: [1] 2 3 ... 10
1
ДРУГИ / Èìàì Øàôèè êàçà
«  kral - 21 2022, 22:05:54 »
Èìàì Øàôèè êàçà:
 Òîçè, êîéòî óâåùàâà è íàïúòñòâà áðàò ñè òàéíî, íàèñòèíà ãî å ïîñúâåòâàë è „ðàçêðàñèë“, à êîéòî ãî óâåùàâà è íàïúòñòâà ïóáëè÷íî,
 òîâà íàèñòèíà ãî ñìóòè è „ïî÷åðíè““.
 (Ìåäæìóà, Íåâåâè)
Èáí àë-Äæàóçè, Àëëàõ äà ãî áëàãîñëîâè è äà ãî äàðÿâà, å êàçàë: „Íå çàâèæäàéòå íà îíåçè, íà êîèòî Àëëàõ, äæàëëå óààëÿ, å äàë îò Ñâîÿòà ùåäðîñò. Èñêàéòå Ãî îò Íåãî – è Òîé å åäíàêâî âàø è òåõíèÿò Ãîñïîä "
"Åäíà îò íàé-ãîëåìèòå ñòåïåíè íà èñêðåíîñò å äà êðèåø äîáðèòå äåëà, êàêòî êðèåø ãðåõîâåòå ñè."
Øåéõ Àáäóë-Àçèç èáí Ìåðçóê Àò-Òàðèôè
"...Òàêà ÷å èìàéòå òúðïåíèå, ðåçóëòàòúò íàèñòèíà ùå áúäå â ïîëçà íà áîãîáîÿçëèâèòå."  (Õúä, 49)

 Êàçâà èáí àë-Äæàóçè, ðàõèìàõóëëàõó òåàëÿ: "Êîéòî ñè ñïîìíÿ êðàñîòàòà íà ðåçóëòàòà, ùå çàáðàâè ãîð÷èâèíàòà íà ñàáóðà."
 
 Ïðîô.  Àäíàí Ìóðàòîâè÷
2
Soru Ve Cevaplar / Þevval ayýnda oruç
«  kral - 18 2021, 20:14:53 »
Sual: Ramazandan sonra, Þevval ayýnda oruç tutmanýn önemi nedir?
CEVAP
Her zaman oruç tutmak sevabdýr. Hadis-i þerifte, (Oruç, Cehennem ateþinden koruyan bir kalkandýr) buyuruldu. (Buhârî)

Þevval ayýnda tutulan orucun çok sevabý vardýr. Üç hadis-i þerif:
(Ramazandan sonra Þevval ayýnda da 6 gün oruç tutan, anasýndan doðduðu günkü gibi günahsýz olur.) [Taberanî]

(Ramazan orucuyla Þevvalde de 6 gün oruç tutan, bir yýl oruç tutmuþ sayýlýr.) [Ýbni Mace]

(Ramazan ayý orucu on aya, ramazandan sonra tutulan 6 gün oruç da iki aya mukabil olur ki, böylece bir yýl oruç tutma sevabýna kavuþulur.) [Ýbni Huzeyme]

Bu 6 gün orucun bayramdan sonra hemen tutulmasý iyidir. Aralýklý tutmak da caizdir. Kazaya niyet ederek tutmalý. Kaza oruçlarýný, pazartesi ve perþembe günleri tutmak daha iyidir. Üç hadis-i þerif meali þöyledir:
(Ameller, pazartesi ve perþembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçluyken arz olunmasýný isterim.) [Tirmizi]

(Pazartesi ve perþembe, günahlarýn affedildiði gün olduðu için oruç tutuyorum.) [Müslim]

(Cennetin kapýlarý pazartesi ve perþembe günleri açýlýr.) [Müslim]

Sual: Þevval ayýna girdik. 6 gün orucuna baþladým. Ramazanda âdet olduðum zaman tutamadýðým oruçlarým oldu. 7 gün tutamadým. 6 günlük oruç diðerinin yerine geçer mi? Yoksa 13 gün oruç tutmam mý gerekiyor?
CEVAP
Altý gün orucu tutarken kazaya da niyet ederseniz hem kazanýz ödenmiþ olur, hem de Þevval ayýnda oruç tutma sevabýna kavuþmuþ olursunuz. 7 gün kaza tutarsanýz borcunuz kalmaz.

Sual: Þevval ayýnda tutulan altý gün orucu (kaza ve nafile oruca niyet ederek) peþ peþe tuttuk. Kimisi Pazartesi-Perþembe tutulmasý gerektiðini söylediðinde kötü bir niyet olmadan, bir an önce tutmak manasýnda (Altý gün orucu bir an önce tutup kurtulalým) dediðimiz oldu. Bir mahzuru var mý?
CEVAP
Oruç tutan adamýn kötü niyeti olur mu? Siz onu kendinize bir görev hissettiðiniz için öyle dediniz. Namaz için de ayný þey söylenir. (Hele þu namazý bir an önce kýlalým veya önce namazý kýlalým da kurtulalým) demek küfür olmaz. Çünkü borçtan bir an önce kurtulmak demektir.

Sual: Biz komþularla altý gün oruçlarýmýzý tuttuk. Bir haným, kadýnlarýn tutmasý gereken bir borcu varsa, bu altý gün nafile orucu tutamaz dedi. Bu doðru mu?
CEVAP
Farz namaz borcu olan nafile ve sünnet kýlamaz, ancak oruç tutabilir. Çünkü ikinci ramazana kadar borcunu ödeyebilir. Ama bu altý günleri tutarken kazaya da niyet ederse hem bugünlerde oruç tutmuþ olur hem de kazasýný ödemiþ olur.

Sual: Þevval ayýnda tutulan 6 gün oruç, þevval ayý içerisinde hangi gün olursa olsun tutulabilir mi?
CEVAP
Evet, 30 gün içinde altý gün oruç tutulur.

Sual: Ben 6 gün orucuna baþladým. Ýkincisini bugün tutacaðým. Ancak dün gece biraz uykulu idim, yemeði yiyip yattým. Sabah kalktýðýmda niyet etmediðimi hatýrladým. Ancak gece yatarken hanýmýma "ben sahura kalkacaðým yarýn ve diðer günler (14-15. günler de) oruç tutacaðým dedim. Böyle yapmam niyet yerine geçer mi?
CEVAP
Sahura kalkýyor hem de yemek yiyorsunuz. Bu niyet yerine geçer. Hatta acele edip, vakit bitmeden þunu içeyim þunu da yapayým deniliyor, bunlar da niyettir.

Þevval ayýnda oruç tutmak
Sual: Hilal gözetilmeden takvimlere göre ramazan ve bayram yapýlan günlerde, Ramazandan sonra iki gün oruç tutmak gerekiyor. Bir de hayz halinde tutulmayan oruçlar oluyor. Þevval ayýnda altý gün nafile oruç tutmak da çok sevabdýr. Kaza namazlarý kýlarken, nafile namazlara da niyet edildiði gibi, kaza oruçlarýný tutarken, hem Þevval ayý orucuna, hem de kaza orucuna birlikte niyet edilebilir mi?
CEVAP
Evet, öyle niyet edilir. Þevval ayýnda kaza orucu tutarken, Þevval orucuna ayrýca niyet edilmese bile, yine Þevval ayýnda tutulmasý çok sevab olan nafile oruçlar da, tutulmuþ olur. Peygamber efendimiz, Muharremin 9 ve 10. günleri nafile oruç tuttuðu için bize sünnet olmuþtur. Yine Peygamber efendimizin, her Arabî ayýn 13, 14 ve 15. günleri ve kurban bayramý arefesinde nafile oruç tuttuðu olurdu. Resulullah efendimiz, bu günlerde nafile oruç tuttuðu için, o günlerde bizim oruç tutmamýz da müstehab olmuþtur. Bu günlerde kaza orucu tutarken, sünnet veya müstehab denmese de, Peygamber efendimiz, o günlerde oruç tuttuðu için, sünnet veya müstehab da yerine gelmiþ olur.

Bildirilen günlerde nafile oruç tutarken kazaya da niyet etmeli, yani (Ýlk kazaya kalan Ramazan orucumu tutmaya) demelidir. Kaza orucumuz olmasa bile, böyle niyet etmenin hiç mahzuru olmaz. Kazamýz yoksa zaten nafile olur. Mübarek günlerde, oruç tutarken her zaman kazaya niyet etmeliyiz.

Þevvalde 6 gün oruç
Sual: Ramazan-ý þerifin ve bayramýn baþlamasý hilalin gözetlemesiyle tespit edilmediði için, ramazandan sonra 2 gün kaza orucu tutmak gerekiyor. 6 gün de þevvalde oruç tutuluyor. Hepsi 8 mi ediyor, yoksa 6 gün tutulsa, hem 2 gün kaza orucu hem de þevvalde 6 gün oruç tutulmuþ olur mu?
CEVAP
Þevvalde 6 gün kaza orucu tutulsa, ramazandan sonra 6 gün oruç tutmak gerektiði için, bu ayda 6 gün oruç tutulmuþ olur. Ýkisi ramazan orucunun kazasý diyerek 8 gün oruç tutmak gerekmez. En az bire on sevab verildiði için, bir ay ramazanda oruç tutan 300 gün, þevvalde de 6 gün oruç tutan 60 gün oruç tutmuþ gibi olacaðý, yani bütün yýl oruç tutmuþ sayýlýr. Diyelim ramazanda tuttuðumuz 30 gün orucun ikisi isabet etmese, ikisini sonra kaza etmiþ oluyoruz. Ramazan diye tuttuðumuz 2 gün normal nafile olur. 4 gün de þevvalde tutulunca yine 6 gün tutulmuþ oluyor.

Þevval ayýnda oruç tutmak
Sual: Ramazan ayýnýn dýþýnda tutulan oruçlara da, oruç tutma sevabý verilmekte midir?
Cevap: Ýnsanlarýn yaptýðý her bir ibadetine karþýlýk olarak, bire on, bire yedi yüz, bire sonsuz ecir, ücret verileceði Kur’ân-ý kerimde bildirilmektedir. Bu sebeple insan, gücü, kuvveti, imkanlarý yerinde iken, namazlarýný kýlmalý, Ramazan ayýnýn dýþýnda da, oruç tutmalýdýr. Zira kýyamet gününde oruç, bir güzel suret alarak, Allahü teâlânýn hitabýna mazhar olacaktýr. Allahü teâlâ, oruca; “Ya oruç, sen memnun olduðun þahýslarý alarak Cennete gir!” buyuracaktýr. Daha sonra, Allahü teâlâ; “Ya oruç, benden baþka ne arzun varsa iste” buyuracak ve oruç da, razý olduðu kimseler için çeþitli þeref ve meziyetleri isteyip almaya muvaffak olacaktýr. Böylece oruç tutanlar, kýyamet gününde yüksek bir þerefe nail olacaklardýr. Ayrýca oruç tutanlar, birçok Cehennem ehli Müslümana þefaat edebilme imkânýna da kavuþacaklardýr. Bütün bunlarýn üstünde olarak, oruç tutanlar Peygamber efendimize komþu olacak ve cenab-ý Hakkýn cemalini görmeye de nail olacaklardýr. Hadîs-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan-ý þerif ayýnda oruç tutup, ardýndan Þevval ayýndan da altý gün daha oruç tutan, bir yýl oruç tutmuþ gibi olur.)

(Ramazan-ý þerif ayýnda orucunu tutup, ardýndan Þevval ayýnda altý gün daha oruç tutan, günahlardan, anadan doðduðu gün gibi sýyrýlýr, kurtulur.)
3
Soru Ve Cevaplar / Nafile oruç ve fazileti
«  kral - 04 2021, 17:12:41 »
Sual: Nafile orucun da sevabý olur mu?
CEVAP
Oruç kazasý olmayanýn nafile oruç tutmasý çok sevaptýr. Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Bir gün nafile oruç tutan kimseye, yeryüzü dolusu altýn verilse, o orucun sevabýný karþýlamaz.) [Ýbni Neccar]

(Gizleyerek, bir gün nafile oruç tutana, Allahü teâlâ, Cennetini ihsan eder.) [Hatib]

Sual: Ramazandan sonra her ay oruç tutmak isteyen hangi günler tutmalýdýr?
CEVAP
Her ay 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Her [kameri] ayda, üç gün oruç tutmak, bütün yýlý oruçlu geçirmek gibi sevaptýr.) [Buhari]

(Ýbrahim aleyhisselam, her ayda 3 gün oruç tuttu. Allahü teâlâ da ona ömrü boyu oruç tutmuþ gibi sevap verdi ve ömür boyu sanki yiyip içmiþ gibi kuvvet, zindelik verdi.) [Beyheki]

(Her ay 3 gün oruç tutan, yýlýn tamamýnda oruç tutmuþ gibi olur.) [Müslim]

(Her ay 3 gün oruç tutanýn kalbindeki kin yok olur.) [Bezzar]

(Her ay 3 gün oruç tutanýn kalbinin pasý temizlenir.) [Nesai]

“Eyyâm-ý biyd” denilen kameri aylarýn 13, 14 ve 15. günleri de tutmak iyi olur. Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Ayda 3 gün oruç tutan, ayýn 13, 14 ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesai]

(Her ay, eyyâm-ý biyd’de oruç tutan kimse, yýlýn tamamýnda oruç tutmuþ gibi sevaba kavuþur.) [Nesai]

Sual: Zilhicce ayýnda oruç tutmanýn fazileti nedir, hangi günlerde oruç tutmalý?
CEVAP
Kurban Bayramý’nýn bulunduðu aya zilhicce denir. Zilhicce ayýnýn ilk on gününde yapýlan ibadetlerin kýymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i þeriflerden birkaçý þöyledir:
(Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yýl oruç tutmaya bedeldir. Bir gecesini ihya etmek de Kadir Gecesi’ni ihya etmek gibidir.) [Ýbni Mace]

(Zilhiccenin ilk on gecesinde yapýlan amel için, yedi yüz misli sevab verilir.) [Beyheki]

(Terviye günü [Arefe’den önceki gün] oruç tutup, günah söz söylemeyen Müslüman Cennete girer.) [Ramuz]

(Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutan, her günü için, yüz köle azat etmiþ veya cihad edenlere yüz at vermiþ veya Kâbe’ye kurban için yüz deve göndermiþ gibi sevab alýr.) [R. Nasýhin]

(Bu on günün hayrýndan mahrum olan kimseye yazýklar olsun! Bilhassa dokuzuncu [Arefe] günü oruçla geçirmelidir! Onda o kadar çok hayýr vardýr ki, saymakla bitmez.) [T. Gafilin]

(Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutana, her günü için bir yýllýk oruç sevabý verilir.) [Ebul Berekat]

(Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise on bin güne eþittir.) [Beyheki]

(Zilhiccenin ilk on gününde yapýlan amellerden daha kýymetlisi yoktur.) [Taberani]

(Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapýlan amellerden daha kýymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!) [Taberani]

[Tesbih: Sübhanallah,
Tahmid: Elhamdülillah,
Tehlil: La ilahe illallah,
Tekbir: Allahü ekber, demektir.]

