimiz þöyle buyuruyor:
        „Oruçlu için iki sevinç vardýr: Biri, iftar ettiði zamanki sevinci, diðeri, Rabbine kavuþtuðu zamanki sevincidir. Hiç kuþkunuz olmasýn ki oruçlunun aðýz kokusu Allah katýnda misk kokusundan daha hayýrlýdýr”46
        Ýftar vaktinde bol bol dua etmek gerekir. Çünkü Allah bu vakitte yapýlan dualarý geri çevirmez. 47 Ýftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanýn aczini, yiyip içmeye ve dolayýsýyla her þeye muhtaç olduðunu göstermektedir. Ýbadet etmek de zaten bu demektir.48
        Ýftar Duasý
        Ýftar vaktinde þu duayý okumak sünnettir: „Allahümme leke sumtü, ve bike âmentü, ve aleyke tevekkeltü, ve alâ rýzkýke eftartü, ve savme’l ðadi min þehri ramazane neveytü, faðfir lî mâ kaddemtü ve mâ ahhartü.“
        Anlamý: „Allahým, Senin rýzan için oruç tuttum, sana inandým, sana güvendim, senin rýzkýnla orucumu açtým. Ramazan ayýnýn yarýnki orucuna da niyet ettim. Artýk benim geçmiþ ve gelecek günahlarýmý baðýþla!“ 49
        Ramazan Ayýna Yetiþen Müslümanýn Dikkat Edeceði Hususlar
        Gönlünü ve niyetini saðlam bir þekilde hazýrlar. Bütün hayýrlý neticelerin baþý niyettir. Bir ameli yaparken Allah’ýn rýzâsýndan baþka bir düþünceyi kalbine koymamalýdýr. Allah’ýn rýzâsýný kazanmak, kalbin takvâ ile süslenmesine baðlýdýr. Bundan dolayý müslüman kalbinden þöyle niyetlenmeli ve Allah’a yalvarmalýdýr: „Yâ Rabbi! Ben, senin razý olduðun gibi bir kul olmak istiyorum. Bunun için ise takvâ sahibi olmam gerektiðini ferman ediyorsun; takvâyý kazanmanýn yollarýndan biri olarak da oruç
        45 Temel Din Eðitimi, Eyyüp Beyhan, Hâcegân Yayýnlarý, sf.209.
        46 Müslim, Sýyâm, 164.
        47 Temel Din Eðitimi, Eyyüp Beyhan, Hâcegân Yayýnlarý, sf.210.
        48 Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayýnlarý, sf.66.
        49 Temel Din Eðitimi, Eyyüp Beyhan, Hâcegân Yayýnlarý, sf.210.
        ibadetine sarýlmamýzý emrediyorsun. Yâ Rabbi! Sen verirsen her þey olur. Ben ise âcizliðimi huzurunda itiraf ediyorum. Beni ulaþtýrdýðýn bu ramazan ayýnda, orucumu, namazlarýmý, geceleri ihya edebilmemi ve diðer ibadetlerimi, razý olduðun þekilde yapmamý bana nasip eyle! Oruç ibadeti ile ikram ettiðin takvâya beni de ulaþtýr! Beni, nefsimle baþ baþa býrakma!“
        Receb ve þaban aylarýnda namazlarýný cemaatle kýlmaya azami gayret ederek, nâfile olan namaz, oruç, sadaka, zikir ve diðer ibadetleri gücü yettiðince yerine getirerek ramazan orucuna bir nevi hazýrlýk yapar.
        Namazlarýný cemaatle kýlmaya son derece gayret eder. Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) aðýr hastalýk gibi çok önemli bir mazeret dýþýnda hiç terketmediði, tarih boyunca ve günümüzde de dinde fýkýh sahibi hiçbir ârifin býrakmadýðý cemaatle namazýn önemi, biz müslümanlar tarafýndan pek anlaþýlamamýþtýr.
        Kavgadan ve kaba davranmaktan uzak durur. Hadis-i þerifte þöyle buyrulmuþtur: „Oruç kalkandýr. (Oruçlu olan kimse) kötü söz söylemesin, kaba davranmasýn. Eðer bir kimse onunla kavga yapmaya kalkýþýr veya ona hakaret ederse, ‘Ben oruçluyum’ desin…“50
        Bütün organlarýyla oruç tutmaya gayret eder. Gün boyunca yemekten, içmekten ve cinsî münasebetten uzak durarak iki organýný koruyup gözettiði gibi diðer organlarý ile de Allah’ýn razý olmadýðý þeyleri iþlemekten uzak durmaya gayret edecektir. Gözünü haramdan, dilini kabalýktan, elini zarar vermekten, kalbini haset ve buðz gibi kötü hasletlerden uzaklaþtýrýr. Böylece bütün organlarýna ibadet yaptýrmýþ olur.51
