: Tevbe edilen günah affedilir  ( 325 )

  • mustafa_221

    • *
    • Нов член
    • : 27
    • Karma 0
    • :
      • .
    Tevbe edilen günah affedilir
    « -: 11 2021, 17:03:59 »


    Sual: Tevbe edince çok büyük de olsa günahýmýz affolur mu? Tekrar günah iþleme ihtimalinden dolayý, tevbe etmemek daha iyi olmaz mý?
    CEVAP
    Tevbe edenin günahlarý affolur. Bir hadis-i þerif meali þöyledir:
    (Tevbe eden, günah iþlememiþ gibi olur.) [Ýbni Mace]

    Tekrar günah iþlerim korkusu ile tevbeden vazgeçmemelidir! Günahkâr bir kul, tevbe edince, Cenab-ý Hak, hem o kulunun günahlarýný affeder, hem de kulu tevbe ettiði için sevinir. Ýki hadis-i þerif meali:
    (Çölde devesini kaybedip sonra bulan kimsenin sevinmesinden çok, Allahü teâlâ, kulunun tevbe etmesine sevinir.) [Buhari]

    (Allahü teâlâ, tevbe edenin tevbesinden dolayý, susamýþ kimsenin, suya kavuþmasýndan, çocuðu olmayanýn çocuk sahibi olmasýndan ve bir þey kaybedenin o yitiðini bulmasýndan daha çok sevinir. Her kim içten ve bir daha günaha dönmemek üzere Allah’a tevbe ederse, Allah da onun günahlarýný yazan iki meleðe, kendi organlarýna ve günah iþlediði yere, bütün bunlara günahlarýný unutturur.) [Ebu-l-Abbas] (Allahü teâlâ, herkese unutturunca günah iþlediðine þahit kalmaz.)

    Ne büyük lütuf ve ihsan. Biz günahýmýza piþman olunca, Cenab-ý Hak seviniyor. Bir âyet meali de þöyledir:
    (Ey müminler, Allah’a tevbe edin ki kurtuluþa eresiniz.) [Nur 31]

    Sual: Günahým çok, ne yapsam Allah beni affetmez demek doðru mudur?
    CEVAP
    Çok yanlýþtýr. Çünkü Cenab-ý Hak, tevbe edilen her günahý affeder. Bir kâfir, küfrüne tevbe ederse, mümin olur, bütün günahlarý affolur. Bir mümin de Allah’a þirk koþsa, sonra piþman olup tevbe etse Allahü teâlâ affeder.

    Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
    (Allah’ýn rahmetinden ümit kestirip [dinden] nefret ettirenlere Allah lanet etsin! Kolaylaþtýrýn, güçleþtirmeyin!) [Nesai]

    (Allah’ý kullarýna sevdirin ki, Allah da sizi sevsin!) [Taberani]

    (Ýnsanlara Rablerinden bahsederken, korku ve sýkýntý veren þeylerden söz etmeyin!) [Beyheki]

    (Hak teâlâ buyurdu ki, kulumun, günahý göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse affederim.) [Tirmizi]

    (Ýhlasla "La ilahe illallah" diyen Cennete girer.) [Beyheki]

    (Bir kimse, yakînen Allah’ýn Rab, benim de Peygamber olduðuma inansa, Cehennem ona haram olur.) [Hakim]

    (Allahü teâlâ, günahýný affýndan büyük görene þiddetli gazap eder.) [Deylemi]

    (Kâfir, Allahü teâlânýn rahmetinin çokluðunu bilse, Cennetten ümit kesmezdi.) [Müslim]

    (Ýyilik ve ibadet edene büyük ecir verileceðini müjdeleyin, nefret ettirmeyin!) [Þir’a]

    (Ömründe bir defa Allah’ý anan veya Ondan korkan Cehennemden çýkar.) [Tirmizi]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki, "Ey kulum, af dilediðin müddetçe, günahlarýnýn çokluðuna bakmadan affederim. Günahlarýn bulutlara kadar yükselse de yine affederim. Yer dolusu günahla gelsen, yer dolusu maðfiretle karþýlarým. Yeter ki iman ile gel!") [Tirmizi]


    Allahü teâlâ, Davud aleyhisselama vahyetti ki:
    - Ya Davud beni sev, beni seveni sev! Beni de kullarýma sevdir!
    - Ya Rabbi bunu nasýl yapayým?
    - Nimet ve ihsanlarýmý onlara hatýrlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler.