Ýlk on günün kýymeti
Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapýlan amellerin, diðer aylarda yapýlan amellerden daha kýymetli olduðunu bildirince, Eshab-ý kiram, (Ya Resulallah, bu ayýn ilk günleri yapýlan ameller, Allah yolundaki cihaddan da mý daha kýymetlidir?) dediklerinde, (Evet, cihaddan da kýymetlidir, ancak canýný, malýný esirgemeden savaþýp þehit olanýn cihadý, daha kýymetlidir buyurdu. (Buhari)

Hazret-i Ebüd-derda buyurdu ki:
Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmalý, çok sadaka vermeli ve çok dua ve istigfar etmelidir, çünkü Resulullah, (Bu on günün hayýr ve bereketinden mahrum kalana yazýklar olsun) buyurdu. Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutanýn ömrü bereketli olur, malý çoðalýr, çoluk çocuðu belalardan muhafaza olur, günahlarý affolur, iyiliklerine kat kat sevab verilir, ölürken kolay can verir, kabri aydýnlanýr. Cennette yüksek derecelere kavuþur. (Þir’a)

Bu on gün içinde, hasta ziyaret eden, Allahü teâlânýn dostlarýnýn hatýrýný sormuþ ve ziyaret etmiþ gibi olur. Bu on gün içinde Ehl-i sünnet’e uygun bir din kitabý okumak çok sevabdýr. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadýný öðrenmek, kadýn erkek herkese farzdýr. Çocuklara öðretmek, birinci görevdir.

Sual: Arefe günü oruç tutmanýn önemi nedir?
CEVAP
Hadis-i þeriflerde buyuruluyor ki:
(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]

(Aþûre günü orucu bir yýllýk, Arefe günü orucu da, iki yýllýk [nafile] oruca bedeldir.) [T.Gafilin]

(Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T.Gafilin]

Sual: Receb ve Þaban aylarýnda oruç tutmanýn fazileti nedir?
CEVAP
Receb ayý, hürmet edilmesi gereken dört kýymetli aydan biridir. Resulullah efendimiz, Receb ayýna çok deðer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Þabaný bizler için mübarek kýl ve bizi Ramazana eriþtir" diye dua ederdi. Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [Ýbni Cerir]

(Haram aylarda Perþembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yýllýk ibadet sevabý yazýlýr.) [Taberani]

(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]

(Receb ayýnda Allahü teâlâya çok istigfar edin; çünkü Allahü teâlânýn, Receb ayýnýn her vaktinde Cehennemden azat ettiði kullarý vardýr. Ayrýca Cennette öyle köþkler vardýr ki, ancak Receb ayýnda oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Receb ayýnda oruç tutanlarý maðfiret eder.) [Gunye]

(Ramazan ayý dýþýnda Allah rýzasý için bir gün oruç tutan, iyi bir yarýþ atýnýn bir asýrda alacaðý mesafe kadar Cehennemden uzaklaþýr.) [Ebu Ya’la]

(Receb büyük bir aydýr. Allahü teâlâ bu ayda hasenatý kat kat eder. Receb ayýnda bir gün oruç tutan, bir yýl oruç tutmuþ gibi sevaba kavuþur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapýlarý kapanýr. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapýsý açýlýr. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediðini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, "Geçmiþ günahlarýn af oldu” der. Receb ayýnda Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamý gemiye bindirdi ve o da, Receb ayýný oruçlu geçirdi. Yanýndakilere de oruç tutmalarýný emretti.) [Taberani]

(Receb ayýnda, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip "Ya Rabbi onu maðfiret et" derler.) [Ebu Muhammed]

Þaban ayý
Hazret-i Âiþe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahýn, hiçbir ayda, Þaban ayýndan daha çok oruç tuttuðunu görmedim. Bazen Þabanýn tamamýný oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Þaban ayýnda niçin çok oruç tuttuðu sorulduðu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Þaban, öyle faziletli bir aydýr ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) [Nesai]

Bu konudaki hadis-i þeriflerden bazýlarý þöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Þaban ayýnda tutulan oruçtur.) [Tirmizi]

(Þabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazýrlar.) [Ey oðul ilmihali]

Bünyesi zayýf olanýn, Þabanýn 15 inden sonra oruç tutmayýp, farz olan Ramazan-ý þerif orucuna hazýrlanmasý iyi olur. Saðlýðý yerinde olan ise, Þaban ayýnýn çoðunu, hatta tamamýný oruçlu geçirebilir.

Berat gecesi
Berat gecesi, Þaban ayýnýn on beþinci gecesidir. Yani 14 Þabanýn bittiði günün gecesidir.

Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Þabanýn 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rýzk isteyen yok mu, rýzk vereyim. Dertli yok mu, sýhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [Ýbni Mace]

Aþûre günü oruç tutarken
Sual: Aþûre günü tutulan oruca kaza orucuna niyet edince, hastalýk gibi bir sebeple orucu bozmak zorunda kalan kiþi, bunun için kaza mý, kefaret mi tutmalý?
CEVAP
Ramazan ayý dýþýnda, oruç ne sebeple bozulursa bozulsun, kefaret gerekmez. Kazamýz varsa zaten kaza edeceðiz, yoksa nafile olacaðý için, bozulan nafile orucu kaza etmek de vacib olduðu için, tekrar tutmak vacibdir.

Sual: Tam olarak kaza borcumu hatýrlamýyorum; bu yüzden her nafile orucu tutarken, son kazaya kalan ramazan orucumu tutmaya diye niyet etsem sakýncasý olur mu?
CEVAP
Çok iyi olur.

Sual: Nafile orucu sebepsiz bozmak uygun mu?
CEVAP
Nafile orucu, sebepsiz bozmak günahtýr. Bozunca kaza etmek de gerekir.

Sual: Bir kiþi yiyecek bir þey bulamazsa veya yemek hazýrlamaya üþenirse, oruç tutsa caiz olur mu?
CEVAP
Çok iyi olur.

Sual: Þabanýn 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?
CEVAP
Onbeþinci günü tutulur.

Nevruz günü oruç
Sual: Nevruz günü oruç tutmak mekruh olduðuna göre, her Pazartesi veya Perþembe günü oruç tutmayý âdet edinen, Nevruz günü bu günlere denk gelirse, yine oruç tutsa, mekruh olur mu?
CEVAP
Hayýr, mekruh olmaz.

Sual: Savm-ý davud, yani bir gün yiyip bir oruç tutmak cumartesi ve mekruh güne denk gelse caiz mi?
CEVAP
Mahzuru olmaz. En faziletli oruçtur.

Sual: Sükut orucu var mý?
CEVAP
Yoktur.

Sual: Ýmsak vaktinden sonra, nafile oruca niyet edip, dahveden önce, oruç tutmaktan vazgeçenin, bu orucu kaza etmesi vacip olur mu?
CEVAP
Evet.

Sual: Þabanýn 15. günü, cumartesiye gelse, sadece bu gün oruç tutulur mu?
CEVAP
Bir gün öncesi ile veya bir gün sonrasý ile tutulmalýdýr.

Sual: Sadece cumartesi günleri oruç tutmakta mahzur var mý?
CEVAP
Bir hadis-i þerif meali þöyledir:
(Farz olan Ramazan orucu hariç, yalnýz Cumartesi günü tek olarak oruç tutmayýn!) [Ebu Davud, Tirmizî, Nesai, Hâkim]

Bunun sebebi bildirilmiyor. Cumartesi Yahudilerin önemli bir günüdür. Onlara benzememek için olabilir. Baþka hikmetleri de olabilir. Ne bildirilmiþse ona uymalýdýr.

Sual: Kaza orucu olmayanýn, tuttuðu kaza orucu nafile mi olur?
CEVAP
Evet.

Sual: Bir olay için, mesela sýnav vb...ya da korktuðumuz bir yere giderken veya korktuðumuz bir olayýn sonucunun hayýrlý olmasý niyetiyle nafile oruçlu olmanýn fazileti hakkýnda bilgi verir misiniz?
CEVAP
Oruçlu olmak, abdestli olmak, zikretmek elbette faydalýdýr. Kaza borcunuz olmasa bile, oruca niyet ederken, kazaya niyet etmek daha uygundur.

Sual: Hadis-i þerifte (Þevval ayýnda da 6 gün oruç tutan, anasýndan doðduðu günkü gibi günahsýz olur) buyuruluyor. Yani bir anlamda kabul olunmuþ, hakiki tevbe-i nasuh gibi oluyor mu?
CEVAP
Hayýr tevbe gibi olmaz. Tevbe piþman olup günahlarý terk etmektir. Yani artýk bir daha günah iþlememek demektir. Þevvalde 6 gün oruç tutanýn böyle bir niyeti yok. O yine günahlarýna devam edecek, sadece oruç tutmakla sevap iþliyor, sevabý kadar günahý affoluyor. Sonra bu günahlar büyük günahlar için deðil, küçük günahlar içindir. Büyük günahlarý, insan ve hayvan haklarý kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahlarý affedilmez. Nafile ibadetin sevabýna kavuþabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçýp günahlara tevbe etmek ve o iþi ibadet olarak yapmaya niyet etmek þarttýr. Abdest alanýn da bütün günahlarý affolur. Hadis-i þerifte buyuruldu ki:
(Abdest alan bütün günahlardan temizlenmiþ olur.) [Müslim]
Bu da aynen Þevvaldeki oruç gibidir. Küçük günahlardan temizlenmiþ olur.

Sual: Oruç tutarken bir davete gidilince, orucu bozmak günah mýdýr?
CEVAP
Davete gidilince, Ramazan, kaza ve kefaret oruçlarý bozulmaz. Sadece nafile oruçlar bozulabilir. (Mevkufat)

Nafile oruç tutarken uygun bir davete gidilince, orucu bozmak günah deðildir. Bir mümin arkadaþý sevindirmek ve onu üzmemek için davetine gidilir. Davete gidip de orucunu bozmayan bir kimseye Peygamber efendimiz, (Arkadaþýn senin için bu kadar külfete girdiði halde, sen hâlâ “Oruçluyum” diyorsun. Þimdi ye, sonra yerine bir gün tutarsýn) buyurdu. (Dare Kutni)

Yine buyurdu ki:
(Davete giden, Ramazan, kaza ve adak orucu deðilse, [nafile ise] orucunu bozsun!) [Taberani]

(Din kardeþinin hatýrý için nafile orucu bozana, bin günlük oruç sevabý yazýlýr. Bu orucu kaza edince de iki bin günlük sevap yazýlýr.) [Þir’a]

Öðleden sonra, bir zaruret olmadýkça, nafile orucu bozmamalýdýr! Hadis-i þerifte, (Nafile oruç tutan kimse, öðleye kadar muhayyerdir) buyuruldu. (Taberani)

Sual: Cuma günü kaza orucu tutmak mekruh mu?
CEVAP
Cuma günü nafile oruç tutmak müstehaptýr. Yani mahzuru olmaz. Kaza orucu tutmak da böyledir. Bazý âlimler Cuma günü tek baþýna nafile oruç tutmak mekruh dediði için, bütün âlimlere uymak gayesiyle yalnýz Cuma günü oruç tutmamak daha uygun olur. Bir ihtiyaçtan dolayý tutulursa mekruh olmaz.

Oruçlu olduðunu söylemek
Sual: (Nafile oruç tutarken, sorana oruçlu olduðunu söyleyince riya olur, orucun sevabý gider) deniyor. Böyle bir þey var mý?
CEVAP
Riya için, gösteriþ için tutulmuyorsa, riya olmaz ve orucun sevabý gitmez. Nafile ibadetleri gizli yapmak iyi olur. Mecbur kalmadýkça açýklamamalý. Sadakayý gizli vermeli, nafile namazlarý da gizli kýlmaya çalýþmalý, ama gösterilmesinde fayda varsa, baþkalarýný teþvik edecekse, o zaman açýktan yapmak daha iyi olur. Allah rýzasý için yapýnca, insanlar görse de mahzuru olmaz.

Nafile orucu bozmak
Sual: Nafile oruçlarý tutmak mecburi olmadýðý için, istenince bozabilir miyiz?
CEVAP
Bir ibadete baþlayýnca, bunu özür olmadan bozmak haramdýr. Ýhtiyaç olunca, nafile orucu bozmak caiz olur. Ancak daha sonra bu orucu tutmak vacibdir.

Bozulan nafileleri tekrar kýlmak vacib, bozulan farzlarý tekrar kýlmak farzdýr. Özürsüz bozmak ise haramdýr. (Uyun-ül-besair)

Farz olan orucu bozmak için sekiz özür vardýr:
1- Hastalýk,
2- Sefere çýkmak,
3- Ýkrah yani zalimin zorlamasý,
4- Kadýnýn hamile olmasý,
5- Çocuk emzirmek,
6- Açlýk [dayanýlamayacak derecede],
7- Susuzluk [dayanýlamayacak derecede],
8- Ýhtiyarlýk. (Bahr-ür-raýk)

Bu özürlerden biri varsa, oruç tutmamayý mubah kýlýyor. Bu özürleri olmasýna raðmen, oruç tutabilen yine tutar.

Seferilik hakkýnda bir hadis-i þerif meali þöyledir:
(Seferde ramazan orucunu tutan, mukimken oruç yiyen gibidir.) [Nesai]

Hâlbuki mukimken oruç yemek büyük günahtýr. Seferde sýkýntýlý bir durum varsa, ibadetlerini ve iþlerini aksatacaksa oruç tutmamasý tavsiye ediliyor. Seferde rahatsa, oruç tutmasý iyi olur. Onun için bir hadis-i þerifin açýklamasý olmadan hüküm vermemelidir.

Nafile oruç, mazeretli veya mazeretsiz bozulursa, kazasý vacib olur. Bir kadýn namaz kýlarken ve oruçluyken hayzý baþlasa, namazýný ve orucunu býrakýr. Nafile namazla nafile orucu kaza etmek vacibdir. Eðer, farz namaza niyet ettikten sonra hayz baþlasa, namazý kaza etmez. Çünkü farz namazý affedilmiþtir. (Redd-ül-muhtar)

Nafile oruçta Dahve vaktine kadar niyet edilir. O vakte kadar bir þey yiyip içmemiþ olan kimse, niyet edip oruç tutabilir. Yahut vazgeçip tutmayabilir. Yani bu iþte muhayyerdir.