        Her türlü hayrýný imkân nisbetinde çoðaltýr. Resûlullah Efendimiz (s.a.v), bütün hayýr iþlerinde insanlarýn en cömerti idi; ramazan ayý gelip te Cebrâil (a.s) ile buluþunca bu cömertliði rüzgârý andýracak þekilde çoðalýrdý. Oruçlu olanlara iftar yemeði ikram etmeyi tavsiye eder, büyük bir sevaba sebep olduðunu bildirirdi.52
        Gücü nisbetinde her gün Kur’an kýraatine devam eder. Ramazanda bir hatim yapmaya gayret etmelidir. Çünkü ramazan ayý, Kur’an’ýn indirildiði ve Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) Kur’an’ý Cebrâil (a.s) ile mukabele þeklinde baþtan sona okuduðu bir aydýr.53
        50 Buhârî, Savm. 2.
        51 Buhârî, Savm, 8.
        52 Buhârî, Savm, 7.
        53 Ayný kaynak.
        Teravih namazlarýný her akþam eda etmeye gayret eder. Ramazan boyunca teravih namazlarýný kaçýrmayan bir müslüman, kesinlikle bin aydan daha hayýrlý olan Kadir gecesinde de teravih namazýný kýlmýþ olacaktýr. Böylece seksen seneden daha fazla, her gece, yirmi rek’at namaz kýlmýþ sevabýný kazanacaktýr. Buna mukabil teravih namazýnýn ihmal edilmesi ise bu büyük mükâfattan mahrum kalma sonucunu doðuracaktýr.
        Teheccüd namazýný iki rek’at bile olsa kýlmaya özen gösterir. Eðer sahura kalktýðýnda biraz erken davranýrsa abdestini alýp teheccüd namazýnýn tamamýný da kýlabilir. Efendimiz (s.a.v), „Gecenin tam ortasýnda namaz kýlmak, sâlihlerin þiarýdýr“ buyurarak teheccüd namazýný ümmetine tavsiye etmiþtir. Ýmsak vaktine kadar bir müslüman, teheccüd namazýný, ramazan boyunca her gece kalkýp kýlmaya gayret ederse -yukarýda bahsettiðimiz gibi- mutlaka Kadir gecesinde de ayný amelleri yapacak ve bereketine ulaþacaktýr.
        Her gün yapmýþ olduðu virdlerini ve diðer amellerini düzenli olarak devam ettirir. Amellerin en faziletlisi, az da olsa devamlý olanlarýdýr. Kiþi iltizam ettiði virdini, tesbihini ve diðer amellerini aksatmamalýdýr.
        Ýmkâný varsa ramazanýn son on gününün tamamýnda veya bir kýsmýnda itikâf sünnetini ihya eder.
        Kadir gecesini, ramazan gecelerinin hepsinde arar.
        Fýtýr sadakasýný, kendi hayat seviyesini dikkate alarak fakire ulaþtýrýr. Fýtýr sadakasý, bir insaný sabah akþam doyurabilecek þekilde çeþitli yiyecekler esas alýnarak tesbit edilir. Bir insan, sabah bir ekmek, akþama da bir ekmek yiyerek doyabilir. Biz fýtýr sadakasýnýn en güzel þekilde yerine getirilmesi için þunu tavsiye ediyoruz: Bir müslüman sabah-akþam yediði yemeðe, genellikle ne kadar masraf ettiðini -imkâný varsa fazla fazla- hesaplayarak fakire ulaþtýrsýn. Bunun, Allah’ýn rýzâsýna daha uygun olduðu âþikârdýr. 54
        Rabbim bizlere Ramazan ayýný mübarek ve bereketli kýlsýn. Ramazanýn kýymetini bilmeyi, edebini korumayý ve bu ayda rýzayý ilahiyi elde etmeyi hepimize nasip etsin. Rabbim hayýr hasenatýmýzý ve ecrimizi artýrsýn, ahlakýmýzý güzelleþtirsin. Amin…
        54 Fýkhýn Aydýnlýðýnda Ýbadet Ve Hayat, Dr. Kemal Yýldýz, Semerkand Yayýnlarý, sf.261.

    MAKALEYÝ PDF OLARAK ÝNDÝRÝN

    http://www.islamofbulgaria.net/download/gencken-oruc-tutmak-ve-fazileti/
    « : 02 2021, 16:05:58 kral »

  • mustafa_221

    • *
    • Нов член
    • : 27
    • Karma 0
    • :
      • .
    Re: Gençken Oruç Tutmak
    « #1 -: 14 2021, 11:14:07 »
    Allah razý olsun güzel makale