    Allahü teâlâya hüsn-i zan
    Müslüman ömrünün sonlarýna doðru, öleceði zaman Allahü teâlâya daha çok hüsn-i zan etmelidir! Yani (Ben her ne kadar günahkâr isem de, Allahü teâlâ beni affeder) diye ümit etmelidir! Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
    (Ölürken mutlaka Allahü teâlâya hüsn-i zan etmelisiniz.) [Müslim]
    (Allahü teâlâ, "Ben kulumun zanný üzereyim. Beni nasýl zannederse öyle bulur" buyurdu.)
    [Ýbni Hibban] (Yani "Allah, beni affeder" diye ümit ediyorsa onu affeder. Allah’tan ümidini keserek, "Ben mutlaka Cehennemliðim" diyorsa Cehenneme gider.)

    Ölüm döþeðindeki biri, Peygamber efendimize (Cehenneme gitmekten korkuyorum; fakat Allah’ýn rahmetinden de ümidimi kesmiyorum) dedi. Resul-i ekrem, (Müminin kalbinde korku ile ümit varsa, Allahü teâlâ da ona umduðunu verir, korktuðundan da emin eder) buyurdu. (Tirmizi)

    Günahlar örtülecek
    Sual:
    Tevbe edilen günahlarýn affedildiðini kitaplardan okuyoruz. Âhirette bu günahlar, bizim yüzümüze vurulacak mýdýr?
    CEVAP
    Hayýr, asla vurulmayacak, hattâ öyle bir günah iþlediðimiz bile unutturulacaktýr. Günahýmýz hatýrlatýlýnca rezil oluruz. Allahü teâlâ affettiði kulunu rezil etmez. Bir hadis-i þerif meali:
    (Allahü teâlâ, tevbe edenin günahlarýný, yazýcý meleklerine unutturduðu gibi, kulun kendi organlarýna ve dünyada bunu bilenlere de, unutturur. O kimse, Allahü teâlâya kavuþunca, artýk günahý sebebiyle aleyhine þahitlik edecek kimse kalmaz.) [Ý.Asakir]

    Bir âyet-i kerime meali de þöyledir:
    (Allah, o müminlerin geçmiþte yaptýklarý en kötü hareketleri bile örtüp baðýþlayacak ve yaptýklarý amellerin en güzelleriyle mükâfatlar ihsan edecektir.) [Zümer 35]

    Bu ne büyük nimettir! Hem günahlar örtülüp gösterilmeyecek, hem de en güzel mükâfatlar verilecektir. O hâlde tevbe edip, tevbesinde sadýk olan kullardan olmaya çalýþmalýyýz.

    Affedilmeyen günah var mý?
    Sual:
    Bir arkadaþ, içki, kumar, faiz, zina ve livata gibi hemen her büyük günahý iþlemiþ. Tevbe edip, bunlarýn hepsini býrakmýþ ama, Allah beni kesinlikle affetmez diyor. Allah hangi günahlarý affetmez?
    CEVAP
    Allahü teâlâ, tevbe edilen her günahý affeder. Affetmediði tek günah yoktur. Müþrikleri, kâfirleri bile tevbe edince affediyor. Ýki hadis-i þerif þu mealdedir:
    (Hak teâlâ buyurdu ki: Ey Âdemoðlu, dua edip, benden af dilersen, günahlarýn ne kadar çok, ne kadar büyük olursa olsun, hiç birine bakmadan seni affederim. Göklere ulaþacak kadar günah iþlesen; ama rahmetimden ümidini kesmeyip, benden maðfiret dilersen, seni affederim.) [Tirmizi]

    (Tevbe eden kimse, hiç günah iþlememiþ gibi olur.) [Ýbni Mace]

    Bir âyet-i kerime meali de þöyledir:
    (De ki, ey çok günah iþlemekle haddi aþan kullarým, Allah’ýn rahmetinden [bizi affetmez diye] ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah, [iman ehlinin] bütün günahlarýný hiç þüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz maðfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) [Zümer 53]

    Bu âyet-i kerime ve hadis-i þerifler gösteriyor ki tevbe edince her günah affolur.