Niyet etme vakti geçtikten sonra, artýk mazeretsiz orucunu bozamaz. Nafile oruç için mazeretler, misafirliðe gitmek, misafirin gelmesi veya oruç bozmayý gerektiren diðer sebeplerdir. Böyle sebeplerle de, niyetli orucu bozunca, kaza etmek vacib olur.

Haram aylarda oruç
Sual: Nâfile oruç tutulmasý daha çok sevab olan aylar ve günler hangileridir?
CEVAP
Haram aylarda, pazartesi ve perþembe günleri ve kamerî aylarýn eyyam-ý biyd denilen 13.,14. ve 15. günleri oruç tutmak daha sevabdýr. “Haram ay” demek, hürmet edilmesi gereken ay demektir. Bu konudaki hadis-i þeriflerden birkaçýnýn meali þöyledir:
(Haram aylar; Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarýdýr.) [Ýbni Cerir]

(Haram aylarda perþembe, cuma ve cumartesi günleri oruç tutana iki yýllýk ibadet sevabý yazýlýr.) [Taberanî]

(Haram aylardan birinde bir gün oruç tutmak, baþka bir ayýn otuz günü oruç tutmaktan daha sevabdýr.) [Ý. Gazâlî]

(Her ayda üç gün oruç tutmak, bir yýl oruç tutmak gibi sevab olur. Çünkü Allahü teâlâ, En’am sûresinde [mealen] “Bir hayýr iþleyene, [en az] on katý sevab verilir” buyurdu. Bir güne on misli sevab veriliyor.) [Tirmizî]

(Ayda 3 gün oruç tutan, kameri ayýn 13., 14. ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesaî]

(Her ay, eyyam-ý biyd’de oruç tutan kimse, yýlýn tamamýnda oruç tutmuþ gibi sevaba kavuþur.) [Nesaî]

Pazartesi günü oruç
Sual: Pazartesi günü oruç tutmanýn fazileti nedir?
CEVAP
Birçok fazileti vardýr:
Hazret-i Ömer ve Ýbni Abbas hazretleri, Resulullah’ýn pazartesi günü doðduðunu, ilk vahyin pazartesi günü geldiðini, Mekke'den pazartesi günü hicret ettiðini, Medine'ye pazartesi günü girdiðini, vefatýna iþaret sayýlan âyetin pazartesi günü indiðini ve pazartesi günü vefat edeceðini, kendisinden duyduklarýný bildirmiþlerdir. (Müslim, Ý. Ahmed, Beyhekî)

Ebu Katâde “radýyallahü anh” anlatýr: Resulullah'a “sallallahü aleyhi ve sellem” pazartesi günü oruç tutmanýn fazileti sorulunca buyurdu ki:
(Ben o gün doðdum, o gün ilahî vahye mazhar oldum.) [Müslim]

Peygamber efendimiz, pazartesi günü oruç tutmasýnýn sebebi sorulunca, (Bugün dünyaya geldim. Þükür için oruç tutuyorum) buyurdu. (Müslim, Ebu Davud, Ý. Ahmed, H. S. Vesikalarý)

Pazartesi günü oruç tutmanýn baþka faziletleri de vardýr. Birkaç hadis-i þerif meali þöyledir:
(Ya Bilâl, pazartesi günü oruç tutmayý ihmal etme! Ben o gün doðdum, o gün ilâhi vahye mazhar oldum, o gün hicret ettim, ayný gün de vefat ederim!) [Ýbni Asakir]

(Ameller, pazartesi ve perþembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçluyken arz olunmasýný isterim.) [Tirmizî]

(Pazartesi ve perþembe, günahlar affedildiði için oruç tutuyorum.) [Müslim]

(Cennetin kapýlarý pazartesi ve perþembe günleri açýlýr.) [Müslim]

(Her ayýn perþembe ve pazartesi günleri oruç tutana Hak teâlâ, 700 yýl oruç tutmuþ gibi sevab verir.) [Ýslam Ahlaký]

(Pazartesi ve perþembe günleri bütün Müslümanlarýn affedildiði günlerdir. Yalnýz Hak teâlâ, birbirine kýrgýn ve dargýn olanlarý baðýþlamaz, barýþýncaya kadar onlarýn kendi kendilerine býrakýlmasýný emreder.) [Ebu Davud, Nesaî, Tirmizî Ý. Mâlik]

(Ameller pazartesi ve perþembe günleri Hak teâlâya arz edilir. Bu iki günde tevbe eden, af dileyen affedilir, yalnýz kalblerinde kin ve düþmanlýk besleyen kimseler, birbirleriyle barýþýncaya kadar affa uðramaz.) [Taberanî]

Hazret-i Âiþe validemiz, (Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” oruç tutmak için pazartesi ve perþembe günlerini sabýrsýzlýkla beklerdi) buyurmuþtur. (Ýbni Mace, Nesaî, Tirmizî – Uhud-ül-kübra)

Nâfile orucu bozmak
Sual: Nâfile oruca güneþ doðduktan sonra niyet etsek, bir saat sonra da, bir mazeretle bozsak, o orucu kaza etmek vacib olur mu?
CEVAP
Evet, nâfile bir ibadete baþlayýnca artýk onu bitirmek vacibdir. Ýhtiyaçsýz bozmak günahtýr. Herhangi bir sebeple bozulan nâfile orucu, tekrar tutmak vacib olur. Nâfile namaza durup sonra namazý bozulan veya kendisi bir mazeretle bozan kimsenin de, bu namazý tekrar kýlmasý vacibdir. Sünnetleri kýlarken bozanýn da, tekrar kýlmasý vacibdir.
4
Ýslam’ýn beþ þartý
Müslümanlýk beþ þey üzerine kurulmuþtur:
1- Allahü teâlâya ve Muhammed aleyhisselamýn, Onun Peygamberi olduðuna inanmak,
2- Her gün beþ vakit namaz kýlmak,
3- Zekât vermek,
4- Ramazan ayýnda bir ay oruç tutmak,
5- Mekke’ye giderek, ömründe bir kere hac etmek. (Buhari)

Müslümanýn beþ hakký
Bir Müslümanýn Müslüman üzerinde beþ hakký vardýr:
1- Karþýlaþýnca, selam vermek,
2- Davet edince, davetine gitmek,
3- Nasihat isterse, yardýmcý olmak,
4- Aksýrýp Elhamdülillah derse, Yerhamükellah demek,
5- Hastalanýrsa ziyaretine, ölürse cenazesine gitmek. (Buhari)

Helak eden beþ þey
Ümmetim þu beþ þeyi helal saydýðý zaman helak olur:
1- Birbirini lanetlemeyi,
2- Ýpekli giymeyi,
3- Çalgý çalmayý,
4- Ýçki içmeyi,
5- Erkeðin erkekle, kadýnýn kadýnla iktifa etmesini. (Hâkim, Beyheki)

Cuma günü
Cuma gününde beþ haslet vardýr:
1- Allah, o günde Âdem’i yarattý.
2- O, Cennetten yeryüzüne o gün indirildi.
3- Cuma günü vefat etti.
4- Kýyamet, Cuma günü kopacaktýr.
5- Cuma günü dualarýn kabul olduðu bir saat vardýr. (Buhari)

Resulullahýn üstünlüðü
Diðer peygamberlere beþ þeyle üstün kýlýndým:
1- Bütün insanlara peygamber oldum.
2- Þefaatimi, ümmetime ahirette imdat olarak sakladým.
3- Bir aylýk mesafeden, düþmanlarýma korku saldým.
4- Yeryüzü bana mescit ve temizleyici kýlýndý.
5- Ganimetler bana helal kýlýndý. (Buhari)

Cennetten men olunmaz
Þu beþ þey için nasihat edeni Cennetten çevirmezler:
1- Allah için,
2- Dini için,
3- Kitabý için,
4- Resulü için,
5- Bütün Müslümanlar için. (Ý. Neccar)

Beþ þeyin karþýlýðý
Beþ þey, beþ þeyin karþýlýðýdýr:
1- Bir topluluk verdiði sözden dönerse, düþmanlarý baþlarýna musallat olur.
2- Dinin emrine uyulmazsa, fakirlik yaygýnlaþýr.
3- Fuhuþ yaygýnlaþýrsa, ölümler çoðalýr.
4- Ölçü ve tartýda hile yapýlýrsa, bereketsizlik olur.
5- Zekât verilmezse, yaðmurlar kesilir. (Taberani)

Kâmil iman
Þu beþ þey imandandýr:
1- Allah’ýn emrine teslim olmak,
2- Allah’ýn takdirine rýza göstermek,
3- Ýþinin sonunu Allah’a havale etmek,
4- Allah’a güvenmek,
5- Musibete sabýr göstermek. (Bezzar)

Peygamberlerin sünneti
Þu beþ þey peygamberlerin sünnetlerindendir:
1- Hayâ,
2- Hilm [Yumuþaklýk, vakar],
3- Hacamat,
4- Misvak kullanma,
5- Güzel koku sürünme. (Taberani)

Ýbadet olan beþ þey
Beþ þey ibadettendir:
1- Az yemek,
2- Camide oturmak,
3- Kâbe’ye bakmak,
4- Mushafa bakmak,
5- Âlimin yüzüne bakmak. (Deylemi)

Cezasý dünyada verilir
Þu beþ þeyin cezasý, hemen dünyada verilir:
1- Zulmün,
2- Hainliðin,
3- Anne babaya eziyetin,
4- Salih akrabalarla iliþkiyi kesmenin,
5- Yapýlan iyiliðe nankörlüðün. (Ý. Lal)

Ramazanda ihsan edilenler
Allahü teâlâ, diðer ümmetlere vermediði beþ þeyi, Ramazanda ümmetime verir:
1- Ramazanýn ilk gecesi, müminlere rahmet eder. Rahmet ettiði kula hiç azap etmez.
2- Oruçlunun aðýz kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
3- Melekler, Ramazanda her gece ve gündüz, oruç tutanlarýn affolmasý için dua eder.
4- Allahü teâlâ, Ramazan-ý þerifte oruç tutanlara, Cennette yer tayin eder.
5- Ramazan-ý þerifin son günü de, oruç tutan müminlerin hepsini affeder. (Beyheki)

Acele etmek
Beþ þey hariç, acele etmek þeytandandýr:
1- Kýzýný evlendirmek,
2- Borcunu ödemek,
3- Cenaze hizmetlerini tez yapmak,
4- Misafiri doyurmak,
5- Günah iþleyince hemen tevbe etmek. (Ýslam Ahlaký)

Fakire yemek yedirmek
Fakire verilen lokma, beþ müjde verir:
1- Bir tane idim, beni çoðalttýn,
2- Ben küçük iken, beni büyüttün,
3- Düþman iken, beni dost eyledin,
4- Fani, yok olmak üzere iken, beni baki, sonsuz kalýcý eyledin,
5- Þimdiye kadar sen beni muhafaza ederdin. Artýk ben seni muhafaza ederim. (Ýslam Ahlaký)

Gönlü öldürür
Beþ þey gönlü öldürür:
1- Çok yiyip içmek,
2- Çok uyumak,
3- Çok konuþmak,
4- Çok gülmek,
5- Rýzk için çok endiþe etmek. (M. Ç. Yar-i Güzin)

Kalbi parlatýr
Beþ þey kalbi parlatýr:
1- Ýhlâs suresini çok okumak,
2- Az yemek,
3- Ýlim meclisinde bulunmak,
4- Az piþmiþ ekmek yemek,
5- Gece namazý kýlmak. (M. Ç. Yâr-i Güzin)

Gönlü aydýnlatýr
Beþ þey gönlü aydýnlatýr:
1- Ýlim meclisinde oturmak,
2- Yetimin baþýný okþamak,
3- Seherde çok istigfar etmek,
4- Çok yiyip içmemek,
5- Çok oruç tutmak. (M. Ç. Yâr-i Güzin)

Gözün nurunu arttýrýr
Beþ þeye bakmak göze cila verir:
1- Kabeye bakmak,
2- Mushafa bakmak,
3- Ana babanýn yüzüne bakmak,
4- Âlimin yüzüne bakmak,
5- Akarsuya bakmak. (M. Ç. Yâr-i Güzin)

Kiþiyi ihtiyarlatýr
Beþ þey, kiþiyi ihtiyarlatýp çöktürür:
1- Borcu çok olmak,
2- Gamý, kederi çok olmak,
3- Kadýnýn nefesi erkeðe eriþmek,
4- Çok koku sürünmek,
5- Çok balgam gelmek. (M. Ç. Yar-i Güzin)

Beþ þeyin kýymeti
Beþ þeyden önce beþ þeyin kýymetini bil!
1- Ýhtiyarlýktan önce gençliðin,
2- Hastalýktan önce saðlýðýn,
3- Meþguliyetten önce boþ vaktin,
4- Fakirlikten önce zenginliðin
5- Ölmeden önce hayatýn kýymetini bil! (Ebu Nuaym)

Ýbadette hayýr býrakmaz
Þu beþ þey, oruç ve abdestte hayýr býrakmaz:
1- Yalan,
2- Gýybet,
3- Söz taþýmak,
4- Harama bakmak,
5- Yalan yere yemin. (Deylemi)
5
Hiç düþündünüz mü; Hazreti Allah (cc) kullarýný ne kadar seviyor, cehenneme gitmemelerini ne kadar istiyor?

Ýsterseniz sözü uzatmadan bir kudsî hadisin hatýrlatmasýna bir göz atalým, sonra diðer misallere geçebiliriz.

   
Kudsî hadiste þöyle bildiriliyor:

    – Rabbimiz kulunun iþlediði amelleri içinde en çok tövbesini sever.

    – Neden?

    – Çünkü tövbe eden kul cehennemden kurtulur da ondan. Rabbimiz de kulunu cehennemden kurtaran ameli çok sever. Hatta bir ana, yavrusunu ateþe atmayý nasýl istemezse, Rabbimiz de kulunu cehenneme atmayý ondan çok daha fazla istemez.

Nitekim bir defasýnda ashabdan biri bir çocukluk hatýrasýný anlatýrken demiþti ki:

   
– Çalýlýkta dolaþýrken, bulduðum bir kuþ yuvasýndan yavrularý alýp koynuma koymuþtum. Tam bu sýrada yavrunun anasý baþýmda dolaþmaya baþladý, acýdým, yavrularý býrakmak için ihramýmý açmaya çalýþtýðým sýrada kuþ hemen koynumdaki yavrusunun yanýna daldý, kanatlarýný yavrularý üzerine gerip kollamaya baþladý.

    Efendimiz (asm)'in buna sorusu þöyle oldu:

    – Bu annenin yavrusuna bu kadar acýmasý sizi hayrete mi düþürdü?

    Efendimiz (sav) þunu ilave etti:

    – Hiç þüpheniz olmasýn, Allah (cc)'ýn kullarýna acýmasý, bu annenin acýmasýndan (kýyas kabul etmeyecek derecede) fazladýr.
   
Bir defasýnda kadýnýn biri çocuðunu kaybetmiþ, deli gibi bir oraya bir buraya koþuyor, yavrusunu arýyor, bulduðu yabancý çocuklarý da baðrýna basýp hemen oracýkta emdiriyordu.

    Kadýnýn bu heyecanýný gören Efendimiz (asm) yanýndakilere sordu:

    – Böylesine þefkatli þu kadýn hiç yavrusunu ateþe atar mý?

    – Atmaz, dediler.

    Efendimiz (asm) de tasdik etti;

    – Ben de öyle biliyorum, atmaz, dedikten sonra buyurdu ki:

    – Ýþte Allah (cc) da bu kadýndan çok fazla merhametlidir. Kullarýný ateþe atmaz, onlar kendilerini ateþlik amelin içine atmadýkça!

Evet, evet. Allah (cc) kullarýný ateþe atmaz, kullar kendilerini ateþlik iþin içine atmadýkça!
   
Bir yolculuktan dönülüyordu. Mola verilmiþ, bir kadýn da ateþ yakarak hazýrlýk yapmaya baþlamýþtý. Ateþin alevleri yükselince kadýn koþuþturan çocuðunun ateþe düþmesinden korktuðu için hemen onu baðrýna bastý ve ateþe düþmesi halindeki dehþeti de tasavvur ederek buna gönlünün dayanamayacaðýný hayal edip orada bulunan Efendimiz (asm)'e dönerek sordu:

    – Sen Allah (cc)'ýn peygamberisin deðil mi? Efendimiz (asm) de

    – Hiç þüphen olmasýn, buyurdu.

    Bunun üzerine kadýn þöyle dedi:

    – Allah (cc)'ýn kullarýna merhameti bir ananýn yavrusuna olan merhametinden daha çok deðil mi?

    Efendimiz (asm):

    – Hiç þüphen olmasýn öyledir, buyurunca kadýn:

    – Öyle ise bir ana yavrusunu ateþe atmaz, diye sýzlandý.

    Efendimiz (asm)'in gözleri yaþardý da buyurdu ki:

    – Yüce Allah (cc) ancak kendisine isyan edenleri ateþe atar. Müstahak olmayanlarý asla!..

Demek oluyor ki, Allah (cc) kullarýný ateþe atmayý asla istemiyor, sonsuz merhamet ve þefkati ateþi gerektirmiyor. Ancak kullar dürüst hareket etmiyor, ille de ateþlik iþler yapýyor, birilerine zulmediyor, haksýzlýkta bulunuyor, Yaradan'ýna da isyandan geri kalmýyor. Böylece kendi amelleriyle kendilerini ateþe attýrýyorlarsa, bu da kullarýn kendi tercihleri...
6
Sual: Tevbe-istigfar nedir, nasýl yapýlýr?
CEVAP
Ýstigfar etmek, estagfirullah demektir. Tevbe, haram iþledikten sonra, piþman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya azmetmek, karar vermektir. Hadis-i þerifte buyuruldu ki:
(Tevbe, günahtan sonra o günahý bir daha yapmamaktýr.) [Ý.Ahmed]

Günahtan hemen sonra tevbe etmek farzdýr. Tevbeyi geciktirmek de büyük günahtýr. Bunun için de, ayrýca tevbe etmek gerekir. Kur'an-ý kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’a tevbe edin!) [Nur 31]

(Allahü teâlâ, tevbe edenleri sever.) [Bekara 222]

(Allah’a tevbe-i nasuh yapýnýz!) [Tahrim 8]


Nasuh kelimesine 23 mana verilmiþtir. Bunlardan en meþhuru günahlara piþman olup, istigfar etmek ve bir daha iþlememeye karar vermektir. Nasuh tevbesinin ne olduðunu soran zata Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Tevbe-i nasuh, günahkârýn iþlediði günahtan piþman olmasý, Allah’tan maðfiret dilemesi, bir daha böyle bir günah iþlememesi demektir.) [Beyheki]

Ýstigfarýn fazileti çok fazladýr. Kur'an-ý kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ýstigfar okuyunuz! Ýmdadýnýza yetiþirim.) [Hud 52]

Hadis-i þeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, günah iþleyip piþman olaný, istigfar etmeden önce affeder.) [Taberani]

(Küçük günahlarda ýsrar edilirse küçük kalmaz. Büyük günahlara istigfar edilirse büyük kalmaz.) [Deylemi]

(Ýstigfar eden, günde 70 defa ayný günahý iþlese ýsrar etmiþ sayýlmaz.) [Tirmizi]

(Günde 70 defa istigfar edenin, 700 günahý affolur.) [Beyheki]

(Ýstigfara devam edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sýkýntýlardan kurtarýr. Ummadýðý yerden rýzýklandýrýr.) [Nesai]

(Bir mümin günah iþleyince, melek üç saat bekler, eðer o kimse istigfar ederse, o günahý yazmaz.) [Hakim]

(Günahýnýz çok olup göklere kadar ulaþsa, piþman olunca, Allahü teâlâ, tevbenizi kabul eder.) [Ýbni Mace]

(Günahlar kalbi paslandýrýr, karartýr. Kalblerin cilasý ise istigfardýr.) [Beyheki]

(Derdinizi ve devasýný bildireyim. Derdiniz, günahlar, devasý da istigfardýr.) [Hakim]

(Bir günahkâr, istigfar eder, sonra bu günahý tekrar yapar, sonra istigfar eder. Üçüncüde yine yapar, yine tevbe ve istigfar ederse, dördüncü defa yapýnca, büyük günah yazýlýr.) [Deylemi]

(Günaha devam edip, dili ile istigfar eden, Rabbi ile alay etmiþ sayýlýr.) [Beyheki]

(Herkes günah iþler. Fakat günahkârlarýn en iyisi tevbe edendir.) [Hakim]

(Günahýna piþman olup abdest alýp, namaz kýlaný ve günahý için istigfar edeni, Allahü teâlâ affeder.) [Nesai]

(Kýyamette, amel defterinde çok istigfar bulunana müjdeler olsun!) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (“Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüverrahmanürrahim el-hayy-ül-kayyumüllezi la-yemutü ve etubü ileyh Rabbigfir li” istigfarýný 25 defa okuyanýn, odasýnda, ailesinde, evinde ve þehrinde kaza, bela olmaz) buyurdu. Bunu ayrýca her sabah ve akþam da üç kere okumalýdýr. [Günde 25 kere okunmalý, ayrýca sabah ve akþam üçer kere okunmalý] Âlimlerin çoðu, talebelerine ve evlatlarýna bunu okumalarýný tavsiye etmiþler, çok faydasýný görmüþlerdir. Bu nimetlere kavuþabilmek için Ehl-i sünnet itikadýnda olmak ve dinimizin emir ve yasaklarýna riayet etmek þarttýr. Ýtikadý bozuk olanýn, bid'at ehlinin okumasý fayda vermez. (Mearicülhidaye)

Ehl-i sünnet itikadýnda olmak, kul haklarýný ve kazaya kalan farzlarýný ödemek ve haramlardan vazgeçmek þartý ile Cuma günü sabah namazýndan önce, aþaðýdaki duayý okuyanýn bütün günahlarýnýn affedileceði hadis-i þerifle bildirildi. Dua þudur:
(Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh.) [Ramuz]

Günaha piþmanlýk
Tevbe istigfardan önce yapýlmalýdýr! Tevbe çirkin þeyi býrakýp güzel olana dönmek demektir. Ýstigfar, günahýn çirkinliðini görüp, ondan yüz çevirdikten sonra, maðfiret talep etmektir. Hadis-i þerifte (Piþmanlýk tevbedir) buyuruldu. (Hakim)

Yapýlan günahlarý her hatýrlayýþta istigfar etmelidir! Günahlarý hatýrladýkça istigfara devam edilirse, geçmiþ günahlar affolur.

Tevbe edebilmek, Hak teâlânýn büyük nimetlerinden biridir. Günah iþleme korkusu ile tevbeyi asla geciktirmemelidir! Çünkü, hadis-i þerifte (Sonra yaparým diyenler helak oldu) buyuruldu. Yani tevbeyi ve diðer iyi iþleri geciktirenler, bu günün iþini yarýna býrakanlar, aldandý, ziyan etti. (Ý.Gazali)

Günah, kulun yanýnda küçük ve kýymetsiz görününce, Allahü teâlâ katýnda büyük olur. Kul küçük günahý büyük görünce, o günah Allahü teâlânýn katýnda küçülür. Mümin, iman ve marifetiyle küçük günahlarý da büyük görür. Her günah iþleyiþte kalbi sýzlar. Hadis-i þerifte buyuruldu ki:
(Mümin, günahýný dað gibi görüp, üstüne düþeceðinden korkar. Münafýk ise, burnunun üzerine konan ve hemen uçacak sinek gibi görür.) [Buhari]

Günah iþlediðini bilmek
Þu halde, günah iþlediðini bilmek büyük nimettir. O kiþinin mümin olduðunu gösterir. Allahü teâlânýn hakký olan günahlarý için tevbe etmeli, piþmanlýk ve üzüntü duymalý, günahý terk etmeli, kefaret olmasý için çok sevap iþlemelidir! Hadis-i þerifte buyuruldu ki:
(Günah iþlediðin zaman, karþýlýðýnda onu mahvedecek sevap iþle!) [Ý.Gazali]

Kul hakkýnýn kefareti için, hak sahiplerine iyilik ve dua etmelidir! Hak sahibi ölmüþ ise, o kimseyi rahmetle anmalý, çoluk çocuðuna ve vârislerine ihsanda bulunmalýdýr! Günahlarý için istigfara devam etmelidir! Hadis-i þerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sýkýntýdan kurtarýr, her darlýkta bir geniþlik verir ve ummadýðý yerden rýzýklandýrýr.) [Nesai]

Bir kimse günah iþleyince, Allahü teâlânýn bu günahý iþlerken gördüðünü bilse, Allahü teâlâ, kulunun kendisini hatýrlamasý sebebiyle günahýný affeder. Hadis-i þerifte buyuruldu ki:
(Ýþlediði günahý, Allahü teâlânýn bildiðine inanan, günahýna tevbe etmese bile, Allahü teâlâ onu affeder.) [Taberani]

Ýþlediði günahý, Allahü teâlânýn bildiðine inanan kimse, Allah’a inanýyor demektir. Allahü teâlâya inanan kimse de günah iþleyince, günahýný Allahü teâlâ gördüðü için utanýr ve ister istemez piþmanlýk duyar. Piþmanlýk ise tevbedir. Tevbe eden kimseyi de Allahü teâlâ affeder. Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, iyilik edince müjdelenen, kötülük edince istigfar edenlerden eyle.) [Buhari]

(Yataða girince, 3 defa "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel- kayyume ve etubü ileyh" diyenin günahlarý, deniz köpükleri kadar çok olsa da, affolur.) [Tirmizi]

("Rabbim, seni noksan sýfatlardan tenzih ederim. Kötü iþlerde bulundum. Senden baþka günahýmý affedecek yoktur. Beni affet!" diyenin karýncalar sayýsýnca günahý olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki]

(Ey kullarým, koruduklarým hariç, hepiniz günahkârsýnýz, benden maðfiret dileyeni baðýþlarým. Maðfiret etmeye kadir olduðuma inananý affederim.) [Tirmizi]

(Günahtan korunmayaný Allahü teâlâ da [dünya ve ahirette felaketlerden] korumaz.) [Ý.Huzeyme]
(Müminler için, her gün 25 defa, istigfar okuyanýn kalbinden kin, hile ve haset çýkar. Ýsmi evliyalar arasýna yazýlýr. Ona bütün müslümanlar sayýsýnca, sevap verilir. Kýyamette bütün müminler, "Ya Rabbi, bu kulun bizim için istigfar okudu. Sen de onu affet!" derler.)

Müminler için istigfar:
(Allahümmaðfir-li velivalideyye veli üstaziyye velil-müminine vel-müminat, vel-müslimine vel-müslimat, el-ahya-i minhüm vel-emvat, birahmetike ya erhamerrahimin.) [Miftah-ün-necat]

Günah iþlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaþýr, aklý da azalýr. Hadis-i þerifte buyuruldu ki :
(Günah iþleyenin bir aklý gider, bir daha geri dönmez.) [Ý.Gazali]

Günahlarýn hepsi Allahü teâlânýn emrini yapmamak olduðundan büyüktür. Bir hadis-i þerifte, (Çok az bir günahtan kaçýnmak, bütün cin ve insanlarýn [nâfile] ibadetleri toplamýndan daha iyidir) buyuruluyor. Her günah, Allahü teâlâya isyan olduðundan, büyüktür; fakat bazýsý, bazýsýna göre küçük görünür. Bir küçük günahý yapmamak bütün cihanýn nafile ibadetlerinden daha sevabdýr, çünkü nafile ibadet yapmak farz deðildir. Günahlardan kaçýnmaksa farzdýr. (Rýyad-un-nasýhin)

Günahý küçük görmek
Günahlarýn bazýsý, bazýsýna göre küçük görünse de, Allahü teâlânýn emirlerini yapmamak olduðu için hepsi de büyüktür. Çünkü Allahü teâlânýn gazabý günahlar içinde gizlidir. Hadis-i þerifte, (Küçük günaha devam edilirse, büyük olur) buyuruldu. Küçük görülen günah büyür. Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Günahlarýn küçük görüneninden sakýnýn! Bunlar toplanýnca sahibini helak eder. Bu þuna benzer ki, bir kavim bir vadiye iner, çerçöp, odun ne bulurlarsa toplayýp getirirler. Böylece koca bir yýðýn olur. Bunu yakýp ateþinde ekmeklerini piþirirler. Ýþte küçük görünen günahlardan hesaba çekilen de helak olur.) [Taberani]

(Hep günah iþleyenin kalbi mühürlenir, artýk sevap iþleyemez olur.) [Bezzar]

(Bir kimse, günah iþlediði zaman kalbinde siyah bir nokta hasýl olur. Eðer tevbe ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah iþlerse, o leke büyür ve kalbin tamamýný kaplar, kalb, kapkara olur.) [Harâiti]

Biri, 2-3 defa (Vay günahlarým) deyince, Resulullah efendimiz, (Allahümme maðfiretüke evseu min zünubi ve rahmetüke erca indi min ameli diye dua et) buyurup, o kiþiye üç defa tekrarlattýktan sonra (Allah seni affetti) buyurdu. (Hakim)

Yukarýdaki duanýn tercümesi þöyle:
(Allah’ým, benim günahlarýma göre senin rahmetin çok fazladýr. Ben amelime güvenmiyor, senin rahmetini ümit ediyorum.)