    Sual: Tam Ýlmihal’de, (Tevbenin kabul olmasý için, namaz borcu ve kul hakký olmamak lazýmdýr. Bir namaz borcu olan, bunu kaza etmedikçe, tevbesi kabul olmaz) deniyor. Mesela içkiye tevbe eden kimse, namaz borcu veya kul hakkýný ödemedikçe, tevbesi kabul olmaz mý?
    CEVAP
    Tevbesi kabul olmaz demek, mesela namaz borcu olan bir kimse, (Yâ Rabbi, kýlmadýðým namazlar için tevbe ettim, bunlarý affet) derse, kaza etmedikçe affedilmez, yani bu tevbesi kabul olmaz. Bunun gibi, üzerinde kul hakký olan bir kimse, (Yâ Rabbi, kul haklarýmý affet) derse, hak sahiplerinin hakkýný ödemedikçe, helalleþmedikçe, yine kul haklarý affedilmez, yani bu tevbesi kabul olmaz. Bir kimse içki içse, kumar oynasa ve yalnýz içkiye tevbe etse, içki içme günahý affolur, kumarý býrakmadýðý için kumar günahý affolmaz. Kumarý da býrakýrsa ikisi de affolur. Günahlar birbirine baðlý deðildir. Hangisine tevbe edilirse o affedilir.

    Sualdeki affedilmez ifadesi, (Hiç affa uðramaz, doðruca cehenneme gider) demek de deðildir. Ahirette de, helalleþme olacaktýr. Hak sahibi, ahirette hakkýný helal ederse, mesele kalmaz. Helal etmezse, hakký kadar sevablar alýnýp, hak sahibine verilir. Böylece, kul borcu olanýn, sevablarý azalmýþ olur. Sevablarý yoksa, hak sahibinin günahlarýný, yüklenmek zorunda kalýr. Namaz borcu olan da, affa veya þefaate kavuþarak cennete gider. Affa veya þefaate kavuþmazsa, kabirde, mahþerde çektiði sýkýntýlar günahlarýna kefaret olur.

    Günahlarýn birine tevbe etmek
    Sual:
    Bütün günahlarýna deðil de, bunlardan birine, mesela kumar oynamaya tevbe edilse, diðer günahlar geciktirilse, tevbe edilen günah affedilir mi?
    CEVAP
    Günahlar birbirine baðlý deðildir. Elbette tevbe edilen ve bir daha yapýlmayan günah affolur. Bu, kumar olur, içki olur fark etmez; fakat diðer günahlarýn tevbesini geciktirmek doðru deðildir.

    Tevbe ederken, þu üç þartý gözetmeli:
    1- Ýþlediði günaha piþman olup üzülmeli,
    2- Günahtan hemen vazgeçmeli,
    3- Bir daha yapmamaya karar vermeli.

    Bu üç þartý yapmadan, yalnýz dille tevbe etmek, yalancýlýk olur. Günahtan sonra, hemen tevbe etmek farzdýr. Tevbeyi geciktirmek, bu günahý iþlemekten daha büyük günahtýr. Bu günah, her gün bir misli artar. Bunun için de, ayrýca tevbe etmek gerekir. (Berika)

    Tevbe günahlarý affettirir
    Sual: (“Estagfirullah, ellezî lâ ilâhe illâ hü, el hayyel kayyume ve etübü ileyh” diyen savaþtan kaçmýþ olsa da, bütün günahlarý affolur)
    mealindeki hadis-i þerife göre, bunu söyleyen bid’at ehli veya kâfirin günahlarý da affolur mu? Namaz, oruç gibi Hak borçlarý ve hýrsýzlýk, gasp gibi kul borçlarý da affolur mu?
    CEVAP
    Þartsýz bildirilen bütün hadis-i þeriflerin, meþhur þartlarý vardýr. Ýlk þart Ehl-i sünnet itikadýnda Müslüman olmaktýr. Müslüman olmayan ve bid’at ehli olan, hangi istigfarý okursa okusun günahlarý affolmaz.

    Ehl-i sünnet itikadýndaki bir Müslüman tevbe edince, kul ve Hak borçlarý hariç diðer günahlarý affolur. Kul borçlarý için, ödemek veya helalleþmek lazýmdýr. Hak borçlarý için de bunlarý kaza etmek lazýmdýr. Mesela, (Kýlmadýðým namazlarýma, tutmadýðým oruçlarýma, vermediðim zekâtlara tevbe ettim) demekle o ibadetler yapýlmýþ olmaz. Namazlarý kaza etmek, oruçlarý tutmak ve zekâtlarý vermek þarttýr.

    Tevbesiz ölmek
    Sual: Bir mümin, iþlediði günahlara tevbe etmeden ölse, þefaate de kavuþamasa, mutlaka Cehenneme mi gider?
    CEVAP
    Ehl-i sünnet itikadýnda olmak önemlidir. Ehl-i sünnet olup sevablarý günahlarýndan azsa ve þefaate de uðramamýþsa, böyle bir kimsenin tevbe etmediði günahlarýný Allahü teâlâ affedebilir. O kimse, Cehenneme uðramadan doðru Cennete gider. (Birgivî vasiyetnamesi)

    Puta tapsan da gel!
    Sual:
    Hazret-i Mevlana, ne kadar liberal ve hümanist bir zatmýþ ki, (Gel, gel, her kim olursan ol gel, müþrik veya Mecusi de olsan, puta tapsan da gel!) diyor. Niye diðer Ýslâm âlimleri bu kadar liberal ve hümanist deðildir?
    CEVAP
    Bu sözün liberal veya hümanist olmakla ilgisi yok. Bir insan çok büyük günah iþler, affolmaktan ümidini kesebilir. Bir dinsiz, (Cennet ve Cehennem varsa ben yandým) diyebilir. Bâtýl din sahibi, (Benim dinim bâtýlsa cehennemliðim) diye korkabilir. Hazret-i Mevlana bunlara, (Korkma, ne olursan ol gel!) diyor. Bu, (Gel de öyle kal) demek deðildir. (Müslüman deðilsen Müslüman ol, günahkârsan tevbe et, önceki hâlinden dolayý ümitsiz olma! Allahü teâlâ tevbe edilip bir daha yapýlmayan her günahý affeder) demektir. Her Ýslam âlimi böyle diyor. Bunun aksini söyleyen, (Gel de olduðun gibi kal!) diyen hiçbir âlim yoktur.

    Tevbe bin kere bozulsa da af vardýr
    Sual:
    Peygamberlik iddiasýnda bulunan biri, Nisa sûresinin (Ýman edip sonra küfre girenleri, sonra yine iman edip tekrar küfre girenleri, sonra da kâfirliklerini arttýranlarý, Allah ne baðýþlar, ne de onlarý doðru yola iletir) mealindeki 137. âyetini, (Üç kere tevbesini bozan, tekrar tevbe etse de kabul olmaz. O, ebedî kâfirdir) diye tefsir etmiþ. Hâlbuki Hazret-i Mevlana (Tevbeni bin kere bozsan da gel) diyor. Peygamberim diyen bu adamýn söylediði yanlýþ deðil mi?
    CEVAP
    Peygamberim diyen kimsenin nesi düzgün olur ki? Elbette söylediði yanlýþtýr. Resulullah efendimiz, öyle tefsir etmediði gibi, hiçbir Ýslam âlimi de, bu âyet-i kerimeye öyle mânâ vermemiþtir. Kur’an-ý kerime yanlýþ mânâ vermek Müslümaný küfre sokar. Mektubat-ý Rabbânî’deki hadis-i þerifte, (Kur'an-ý kerimi kendi görüþüne göre tefsir eden kâfir olur) buyuruldu. (Deylemî)