Günahlarýna tevbe eden, piþman olan kimsenin kul borçlarý, namaz, oruç gibi kazalarý hariç, günahlarý affolur. Borçlarýný ödemeli veya helalleþmelidir! Kazalarýný da bir an önce bitirmelidir!

Hazret-i Bera’ya "Kendinizi elinizle, tehlikeye atmayýn" âyeti düþmanla karþýlaþýp þehit düþene kadar savaþan kimse hakkýnda mýdýr?" diye sorulunca; Hazret-i Bera, (Hayýr! Bir günah iþleyip sonra da Allah onu baðýþlamaz diyen hakkýndadýr) dedi. (Hakim)

Hasan-ý Basri hazretlerine biri kýtlýktan þikayet etti. Baþka biri fakirlikten, diðer biri de çocuðunun olmadýðýndan þikayette bulundu. Hepsine de istigfar etmesini tavsiye etti. Daha baþka insanlar da çeþitli konularda sual ettiler. Onlara da istigfar etmelerini tavsiye etti. Sebebini sorduklarýnda, Nuh suresi 10,11 ve 12. âyet-i kerimesini okudu.

Eshab-ý kiramdan bir zat, çocuðu olmayan birine istigfara devam etmesini söyledi. O kimse günde yedi yüz defa istigfar ederdi. Nihayet bu þahsýn on çocuðu oldu.

Bütün günahlarý affolur
Sual:
Hadis-i þeriflerde, bazý dualarý okuyanýn ve bazý ibadetleri yapanýn bütün günahlarýnýn affedileceði bildirilmiþ. Bunlara büyük günahlar da, dahil midir?
CEVAP
Genelde, bütün günahlardan kasýt, küçük günahlardýr. Büyük günahlarýn affedilmesi için ayrýca tevbe etmek, kul hakký varsa, hak sahipleri ile helalleþmek gerekir. Namaz, oruç gibi, farz ibadetler terk edilmiþ ise, hem tevbe istigfar etmek, hem de, bunlarý kaza etmek gerekir.

Kadir gecesini ihya edenin, Ramazan orucunu tutanýn, haccý kabul olanýn, günahlarý affedilirse de, namaz, oruç ve kul borçlarý ödenmiþ olmaz. Bunlarý kaza ederek, borçtan kurtulmasý gerekir.

Günahý hatýrlayýnca
Sual:
Büyük bir günah iþledik. Sonra tevbe ettik. O günahý hatýrlayýnca, yine istiðfâr gerekir mi?
CEVAP
Her hatýrlayýþta istigfar gerekir.

Tevbe için namaz
Sual:
Tevbe etmek için illa 2 rekat namaz kýlýp mý tevbe etmeliyiz?
CEVAP
Namaz kýlma mecburiyeti yoktur. Namaz kýlýp dua ederek Allahü teâlâya sýðýnmak iyi olur. Piþman olmak tevbedir.

Açýkça iþlenen günah
Sual:
Açýkça iþlenen günahýn tevbesi de açýkça yapýlmazsa, bu tevbe sahih olmaz mý?
CEVAP
Sahih olur. Tevbenin sahih olmasý için, açýkça yapýlma þartý yoktur, fakat açýkça yapýlmazsa o günahý iþlediðini bilenler, o kimseye, günaha devam ediyor diye suizan edebilir. Bunun için, açýkça iþlenen günahýn tevbesini de, mümkünse açýkça yapmalý, günahýmýzý bilenlere, artýk o günahý býraktýðýmýzý duyurmalýyýz. Duyurulmasa da, tevbe yine sahih olur.

Tevbesini duyurmak
Sual:
Açýktan iþlenen günahýn tevbesini mutlaka açýktan yapmak gerekir mi? (Ben þu günahý iþliyordum, tevbe ettim) denirse, duymayanlara da duyurmuþ olmaz mýyýz?
CEVAP
Açýk yapýldý diye, her günahýn tevbesini açýktan yaparak, günahýný baþkalarýna da duyurmak doðru olmaz. Ýki hadis-i þerif meali þöyledir:
(Günah iþleyen, günahýný kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!) [Beyheki]

(“Gece þu günahlarý iþledim” diye söylemek, günahý açýkça iþlemekten sýkýlmamak demektir. Rabbi gece suçunu örtmüþken, sabah Allah’ýn kapattýðý bu örtüyü kaldýrmamalýdýr.) [Buhari]

Tevbeyi açýktan yapmak gerekir demek, o günahý iþlerken görenlere ve o günahý iþlediðini bilenlere tevbeyi duyurmak demektir, yoksa bilmeyenlere de duyurmak demek deðildir. Bir hadis-i þerif meali þöyledir:
(Gizli iþlediðin günaha gizli, açýk iþlediðin günaha açýk tevbe et!) [Taberani]

Ýstigfar etmek
Sual:
(Ölmüþleriniz için istigfar edin) deniyor. Ölü için nasýl istigfar edilir? Ýstigfar etmekle istigfar okumak ayrý mýdýr?
CEVAP
Evet, ayrýdýr. Ýstigfar okumak, Estagfirullah demek veya istigfar duasýný okumaktýr. Ýstigfar etmek ise, hayýr hasenat yaparak, günahlarýn affýna sebep olmak demektir. Sevabý ölüler için, kurban kesmek, Kur’an okumak, cami ve çeþme gibi hayýr hasenat yapmak, istigfar etmek olur.

Bir kiþi, (Ya Resulallah, ölmüþ olan ana babamýn günahlarýnýn affý için ne yapmam gerekir) dedi. Peygamber efendimiz, (Onlar için dua et, Kuran-ý kerim oku ve istigfar et!) buyurdu. (Ey Oðul Ýlmihali)

Ýstigfar etmek, her çeþit hayýr hasenat yapmak demektir.

Tevbenin duyurulmasý
Sual:
Bir hoca, (Açýk iþlenen günahlarýn tevbesinin de açýk yapýlmasý þarttýr. Açýk yapýlmazsa, tevbe edilmiþ olmaz. Tevbe eden bir zýndýðýn, din aleyhine yazdýðý kitaplarýn yanlýþ olduðunu duyurmasý þarttýr, duyurmadan ölürse, kâfir olarak ölür) dedi. Tevbe eden niye kâfir olarak ölüyor?
CEVAP
Tevbe eden, hiç günah iþlememiþ gibi olur. Doðrudan Cennete gider. Ama tevbesini duyurmadýðý için, biz onu yine zýndýk olarak bilip, (Zýndýk öldü, Cehenneme gitti) dersek sorumlu olmayýz. Aksine salih bir Müslüman, dinden çýkýp kâfir olarak ölse, bunun dinden çýktýðý ve kâfir olarak öldüðü bilinmediði için, bu kiþi için (Cennete gitti) dersek sorumlu olmayýz. Çünkü dinimiz zahire göre hüküm verir, kalblerini bilemeyiz. Her fýrsatta Müslümanlýðýn aleyhine konuþanlar, Ýslamiyet’e düþmanlýðý ile ün kazananlar, ölünce, (Belki tevbe etmiþtir, tevbesini gizlemiþtir) diyerek onlarý rahmetle anmak caiz olmaz. Aksine, Ýslâmiyet'e büyük hizmetleri olan kimse, belki kâfir olarak ölmüþtür diye, onu kötülemek de caiz olmaz.

Açýktan iþlenen günahýn tevbesini mutlaka açýktan yapmak, (Ben þu günahý iþliyordum, tevbe ettim) demek gerekir diyenler de oluyor. Açýk yapýlsa da, her günahýn tevbesini açýktan yaparak, günahýný baþkalarýna da duyurmanýn günah olduðu hadis-i þerifle de bildiriliyor. Sadece, günah iþlediðimizi bilenlere, bizi hâlâ o günahý iþliyor sanmamalarý için, tevbe ettiðimizi duyurmamýz iyi olur.

Mâ kerihallah
Sual: Bir arkadaþ, (Estagfirullah min külli mâ kerihallah) istigfarýndaki kerihallah ifadesi için doðrusu kerimallah olacak diyor. Doðrusu nedir?
CEVAP
Onun söylediði yanlýþtýr. Kerihallah tek baþýna kullanýlmýyor. Bu istigfarýn mânasý þöyledir:
(Ya Rabbi, beðenmediðin, razý olmadýðýn, kerih olan þeylerden birini yaptýysam, beni affet! Yapmadýklarýmý da yapmaktan koru!)

Ma kerihallah = Allah'ýn kerih gördüðü beðenmediði þeyler demektir. Kerim demek çok yanlýþtýr. O zaman mâna þöyle olur:
(Ya Rabbi, beðendiðin, razý olduðun, þerefli, kerim þeylerden birini yaptýysam, beni affet! Yapmadýðým þerefli iþlerden beni koru!)

Görüldüðü gibi mâna çok deðiþiyor, çok tuhaf oluyor. Kesin bilmediði þey hakkýnda hüküm vermek yanlýþ olur. Dinî konularda dikkatli olmaya çalýþmalýdýr.

Tevbesini duyurmak
Sual: (Gizli iþlediðin günaha gizli, açýk iþlediðin günaha açýk tevbe et)
hadisine uyarak açýktan iþlenen günahýn tevbesi açýktan yapýlýrsa, günahýmýzý duymayanlara da duyurmuþ olmaz mýyýz?
CEVAP
Evet, herkese duyurulmasý uygun olmaz. Günahý baþkalarýna duyurmak günahtýr. Ýki hadis-i þerif:
(Günahý iþleyen, günahýný kimseye söylemesin, onu örtsün ve tevbe etsin!) [Beyheki]

(“Gece þu günahlarý iþledim” diye söylemek, günahý açýkça iþlemekten sýkýlmamak demektir. Rabbi gece suçunu örtmüþken, sabah Allah’ýn kapattýðý bu örtüyü kaldýrmamalýdýr.) [Buhârî]

(Tevbeyi açýktan yap) demek, (O günahý iþlediðini bilenlerin, görenlerin, sana suizan etmemeleri için, tevbeni sadece onlara duyur!) demektir, yoksa (Bilmeyenlere de duyur) demek deðildir. Aslýnda günahýný bilenler uzaktaysa veya bildirmenin faydasý yoksa, onlara da duyurmak gerekmez.

Tevbeyi baþkalarýna duyurmak
Sual:
Geçen gün bir vaiz, (Açýktan iþlenen bir günahýn tevbesi açýktan yapýlmazsa, o tevbenin faydasý olmaz. Mesela, kurban kesen Müslümanlarý teröristlerle bir tutan kadýn, bu günahýna gizli tevbe etse de faydasýzdýr. Gizli iþlenen günahýn tevbesi de açýktan yapýlmaz) dedi. Açýktan iþlenen günahýn tevbesi gizli yapýlýrsa, sahih olmaz mý? Bir kimse de gizli iþlediði günahýna alenen tevbe etse niye sahih olmuyor?
CEVAP
Elbette sahih olur. (Gizli iþlediðin günaha gizli, açýk iþlediðin günaha açýk tevbe et!) ifadesi hadis-i þeriftir. Bu hadis-i þerif, gizli iþlenen günahýn tevbesi gizli olmazsa sahih olmayacaðýný göstermiyor. (Gizli iþlediðiniz günahlarý kimseye duyurmayýn) demektir. Günahý duyurmak da ayrýca günahtýr.

Açýktan iþlenen günahýn tevbesini gizli yaparsak, hiç kimse, bizim o günaha tevbe ettiðimizi bilmez. Bizi hep o günahý iþliyor zanneder. Müslümanlarý bu zandan kurtarmak için, iþlediðimiz o günahý bilenlerin yanýnda tevbe ettiðimizi onlara bildirmek gerekir. Yoksa tevbe edip, kimseye duyurmasak da, tevbemiz sahih olur.

Kâfir olarak bilinen biri, Müslüman olsa, Müslümanlýðýný hiç duyurmasa, insanlar onun Müslüman olduðunu bilmez. Cenaze namazýný kýlmaz, Müslüman mezarlýðýna koymaz. Müslüman olduðunu duyurmasý, Müslümanlarýn kendisine Müslüman muamelesi yapmasý içindir. Yoksa tevbesinin, imanýnýn makbul olmasý için deðildir.

“Ýstiðfar okuyunuz! Ýmdadýnýza yetiþirim”
Sual:
Ýstiðfar ne demektir, her dert ve sýkýntýnýn çaresi için okunur mu?
Cevap: Ýstiðfar etmek, estaðfirullah demektir. Bunun manasý; “Beni affet Allahým" demektir. Hadîs-i þeriflerde;
(Tevbe eden, günah iþlememiþ gibi olur.)

(Günahýna piþman olmayýp, dili ile istiðfar eden, günahýnda devam edicidir. Rabbi ile alay etmektedir) buyuruldu.

Muhammed Osman Hindî hazretleri Fevâid-i Osmâniyye kitabýnda buyuruyor ki:
“Þifa için okunacak dua yazmamý istiyorsunuz. Þifa için, tevbe ediniz ve istiðfar duasýný çok okuyunuz.” Yani, Estagfirullâhel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh deyiniz! Ölümden baþka bütün dertlere, hastalýklara karþý faydalýdýr. Ölüm hastasýnýn aðrýlarýný, sancýlarýný yok eder, rahat ölmesini saðlar. Hûd sûresinin 52. âyetinde mealen;
(Ýstiðfar okuyunuz! Ýmdadýnýza yetiþirim) buyuruldu. Hadîs-i þerifte;
(Ýstiðfara devam edeni Allahü teâlâ dertlerden kurtarýr) buyuruldu.

Her zaman ve her yerde ve namazlardan sonra ve yatarken, manalarýný düþünerek, çokça; “Estaðfirullah min külli mâ kerihallah” veya kýsaca “Estaðfirullah” demelidir. Allahü teâlâ, þifa ve halas ve dileklerini ihsan eder. Muhammed Masum hazretlerinin mektubundaki hadîs-i þerifte;
(Kalbim üzerinde perde hasýl oluyor. Her gün yetmiþ kere istiðfar ediyorum!) buyuruldu.