    Bildirilen âyet-i kerimede, (Kâfir olduktan sonra tevbe edenler affedilmez) denmiyor, (Kâfirliklerini arttýranlar, küfürde ýsrar edenler affedilmez) deniyor. Bir kimse, kaç kere küfre girerse girsin, sonunda tevbe ederse Müslüman olur. Yani bin kere tevbesini bozsa da, sonunda tevbe etmiþse, son durumu geçerli olur. Hüküm, neticeye göre verilir. Büyük müfessirlerden Ýmam-ý Kurtubî hazretleri de buyurdu ki:
    Bu âyet-i kerimeye göre, Musa aleyhisselama iman ettikten sonra, Üzeyir aleyhisselamý inkâr edip kâfir olanlarý, sonra Üzeyir aleyhisselama iman ettikten sonra Ýsa aleyhisselamý inkâr edip kâfir olanlarý, sonra da Muhammed aleyhisselamý inkâr ederek küfürlerini artýrmýþ olanlarý Allah maðfiret etmez. (Sonra da küfürlerini artýrmýþ olanlar) sözünün anlamý, (Küfür üzere ýsrar edenler) demektir. (Kurtubî Tefsiri)

    Bir kimseye (Üç hakkýn vardý, artýk tevben kabul olmaz) demek, tevbe kapýsýný kapatmak ve Allah'ýn rahmetinden ümit kestirmek olur. Allahü teâlâ, böyle kimselere lânet etmektedir. Bir hadis-i þerif:
    (Allah’ýn rahmetinden ümit kestirenlere Allah lânet etsin!) [Nesâî]

    Bir âyet-i kerime meali de þöyledir:
    (Ey günahta haddi aþanlar, Allah’ýn rahmetinden ümit kesmeyin! Zira Allah, bütün günahlarý affeder. O, gafururrahimdir, affý, merhameti çoktur.) [Zümer 53]

    Yine bir hadis-i þerif:
    (Hak teâlâ buyurdu ki: “Kulumun, günahý göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse, onu affederim.”) [Tirmizî]

    Allahü teâlâ, kâfirlikten tevbe edenleri deðil, küfründe ýsrar edenleri affetmiyor. En azýlý kâfir bile tevbe edince tevbesini kabul ediyor. Önüne gelen Kur’an-ý kerime yalan yanlýþ mânâ veriyor. Bir de, (Ben Kur’an’dan söylüyorum, delilim âyettir) diyor. Kendi anladýðýný din zannedip, nakle itibar etmeyenlerin dine verdikleri zarar büyük olur.

    Resulullah'a dil uzatmak
    Sual:
    S. Ebediyye’de Peygamber efendimize dil uzatanýn tevbesinin kabul olmadýðý yazýlýdýr. Hangi mezhepte tevbesi kabul olmuyor?
    CEVAP
    Sadece Hanbelî’de tevbesi kabul olmuyor. Ýbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
    Hanbelî âlimlerine göre, Peygamber efendimize dil uzatanýn tevbesi kabul edilmez. Ýmam-ý a'zam ile Ýmam-ý Þâfiî’ye göre tevbe ederse tevbesi kabul edilir. (Redd-ül-muhtar)

    (Mir’at-i Kâinat) kitabýnda diyor ki: Resulullah'ýn “sallallahü aleyhi ve sellem” zevceleri ve kýzlarý “radýyallahü teâlâ anhünne” dünyadaki kadýnlarýn hepsinden üstündür. Zevcelerini kötüleyen için, Abdullah ibni Abbas hazretleri, (Tevbesi kabul olmaz) buyurdu. Âiþe vâlidemize “radýyallahü anha” sövmek, Kur’an-ý kerimi inkâr etmek olacaðý için küfür olduðunda sözbirliði vardýr. (Eshab-ý Kiram kitabý)

    Bazý âlimler diyor ki: (Tevbesi kabul olmaz) demek, (Müslüman olmasý kabul edilmez) demek deðildir. (Tevbe etse de dünyadaki cezadan kurtulamaz) demektir. Zina eden tevbe etse de, sonra zinasý meydana çýkarsa, yine dinen cezalandýrýlýr. Ýçki içene, hýrsýzlýk edene de dünyadaki cezalarý verilir. Peygamber efendimize dil uzatan da tevbe etse de, Hanbelî mezhebinde dünyada cezalandýrýlýr.