Hadîs-i þeriflerde;
(Allahü teâlâ, günah iþleyip sonra piþman olan kulunu, istiðfar etmeden önce affeder.)

(Günahýnýz çok olup göklere kadar ulaþsa, tevbe edince, Allahü teâlâ, tevbenizi kabul eder) buyuruldu. Bu hadîs-i þerifler, kul hakký bulunmayan günahlar içindir. Hadîs-i þerifte;
(Günah, üç türlüdür: Kýyamette maðfiret olunmayan, terk edilmeyen ve Allahü teâlâ dilerse affedeceði günâh.)

Kýyamet günü muhakkak affolunmayacak günah, þirktir. Þirk, burada her türlü küfür demektir. Tevbesiz, yani helalleþmeden affedilmeyecek olan günah, kul hakký bulunan günahtýr ve namaz borcudur. Allahü teâlânýn dilerse affedeceði günah, kul hakký bulunmayan günahlardýr.
7
NAMAZ TESBÝHATI ÝLE ÝLGÝLÝ BAZI AYET VE HADÝSLER

    “En güzel isimler Allah'ýndýr. O isimlerle ona dua edin.” (Â'raf, 7/180)

Nisa suresinin 103. ayetinde Cenab-ý Allah þöyle buyurmaktadýr:

    “Namazý kýldýktan sonra; ayaktayken, otururken ve yan yatarken Allâh’ý anýn.”

Üstad Bediüzzaman Hazretleri çeþitli sohbetlerinde bu konuda þöyle demiþtir:

    "Namazýn sonunda tesbihat, namazýn tohumu, çekirdekleri hükmündedir."

    "Tesbihatta, ´Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber' derken kalbi hüþyar bir mü'min o vakitte namaz kýlan, ´tesbihat eden milyonlar mü'minler cemaatý arasýna manen girer, onlarla beraber söyler. Hatta daha ileri gitse bütün zaman ve mekânlardaki mü'minlerle beraber olarak, ortada Resûl-i Ekrem (a.s.m.) saðýnda enbiyalar, solunda evliyalar ve bütün müminler beraber tesbihat edebilir." (bk. N. ÞAHÝNER, Son Þahitler, Mustafa SUNGUR'un Hatýralarý, IV/15-91)

Bu kadar sevablý bir ibadeti kaçýrmamak ve þirketi maneviyede yer alabilmek için farz namazlarýndan sonra bu tesbihatlarýn yapýlmasý çok önemlidir.

HADÝSLER

Bir gün baþta Ebu Zer olmak üzere Muhacirlerin fakirleri Peygamberimize (asm) gelerek þöyle dediler:

    “Ya Resulallah! Varlýk sahipleri yüksek dereceleri ve daimi nimetleri alýp gittiler. Çünkü onlar da bizim gibi namaz kýlýyorlar, oruç tutuyorlar. Ancak onlar sadaka veriyor biz veremiyoruz, onlar köle azâd ediyor, biz edemiyoruz.”

    Peygamberimiz (asm) onlara þu müjdeyi verdi:

    “Ben size bir þey öðreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetiþir, sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz; meðerki sizin yaptýðýnýz gibi yapmýþ olsunlar. Her namazdan sonra 33 kere 'Sübhânallah', 33 kere 'Elhamdülillah', 33 kere 'Allahü ekber' derseniz, tamamý 99 eder; yüzün tamamýnda da ‘Lâilâhe illallâh vahdehûlâ þerîke leh, lehü’l- mülkü velehü’l- hamdü ve hüve alâ külli þey’in kadîr.’ derseniz, günahlarýnýz denizin köpüðü kadar da olsa baðýþlanýr.” (Müslim-Mesacid 146)


    “Þeytan, namazda iken her birinize gelir, 'Þunu þunu hatýrla.' der, ve namazdan çýkýncaya kadar devam eder. (Bu hatýrlatmalarýn neticesi olarak) kiþi bu tesbihatý terk bile eder.” (Tirmizi Daavât 25)

    "Ýmanýnýzý 'Lâ ilâhe illâllah' ile yenileyiniz." (Müsned, 2:359; Hâkim, el-Müstedrek, 4:256; el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 1:52)


"Resülullah (asm) buyurdular ki:

    "Allah'ýn celalinden zikrettiðiniz tesbih (Sübhanallah), tehlil (Lâ ilahe illallah) ve tahmid (elhamdülillah) cümleleri Arþ'ýn etrafýnda dönüp dururlar. Onlar týpký arý oðulu uðultusu gibi uðultu çýkararak, sahiplerini andýrýrlar. Sizden biri, Arþ'ýn civarýnda kendisini andýrtan birisinin olmasýndan hoþlanmaz mý?"

Resulullah (asm) Haris et-Temimiye þöyle buyurmuþtur:

    “Akþam namazýný kýldýðýn zaman yedi defa ‘Allahümme ecirnâ minen nâr’ de. Þayet bu duayý okur, o gece ölürsen, Cenab-ý Hak seni cehennemden uzak kýlar. Ayný þekilde sabah namazýný kýldýktan sonra okur, o gün ölürsen yine cehennemden azat edilmiþ olarak yazýlýrsýn.”

Ýbnu Abbâs anlatýyor:

    "Resülullah teþehhüdden sonra þunu okurdu: "Allahümme inni eûzü bike min azâbi cehennem ve eûzü bike min azâbi'I-kabri ve Eûzü bike min fitneti'd-Deccâl ve eûzü bike min fitneti'I-mahyâ ve'I-memât."

    "AIIah'ým, ben cehennem azabýndan sana sýðýnýrým. Kabir azabýndan da sana sýðýnýrým. Deccal fitnesinden de sana sýðýnýrým, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sýðýnýrým"(Ebu Dâvud, Salât 184)

Hz. Büreyde anlatýyor:

    "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir adamýn þöyle söylediðini iþitti:

    "Allah'ým, þehâdet ettiðim þu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden baþka ilah olmayan Allah'sýn, birsin, Samedsin (hiçbir þeye ihtiyacýn yok, her þey sana muhtaç), doðurmadýn, doðmadýn, bir eþin ve benzerin yoktur."

    Bunun üzerine Efendimiz buyurdular:

    "Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan Ýsm-i Âzàmý adýna talepte bulundu. Þunu bilin ki, kim Ýsm-i Âzamla dua ederse Allah ona icâbet eder, kim onunla talepte bulunursa (Allah ona dilediðini mutlaka) verir." (Tirmizî, Daavât 65, Ebû Dâvud, Salât 358)

    "Kim sabah vakti üç kere ‘Eûzü billâhi’s-semîi’l alîmi mine’þ-þeytânirra-cîm’ der ve Haþir suresinin sonunda üç ayeti okursa, Allah Teâlâ o kimse için akþama kadar dua ve istiðfar etmek üzere yetmiþ bin melek vazifelendirir, o gün ölürse þehit olarak vefat eder. Kim bu ayetleri akþam vakti okursa ayný mükâfat ve dereceye ulaþýr.” (et-Tâc,4;22)

    “Yüce Allah Bakara Suresine iki ayetle nihayet vermiþtir. Onlarý okuyana mükâfatýný Arþ-ý Âlâdaki hazinesinden verecektir. Onlarý öðrenin, hanýmlarýnýza ve çocuklarýnýza da öðretin."

Ebû Ümâme anlatýyor:

    Allah Resûlüne “En ziyade dinlenmeye (ve kabule) mazhar olan dua hangisidir?" diye soruldu. "Gecenin sonunda yapýlan dua ile farz namazlarýn ardýndan yapýlan dualardýr!" diye cevap verdi." (Tirmizî, Daavât 80.)

Fadâle Ýbnu Ubeyd anlatýyor:

    "Resûlullah dua eden bir adamýn, dua sýrasýnda Hz. Peygamber'e salat ve selam okumadýðýný görmüþtü. "Bu kimse acele etti." buyurdu. Sonra adamý çaðýrýp:

    "Biriniz dua ederken, Allah Teâlâ'ya hamd u senâ ederek baþlasýn, sonra Peygamber'e salât okusun, sonra da dilediðini istesin." buyurdu. (Tirmizî, Daavat 66, Ebû Dâvud, Salât 358)


Bildiðimiz kadarýyla camilerde cemaatle yaptýðýmýz müezzinli tesbihat, Bilali Habeþi’nin müezzinliði içinde mevcut deðildir. Onun zamanýndaki tesbih dualarýný, namaz kýlan þahýslar kendi baþlarýna yapýyorlar, müezzinli, cemaatli sesli tesbihat uygulanmýyordu. Sonralarý insanlarda ihmal ve unutkanlýklar baþladýðý görülünce, bugünkü cemaatli tesbihatýn camilerde baþlatýldýðý anlaþýlmaktadýr.

Namaz tesbihatýný tek baþýna yapmak mümkün olduðu gibi, cemaat halinde îfa etmek de mümkündür.

Cemaatle kýlýnan namazlardan sonra bu tesbih ve duâlarý müezzinin iþtirakiyle cemaat de hep birlikte yapar ki, fazilet ve sevabý bakýmýndan daha güzel ve daha isabetlidir.

Namaz tesbihatýnýn cemaat halinde yapýlmasýnýn sünnette yerinin olup olmadýðýna gelince, Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) toplu halde yapýlan zikir, duâ ve ibadetleri her seferinde teþvik etmiþ; sahabîlerini toplu halde sohbet eder, zikreder ve ibadet eder halde görürse memnun olmuþ ve onlara bazý müjdeler vermiþtir.

Hz. Muâviye’nin rivâyetine göre, birgün Peygamberimiz (a.s.m.) sahabîlerden bir kýsmýnýn bir halka teþkil ederek oturduklarýný gördü. Yanlarýna vardý ve sordu:

    “Ne maksatla bir araya gelip burada oturdunuz?”

    Onlar, “Bize Ýslâm gibi bir din bahþeden ve bu yolla bizi imtihana tâbi tutan Allah’ý zikretmek ve ona hamdetmek için oturduk.” dediler.

    Peygamberimiz (asm) bir defa daha sorup, onlardan yeminli bir cevap aldýktan sonra þöyle buyurdu:

    “Sizi suçlamak için yemin ettirdiðimi sanmayýn. Lâkin þu var ki; bana Cibril geldi, Aziz ve Celîl olan Allah’ýn meleklerine karþý sizinle iftihar ettiðini haber verdi.” (Müslim, Zikir, 40.)

Görüldüðü gibi, Peygamber Efendimiz (asm), namazdan sonra olmasa da, herhangi bir vesileyle bir araya gelip zikir ve tesbihle meþgul olan mü’minleri bile medhetmiþtir. Her ne kadar namaz tesbihatý Peygamberimizin (a.s.m.) zamanýnda cemaat halinde toplu olarak yapýlmamýþ olsa dahi, daha sonraki müçtehid imamlar zamanýndan itibaren her namaz kýlanýn rahatlýkla yapabilmesi ve zikrin sevabýndan mahrum kalmamasý için, cemaat halinde yapýlmasýnýn daha faydalý olacaðý esas olarak benimsenmiþtir.
8
Evvela, sizin bu kaygý ve endiþeniz ümitsizliðe ve korkuya deðil, takdire þayandýr. Zira bu telaþ ve korku þüphe ve inkardan deðil, tam aksine imandan, hatta imanýn kemalinden geliyor. Çok büyük evliya ve alimler bile akýbetlerinden korkup telaþ etmiþken, bizim daha ziyade telaþ etmemiz gayet doðal ve normaldir.

Ýkincisi, korku ve ümitsizlik ifrat derecesine vardýðý zaman, bu ve buna benzer ayetleri kendimize rehber yapmalýyýz.

   
"De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aþan kullarým! Allah'ýn rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahlarý baðýþlar. Þüphesiz ki O, çok maðfiret edici, çok merhamet edicidir." (Zümer, 39/53)

    "Ey mü'minler! Hep birden, bütün günahlarýnýzdan Allah'a tövbe ediniz ki, felaha, kurtuluþa eresiniz." (Nûr, 24/31)

Peygamber Efendimiz (asm) de bu hususta þöyle buyurmuþtur: Ýbnu Ömer (radýyallahu anhümâ) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

   
"Son nefesini vermedikçe Allah, kulun tövbesini kabul eder."(1)

Hz.Enes (radýyallahu anh) anlatýyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

   
"Ýnsanoðlunun her biri hatakârdýr. Ancak hatakârlarýn en hayýrlýsý tövbekâr olanlarýdýr." (2)

Üçüncüsü,

   
"Ümit ve iman gibi pek âli sermayemiz var. Hoca efendi hazretlerinin âli tavsiyeleri: Beþ vakit namazýný tâdil-i erkânla kýl. Yani, baþka ibadete gücün yetmez. Namazýn nihayetindeki tesbihleri yap. Yani, baþka zikri yapamadým diye teessüf etme. Yedi kebâiri terk et. Çünkü sagairi arayacak zamanda deðiliz. Ýttibâ-ý sünnet et. Zira bu zamanda arkasýnda gidilecek ve harekâtý taklide deðer, saf, hâlis ve muhlis bir hâdi -ki, o da seni yine bu yola götürecektir- maalesef bulamayacaksýn. Belki bu yola çýkaracaklar vardýr; fakat kömürle elmasý kim fark edecek? Öyleyse, sen çalýþ, ondan daha iyi kýlavuz bulamazsýn."(1)

Üstad Hazretlerinin "Farzlarý yapan ve kebairi terk eden, bu zamanda kurtulur." tespiti, bu zamanýn þartlarýna ve gereklerine uygun bir tespittir. Büyük günahlarý iþlemeyip farz emirleri de ifa edersek, inþallah bu zaman þartlarý içinde ehl-i necat oluruz.

Yedi büyük günah cinayet, zina, þarap içmek, anne ve babaya bakmamak, kumar oynamak, mahkemede yalancý þahitlik etmek, dine zarar veren batýl ve bidat fikirlere taraftar olmaktýr. Farzlar ise Ýslam’ýn beþ þartý olan namaz, oruç, zekat, hac, kelime-i tevhiddir.

Bu günahlara ya da küfre düþmüþ insanlar, külliyen helak oldu þeklinde anlamak da doðru olmaz, zira insan son nefesine kadar tövbe ve imana nail olabilir. Tövbe ve iman kapýsý son nefese kadar açýktýr.