    Sual: Yeni Müslüman olanýn ve bozuk inanýþlarý olup tövbe eden kimsenin, önceki iþlemiþ olduðu günahlarý affolur mu?
    Cevap:
    Yeni Müslüman olan, imana gelen ve bidat inanýþýnda olan sapýk bir kimse, inkârýna ve bozuk inanýþlarýna tövbe edince, bu inkâr ve bidat inanýþlarýna, bu zamandaki bozuk iþlerini yapmamaya karar vermiþ, niyet etmiþ demektir. Bu niyetine karþýlýk olarak da, önceki iþlemiþ olduðu günahlarýn hepsi affolur.

    Sual: Zamanýmýzda, bir Müslümanýn her gün tövbe etmesi gerekir mi?
    Cevap:
    Bu zamanda bir Müslümanýn her gün hakiki tövbe etmesi lazýmdýr. Tövbe edilen günah ve küfür, muhakkak affolur. Tövbe edilmezse, dünyada ve ahirette cezasýný çeker.

    Piþman olup, tevbe etmelidir
    Sual: Kul ve hayvan haklarý dahil her iþlenen günah için mutlaka tevbe etmeli, kul haklarý için helalleþmeli midir?
    Cevap: Konu ile alakalý olarak Ýmâm-ý Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabýnda buyuruyor ki:
    “Kýymetli ömrümüz, günah iþlemekle, kusur, kabahat yapmakla, yanýlmakla, faydasýz, lüzumsuz konuþmakla geçip gidiyor. Bunun için; tevbeden, Allahü teâlâya boyun bükmekten söyleþmemiz, vera ve takvadan konuþmamýz hoþ olur. Nûr sûresi, 31. âyet-i kerimesinde mealen; (Ey müminler! Hepiniz, Allahü teâlâya tevbe ediniz! Tevbe etmekle kurtulabilirsiniz) buyurmuþtur. Tahrîm sûresi, 8. âyet-i kerimesinde mealen; (Ey iman eden seçilmiþler! Allahü teâlâya dönünüz! Halis tevbe edin! Yani tevbenizi bozmayýn! Böyle tevbe edince, Rabbiniz, sizi belki affeder ve aðaçlarýnýn, köþklerinin altýndan, önünden sular akan Cennetlere sokar) buyurmuþtur. En'âm sûresi, 120. âyet-i kerimesinde mealen; (Açýk olsun, gizli olsun günahlardan sakýnýnýz!) buyurmuþtur.

    Günahlarýna tevbe etmek, herkese farz-ý ayýndýr. Hiç kimse tevbeden kurtulamaz. Nasýl kurtulur ki, Peygamberlerin hepsi tevbe ederdi. Peygamberlerin sonuncusu ve en yükseði olan Muhammed aleyhisselâm buyuruyor ki; (Kalbimde envâr-ý ilâhiyyenin gelmesine engel olan perde hasýl oluyor. Bunun için her gün, yetmiþ kere istiðfar ediyorum.)

    Yapýlan günahta, kul hakký bulunmayýp, zina yapmak, alkollü içki içmek, çalgý dinlemek, yabancý kadýnlara bakmak, Kur’ân-ý kerimi abdestsiz tutmak ve yanlýþ inanýþlara saplanmak gibi, yalnýz Allahü teâlâ ile kendi arasýnda olursa, böyle günahlara tevbe etmek, piþman olmakla, istiðfar okumakla, Allahü teâlâdan utanýp, sýkýlýp, Ondan af dilemekle olur. Farzlardan birini özürsüz terk etti ise, tevbe için, bunlarla birlikte, o farzý da yapmak lazýmdýr. Çünkü bir namazý vaktinde kýlmayanýn bunu kaza etmesi de farzdýr.

    Günahta kul hakký da varsa, buna tevbe için, kul hakkýný hemen ödemek, onunla helalleþmek, ona iyilik ve dua etmek de lazýmdýr. Mal sahibi, hakký olan ölmüþ ise, ona dua, istiðfar edip çocuklarýna, vârislerine verip ödemeli, bunlara iyilik yapmalýdýr. Çocuklarý, vârisleri bilinmiyorsa, mal ve parayý fakirlere verip, sevabýný hak sahibine ve eziyet yapýlana niyet etmelidir.”