Dipnotlar:

(1) bk. Tirmizî, Da'avât 103, (3531); Ýbnu Mâce, Zühd 30, (4253).
(2) bk. Tirmizî, Kýyâmet 50, (2501); Ýbnu Mâce, Zühd 30, (4251).
(3) bk. Barla Lâhikasý, (48. Mektup).
9


Sual: Tevbe edince çok büyük de olsa günahýmýz affolur mu? Tekrar günah iþleme ihtimalinden dolayý, tevbe etmemek daha iyi olmaz mý?
CEVAP
Tevbe edenin günahlarý affolur. Bir hadis-i þerif meali þöyledir:
(Tevbe eden, günah iþlememiþ gibi olur.) [Ýbni Mace]

Tekrar günah iþlerim korkusu ile tevbeden vazgeçmemelidir! Günahkâr bir kul, tevbe edince, Cenab-ý Hak, hem o kulunun günahlarýný affeder, hem de kulu tevbe ettiði için sevinir. Ýki hadis-i þerif meali:
(Çölde devesini kaybedip sonra bulan kimsenin sevinmesinden çok, Allahü teâlâ, kulunun tevbe etmesine sevinir.) [Buhari]

(Allahü teâlâ, tevbe edenin tevbesinden dolayý, susamýþ kimsenin, suya kavuþmasýndan, çocuðu olmayanýn çocuk sahibi olmasýndan ve bir þey kaybedenin o yitiðini bulmasýndan daha çok sevinir. Her kim içten ve bir daha günaha dönmemek üzere Allah’a tevbe ederse, Allah da onun günahlarýný yazan iki meleðe, kendi organlarýna ve günah iþlediði yere, bütün bunlara günahlarýný unutturur.) [Ebu-l-Abbas] (Allahü teâlâ, herkese unutturunca günah iþlediðine þahit kalmaz.)

Ne büyük lütuf ve ihsan. Biz günahýmýza piþman olunca, Cenab-ý Hak seviniyor. Bir âyet meali de þöyledir:
(Ey müminler, Allah’a tevbe edin ki kurtuluþa eresiniz.) [Nur 31]

Sual: Günahým çok, ne yapsam Allah beni affetmez demek doðru mudur?
CEVAP
Çok yanlýþtýr. Çünkü Cenab-ý Hak, tevbe edilen her günahý affeder. Bir kâfir, küfrüne tevbe ederse, mümin olur, bütün günahlarý affolur. Bir mümin de Allah’a þirk koþsa, sonra piþman olup tevbe etse Allahü teâlâ affeder.

Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Allah’ýn rahmetinden ümit kestirip [dinden] nefret ettirenlere Allah lanet etsin! Kolaylaþtýrýn, güçleþtirmeyin!) [Nesai]

(Allah’ý kullarýna sevdirin ki, Allah da sizi sevsin!) [Taberani]

(Ýnsanlara Rablerinden bahsederken, korku ve sýkýntý veren þeylerden söz etmeyin!) [Beyheki]

(Hak teâlâ buyurdu ki, kulumun, günahý göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse affederim.) [Tirmizi]

(Ýhlasla "La ilahe illallah" diyen Cennete girer.) [Beyheki]

(Bir kimse, yakînen Allah’ýn Rab, benim de Peygamber olduðuma inansa, Cehennem ona haram olur.) [Hakim]

(Allahü teâlâ, günahýný affýndan büyük görene þiddetli gazap eder.) [Deylemi]

(Kâfir, Allahü teâlânýn rahmetinin çokluðunu bilse, Cennetten ümit kesmezdi.) [Müslim]

(Ýyilik ve ibadet edene büyük ecir verileceðini müjdeleyin, nefret ettirmeyin!) [Þir’a]

(Ömründe bir defa Allah’ý anan veya Ondan korkan Cehennemden çýkar.) [Tirmizi]

(Allahü teâlâ buyurdu ki, "Ey kulum, af dilediðin müddetçe, günahlarýnýn çokluðuna bakmadan affederim. Günahlarýn bulutlara kadar yükselse de yine affederim. Yer dolusu günahla gelsen, yer dolusu maðfiretle karþýlarým. Yeter ki iman ile gel!") [Tirmizi]


Allahü teâlâ, Davud aleyhisselama vahyetti ki:
- Ya Davud beni sev, beni seveni sev! Beni de kullarýma sevdir!
- Ya Rabbi bunu nasýl yapayým?
- Nimet ve ihsanlarýmý onlara hatýrlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler.

Allahü teâlâya hüsn-i zan
Müslüman ömrünün sonlarýna doðru, öleceði zaman Allahü teâlâya daha çok hüsn-i zan etmelidir! Yani (Ben her ne kadar günahkâr isem de, Allahü teâlâ beni affeder) diye ümit etmelidir! Hadis-i þeriflerde buyuruldu ki:
(Ölürken mutlaka Allahü teâlâya hüsn-i zan etmelisiniz.) [Müslim]
(Allahü teâlâ, "Ben kulumun zanný üzereyim. Beni nasýl zannederse öyle bulur" buyurdu.)
[Ýbni Hibban] (Yani "Allah, beni affeder" diye ümit ediyorsa onu affeder. Allah’tan ümidini keserek, "Ben mutlaka Cehennemliðim" diyorsa Cehenneme gider.)

Ölüm döþeðindeki biri, Peygamber efendimize (Cehenneme gitmekten korkuyorum; fakat Allah’ýn rahmetinden de ümidimi kesmiyorum) dedi. Resul-i ekrem, (Müminin kalbinde korku ile ümit varsa, Allahü teâlâ da ona umduðunu verir, korktuðundan da emin eder) buyurdu. (Tirmizi)

Günahlar örtülecek
Sual:
Tevbe edilen günahlarýn affedildiðini kitaplardan okuyoruz. Âhirette bu günahlar, bizim yüzümüze vurulacak mýdýr?
CEVAP
Hayýr, asla vurulmayacak, hattâ öyle bir günah iþlediðimiz bile unutturulacaktýr. Günahýmýz hatýrlatýlýnca rezil oluruz. Allahü teâlâ affettiði kulunu rezil etmez. Bir hadis-i þerif meali:
(Allahü teâlâ, tevbe edenin günahlarýný, yazýcý meleklerine unutturduðu gibi, kulun kendi organlarýna ve dünyada bunu bilenlere de, unutturur. O kimse, Allahü teâlâya kavuþunca, artýk günahý sebebiyle aleyhine þahitlik edecek kimse kalmaz.) [Ý.Asakir]

Bir âyet-i kerime meali de þöyledir:
(Allah, o müminlerin geçmiþte yaptýklarý en kötü hareketleri bile örtüp baðýþlayacak ve yaptýklarý amellerin en güzelleriyle mükâfatlar ihsan edecektir.) [Zümer 35]

Bu ne büyük nimettir! Hem günahlar örtülüp gösterilmeyecek, hem de en güzel mükâfatlar verilecektir. O hâlde tevbe edip, tevbesinde sadýk olan kullardan olmaya çalýþmalýyýz.

Affedilmeyen günah var mý?
Sual:
Bir arkadaþ, içki, kumar, faiz, zina ve livata gibi hemen her büyük günahý iþlemiþ. Tevbe edip, bunlarýn hepsini býrakmýþ ama, Allah beni kesinlikle affetmez diyor. Allah hangi günahlarý affetmez?
CEVAP
Allahü teâlâ, tevbe edilen her günahý affeder. Affetmediði tek günah yoktur. Müþrikleri, kâfirleri bile tevbe edince affediyor. Ýki hadis-i þerif þu mealdedir:
(Hak teâlâ buyurdu ki: Ey Âdemoðlu, dua edip, benden af dilersen, günahlarýn ne kadar çok, ne kadar büyük olursa olsun, hiç birine bakmadan seni affederim. Göklere ulaþacak kadar günah iþlesen; ama rahmetimden ümidini kesmeyip, benden maðfiret dilersen, seni affederim.) [Tirmizi]

(Tevbe eden kimse, hiç günah iþlememiþ gibi olur.) [Ýbni Mace]

Bir âyet-i kerime meali de þöyledir:
(De ki, ey çok günah iþlemekle haddi aþan kullarým, Allah’ýn rahmetinden [bizi affetmez diye] ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah, [iman ehlinin] bütün günahlarýný hiç þüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz maðfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) [Zümer 53]

Bu âyet-i kerime ve hadis-i þerifler gösteriyor ki tevbe edince her günah affolur.

Sual: Tam Ýlmihal’de, (Tevbenin kabul olmasý için, namaz borcu ve kul hakký olmamak lazýmdýr. Bir namaz borcu olan, bunu kaza etmedikçe, tevbesi kabul olmaz) deniyor. Mesela içkiye tevbe eden kimse, namaz borcu veya kul hakkýný ödemedikçe, tevbesi kabul olmaz mý?
CEVAP
Tevbesi kabul olmaz demek, mesela namaz borcu olan bir kimse, (Yâ Rabbi, kýlmadýðým namazlar için tevbe ettim, bunlarý affet) derse, kaza etmedikçe affedilmez, yani bu tevbesi kabul olmaz. Bunun gibi, üzerinde kul hakký olan bir kimse, (Yâ Rabbi, kul haklarýmý affet) derse, hak sahiplerinin hakkýný ödemedikçe, helalleþmedikçe, yine kul haklarý affedilmez, yani bu tevbesi kabul olmaz. Bir kimse içki içse, kumar oynasa ve yalnýz içkiye tevbe etse, içki içme günahý affolur, kumarý býrakmadýðý için kumar günahý affolmaz. Kumarý da býrakýrsa ikisi de affolur. Günahlar birbirine baðlý deðildir. Hangisine tevbe edilirse o affedilir.

Sualdeki affedilmez ifadesi, (Hiç affa uðramaz, doðruca cehenneme gider) demek de deðildir. Ahirette de, helalleþme olacaktýr. Hak sahibi, ahirette hakkýný helal ederse, mesele kalmaz. Helal etmezse, hakký kadar sevablar alýnýp, hak sahibine verilir. Böylece, kul borcu olanýn, sevablarý azalmýþ olur. Sevablarý yoksa, hak sahibinin günahlarýný, yüklenmek zorunda kalýr. Namaz borcu olan da, affa veya þefaate kavuþarak cennete gider. Affa veya þefaate kavuþmazsa, kabirde, mahþerde çektiði sýkýntýlar günahlarýna kefaret olur.

Günahlarýn birine tevbe etmek
Sual:
Bütün günahlarýna deðil de, bunlardan birine, mesela kumar oynamaya tevbe edilse, diðer günahlar geciktirilse, tevbe edilen günah affedilir mi?
CEVAP
Günahlar birbirine baðlý deðildir. Elbette tevbe edilen ve bir daha yapýlmayan günah affolur. Bu, kumar olur, içki olur fark etmez; fakat diðer günahlarýn tevbesini geciktirmek doðru deðildir.

Tevbe ederken, þu üç þartý gözetmeli:
1- Ýþlediði günaha piþman olup üzülmeli,
2- Günahtan hemen vazgeçmeli,
3- Bir daha yapmamaya karar vermeli.

Bu üç þartý yapmadan, yalnýz dille tevbe etmek, yalancýlýk olur. Günahtan sonra, hemen tevbe etmek farzdýr. Tevbeyi geciktirmek, bu günahý iþlemekten daha büyük günahtýr. Bu günah, her gün bir misli artar. Bunun için de, ayrýca tevbe etmek gerekir. (Berika)

Tevbe günahlarý affettirir
Sual: (“Estagfirullah, ellezî lâ ilâhe illâ hü, el hayyel kayyume ve etübü ileyh” diyen savaþtan kaçmýþ olsa da, bütün günahlarý affolur)
mealindeki hadis-i þerife göre, bunu söyleyen bid’at ehli veya kâfirin günahlarý da affolur mu? Namaz, oruç gibi Hak borçlarý ve hýrsýzlýk, gasp gibi kul borçlarý da affolur mu?
CEVAP
Þartsýz bildirilen bütün hadis-i þeriflerin, meþhur þartlarý vardýr. Ýlk þart Ehl-i sünnet itikadýnda Müslüman olmaktýr. Müslüman olmayan ve bid’at ehli olan, hangi istigfarý okursa okusun günahlarý affolmaz.

Ehl-i sünnet itikadýndaki bir Müslüman tevbe edince, kul ve Hak borçlarý hariç diðer günahlarý affolur. Kul borçlarý için, ödemek veya helalleþmek lazýmdýr. Hak borçlarý için de bunlarý kaza etmek lazýmdýr. Mesela, (Kýlmadýðým namazlarýma, tutmadýðým oruçlarýma, vermediðim zekâtlara tevbe ettim) demekle o ibadetler yapýlmýþ olmaz. Namazlarý kaza etmek, oruçlarý tutmak ve zekâtlarý vermek þarttýr.

Tevbesiz ölmek
Sual: Bir mümin, iþlediði günahlara tevbe etmeden ölse, þefaate de kavuþamasa, mutlaka Cehenneme mi gider?
CEVAP
Ehl-i sünnet itikadýnda olmak önemlidir. Ehl-i sünnet olup sevablarý günahlarýndan azsa ve þefaate de uðramamýþsa, böyle bir kimsenin tevbe etmediði günahlarýný Allahü teâlâ affedebilir. O kimse, Cehenneme uðramadan doðru Cennete gider. (Birgivî vasiyetnamesi)

Puta tapsan da gel!
Sual:
Hazret-i Mevlana, ne kadar liberal ve hümanist bir zatmýþ ki, (Gel, gel, her kim olursan ol gel, müþrik veya Mecusi de olsan, puta tapsan da gel!) diyor. Niye diðer Ýslâm âlimleri bu kadar liberal ve hümanist deðildir?
CEVAP
Bu sözün liberal veya hümanist olmakla ilgisi yok. Bir insan çok büyük günah iþler, affolmaktan ümidini kesebilir. Bir dinsiz, (Cennet ve Cehennem varsa ben yandým) diyebilir. Bâtýl din sahibi, (Benim dinim bâtýlsa cehennemliðim) diye korkabilir. Hazret-i Mevlana bunlara, (Korkma, ne olursan ol gel!) diyor. Bu, (Gel de öyle kal) demek deðildir. (Müslüman deðilsen Müslüman ol, günahkârsan tevbe et, önceki hâlinden dolayý ümitsiz olma! Allahü teâlâ tevbe edilip bir daha yapýlmayan her günahý affeder) demektir. Her Ýslam âlimi böyle diyor. Bunun aksini söyleyen, (Gel de olduðun gibi kal!) diyen hiçbir âlim yoktur.

Tevbe bin kere bozulsa da af vardýr
Sual:
Peygamberlik iddiasýnda bulunan biri, Nisa sûresinin (Ýman edip sonra küfre girenleri, sonra yine iman edip tekrar küfre girenleri, sonra da kâfirliklerini arttýranlarý, Allah ne baðýþlar, ne de onlarý doðru yola iletir) mealindeki 137. âyetini, (Üç kere tevbesini bozan, tekrar tevbe etse de kabul olmaz. O, ebedî kâfirdir) diye tefsir etmiþ. Hâlbuki Hazret-i Mevlana (Tevbeni bin kere bozsan da gel) diyor. Peygamberim diyen bu adamýn söylediði yanlýþ deðil mi?
CEVAP
Peygamberim diyen kimsenin nesi düzgün olur ki? Elbette söylediði yanlýþtýr. Resulullah efendimiz, öyle tefsir etmediði gibi, hiçbir Ýslam âlimi de, bu âyet-i kerimeye öyle mânâ vermemiþtir. Kur’an-ý kerime yanlýþ mânâ vermek Müslümaný küfre sokar. Mektubat-ý Rabbânî’deki hadis-i þerifte, (Kur'an-ý kerimi kendi görüþüne göre tefsir eden kâfir olur) buyuruldu. (Deylemî)

Bildirilen âyet-i kerimede, (Kâfir olduktan sonra tevbe edenler affedilmez) denmiyor, (Kâfirliklerini arttýranlar, küfürde ýsrar edenler affedilmez) deniyor. Bir kimse, kaç kere küfre girerse girsin, sonunda tevbe ederse Müslüman olur. Yani bin kere tevbesini bozsa da, sonunda tevbe etmiþse, son durumu geçerli olur. Hüküm, neticeye göre verilir. Büyük müfessirlerden Ýmam-ý Kurtubî hazretleri de buyurdu ki:
Bu âyet-i kerimeye göre, Musa aleyhisselama iman ettikten sonra, Üzeyir aleyhisselamý inkâr edip kâfir olanlarý, sonra Üzeyir aleyhisselama iman ettikten sonra Ýsa aleyhisselamý inkâr edip kâfir olanlarý, sonra da Muhammed aleyhisselamý inkâr ederek küfürlerini artýrmýþ olanlarý Allah maðfiret etmez. (Sonra da küfürlerini artýrmýþ olanlar) sözünün anlamý, (Küfür üzere ýsrar edenler) demektir. (Kurtubî Tefsiri)

Bir kimseye (Üç hakkýn vardý, artýk tevben kabul olmaz) demek, tevbe kapýsýný kapatmak ve Allah'ýn rahmetinden ümit kestirmek olur. Allahü teâlâ, böyle kimselere lânet etmektedir. Bir hadis-i þerif:
(Allah’ýn rahmetinden ümit kestirenlere Allah lânet etsin!) [Nesâî]

Bir âyet-i kerime meali de þöyledir:
(Ey günahta haddi aþanlar, Allah’ýn rahmetinden ümit kesmeyin! Zira Allah, bütün günahlarý affeder. O, gafururrahimdir, affý, merhameti çoktur.) [Zümer 53]

Yine bir hadis-i þerif:
(Hak teâlâ buyurdu ki: “Kulumun, günahý göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse, onu affederim.”) [Tirmizî]

Allahü teâlâ, kâfirlikten tevbe edenleri deðil, küfründe ýsrar edenleri affetmiyor. En azýlý kâfir bile tevbe edince tevbesini kabul ediyor. Önüne gelen Kur’an-ý kerime yalan yanlýþ mânâ veriyor. Bir de, (Ben Kur’an’dan söylüyorum, delilim âyettir) diyor. Kendi anladýðýný din zannedip, nakle itibar etmeyenlerin dine verdikleri zarar büyük olur.

Resulullah'a dil uzatmak
Sual:
S. Ebediyye’de Peygamber efendimize dil uzatanýn tevbesinin kabul olmadýðý yazýlýdýr. Hangi mezhepte tevbesi kabul olmuyor?
CEVAP
Sadece Hanbelî’de tevbesi kabul olmuyor. Ýbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Hanbelî âlimlerine göre, Peygamber efendimize dil uzatanýn tevbesi kabul edilmez. Ýmam-ý a'zam ile Ýmam-ý Þâfiî’ye göre tevbe ederse tevbesi kabul edilir. (Redd-ül-muhtar)

(Mir’at-i Kâinat) kitabýnda diyor ki: Resulullah'ýn “sallallahü aleyhi ve sellem” zevceleri ve kýzlarý “radýyallahü teâlâ anhünne” dünyadaki kadýnlarýn hepsinden üstündür. Zevcelerini kötüleyen için, Abdullah ibni Abbas hazretleri, (Tevbesi kabul olmaz) buyurdu. Âiþe vâlidemize “radýyallahü anha” sövmek, Kur’an-ý kerimi inkâr etmek olacaðý için küfür olduðunda sözbirliði vardýr. (Eshab-ý Kiram kitabý)

Bazý âlimler diyor ki: (Tevbesi kabul olmaz) demek, (Müslüman olmasý kabul edilmez) demek deðildir. (Tevbe etse de dünyadaki cezadan kurtulamaz) demektir. Zina eden tevbe etse de, sonra zinasý meydana çýkarsa, yine dinen cezalandýrýlýr. Ýçki içene, hýrsýzlýk edene de dünyadaki cezalarý verilir. Peygamber efendimize dil uzatan da tevbe etse de, Hanbelî mezhebinde dünyada cezalandýrýlýr.

Sual: Yeni Müslüman olanýn ve bozuk inanýþlarý olup tövbe eden kimsenin, önceki iþlemiþ olduðu günahlarý affolur mu?
Cevap:
Yeni Müslüman olan, imana gelen ve bidat inanýþýnda olan sapýk bir kimse, inkârýna ve bozuk inanýþlarýna tövbe edince, bu inkâr ve bidat inanýþlarýna, bu zamandaki bozuk iþlerini yapmamaya karar vermiþ, niyet etmiþ demektir. Bu niyetine karþýlýk olarak da, önceki iþlemiþ olduðu günahlarýn hepsi affolur.

Sual: Zamanýmýzda, bir Müslümanýn her gün tövbe etmesi gerekir mi?
Cevap:
Bu zamanda bir Müslümanýn her gün hakiki tövbe etmesi lazýmdýr. Tövbe edilen günah ve küfür, muhakkak affolur. Tövbe edilmezse, dünyada ve ahirette cezasýný çeker.

Piþman olup, tevbe etmelidir
Sual: Kul ve hayvan haklarý dahil her iþlenen günah için mutlaka tevbe etmeli, kul haklarý için helalleþmeli midir?
Cevap: Konu ile alakalý olarak Ýmâm-ý Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabýnda buyuruyor ki:
“Kýymetli ömrümüz, günah iþlemekle, kusur, kabahat yapmakla, yanýlmakla, faydasýz, lüzumsuz konuþmakla geçip gidiyor. Bunun için; tevbeden, Allahü teâlâya boyun bükmekten söyleþmemiz, vera ve takvadan konuþmamýz hoþ olur. Nûr sûresi, 31. âyet-i kerimesinde mealen; (Ey müminler! Hepiniz, Allahü teâlâya tevbe ediniz! Tevbe etmekle kurtulabilirsiniz) buyurmuþtur. Tahrîm sûresi, 8. âyet-i kerimesinde mealen; (Ey iman eden seçilmiþler! Allahü teâlâya dönünüz! Halis tevbe edin! Yani tevbenizi bozmayýn! Böyle tevbe edince, Rabbiniz, sizi belki affeder ve aðaçlarýnýn, köþklerinin altýndan, önünden sular akan Cennetlere sokar) buyurmuþtur. En'âm sûresi, 120. âyet-i kerimesinde mealen; (Açýk olsun, gizli olsun günahlardan sakýnýnýz!) buyurmuþtur.

Günahlarýna tevbe etmek, herkese farz-ý ayýndýr. Hiç kimse tevbeden kurtulamaz. Nasýl kurtulur ki, Peygamberlerin hepsi tevbe ederdi. Peygamberlerin sonuncusu ve en yükseði olan Muhammed aleyhisselâm buyuruyor ki; (Kalbimde envâr-ý ilâhiyyenin gelmesine engel olan perde hasýl oluyor. Bunun için her gün, yetmiþ kere istiðfar ediyorum.)

Yapýlan günahta, kul hakký bulunmayýp, zina yapmak, alkollü içki içmek, çalgý dinlemek, yabancý kadýnlara bakmak, Kur’ân-ý kerimi abdestsiz tutmak ve yanlýþ inanýþlara saplanmak gibi, yalnýz Allahü teâlâ ile kendi arasýnda olursa, böyle günahlara tevbe etmek, piþman olmakla, istiðfar okumakla, Allahü teâlâdan utanýp, sýkýlýp, Ondan af dilemekle olur. Farzlardan birini özürsüz terk etti ise, tevbe için, bunlarla birlikte, o farzý da yapmak lazýmdýr. Çünkü bir namazý vaktinde kýlmayanýn bunu kaza etmesi de farzdýr.

Günahta kul hakký da varsa, buna tevbe için, kul hakkýný hemen ödemek, onunla helalleþmek, ona iyilik ve dua etmek de lazýmdýr. Mal sahibi, hakký olan ölmüþ ise, ona dua, istiðfar edip çocuklarýna, vârislerine verip ödemeli, bunlara iyilik yapmalýdýr. Çocuklarý, vârisleri bilinmiyorsa, mal ve parayý fakirlere verip, sevabýný hak sahibine ve eziyet yapýlana niyet etmelidir.”
10
Bu konuda imam-ý Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayý, çok þereflidir. Bu ayda yapýlan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, baþka aylarda yapýlan farzlar gibidir. Bu ayda yapýlan bir farz, baþka aylarda yapýlan yetmiþ farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahlarý affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabý kadar, ayrýca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabý hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altýnda bulunanlarýn, iþlerini hafifleten, onlarýn ibadet etmelerine kolaylýk gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ý þerif ayýnda, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen þeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iþ yapabilenlere, bütün sene bu iþleri yapmak nasip olur. Bu aya saygýsýzlýk edenin, günah iþleyenin bütün senesi, günah iþlemekle geçer.

Bu ayý fýrsat bilmeli, elden geldiði kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânýn razý olduðu iþleri yapmalýdýr. Bu ayý, ahireti kazanmak için fýrsat bilmelidir.

Kur’an-ý kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadýr. Ramazan-ý þerifte, iftarý erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

Ýftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanýn aczini, yiyip içmeye ve dolayýsýyla her þeye muhtaç olduðunu göstermektedir. Ýbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. Ýftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inþaallahü teâlâ) duasýný okumak, teravih kýlmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapýlarý açýlýr. Cehennem kapýlarý kapanýr. Þeytanlar, zincirlere baðlanýr. Rahmet kapýlarý açýlýr. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun þanýna yakýþacak, kulluk yapmayý ve Rabbimizin razý olduðu, beðendiði yolda bulunmayý, hepimize nasip eylesin! Âmin. (Mektubat ,1.c. 45.m.)

Açýktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiþ olur. Namaz kýlmayanýn da, oruç tutmasý ve haramlardan kaçýnmasý gerekir. Bunlarýn orucu kabul olur ve imanlarý olduðu anlaþýlýr.

Ramazan-ý þerifte, oruç tutmak çok sevaptýr. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtýr. Hadis-i þerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yýl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuþamaz) buyuruldu. [Tirmizi] (Ama orucu kazaya býrakmayý mubah kýlan dînî bir mazeret varsa, o zaman ramazan orucunu kazaya býrakmak günah olmaz.)

Ramazanda oruç tutmak hakkýndaki hadis-i þeriflerden birkaçý þöyle:
(Ramazan ayý mübarek bir aydýr. Allahü teâlâ, size ramazan orucunu farz kýldý. O ayda rahmet kapýlarý açýlýr, Cehennem kapýlarý kapanýr, þeytanlar baðlanýr. O ayda bir gece vardýr ki, bin aydan daha kýymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrýndan mahrum kalan, her hayýrdan mahrum kalmýþ sayýlýr.) [Nesai]

(Ramazan ayýnda oruç tutmayý farz bilip, sevabýný da Allahü teâlâdan bekleyerek oruç tutanýn günahlarý affolur.) [Buhari]

(Ramazan ayý gelince, “Ey hayýr ehli, hayra koþ! Þer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan bereket ayýdýr. Allahü teâlâ bu ayda, günahlarý baðýþlar, dualarý kabul eder. Bu ayýn hakkýný gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalýr.) [Taberani]

(Ramazan-ý þerif ayý geldiði zaman, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istigfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; ramazan ayý, sonraki ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peþ peþe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutmasý gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahlarý affolur.) [Nesai]

(Bu aya ramazan denmesinin sebebi, günahlarý yakýp erittiði içindir.) [Ý. Mansur]

(Ramazan ayýnda ailenizin nafakasýný geniþ tutunuz! Bu ayda yapýlan harcama, Allah yolunda yapýlan harcama gibi sevaptýr.) [Ýbni Ebiddünya]

(Ramazan ayýnýn baþý rahmet, ortasý maðfiret, sonuysa Cehennemden kurtuluþtur.) [Ý. Ebiddünya]

(Ýslam, kelime-i þehadet getirmek, namaz kýlmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Cennetteki güzel köþkler, sözü hoþ, selamý çok, yemek yediren, oruca devam eden ve gece namazý kýlan kimselere verilir.) [Ýbni Nasr]

(Oruç tutan müminin susmasý tesbih, uykusu ibadet, duasý müstecap ve amelinin sevabý da çoktur.) [Deylemi]

(Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Biri size sataþýrsa, ona “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

(Gerçek oruç, sadece yiyip içmeyi deðil, boþ ve hayasýzca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur.) [Hakim]

(Allahü teâlânýn, gözlerin görmediði, kulaklarýn iþitmediði ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasýna, ancak oruçlular oturur.) [Taberani]

(Allah yolunda bir gün oruç tutaný, Allahü teâlâ yetmiþ yýllýk mesafe kadar cehennemden uzaklaþtýrýr.) [Buhari]

(Temizlik imanýn yarýsý, oruç da sabrýn yarýsýdýr.) [Müslim]

(Oruçlu iken ölene, kýyamete kadar oruç tutmuþ gibi sevap yazýlýr.) [Deylemi]

(Oruçlu iken ölen Cennete girer.) [Bezzar]

(Oruç tutan, namaz kýlan kimse, mükafatýný kýyamette aklý kadar alýr.) [Hatib]

(Oruç þehveti keser.) [Ý. Ahmed]


Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalý, taatlarý, ibadetleri ve her çeþit hayratý artýrmalýdýr. Zira Allahü teâlâ, tarafýndan sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meþgul olur. Buðzettiði kul ise; faziletli vakitlerde kötü iþlerle meþgul olur. Kötü iþlerle meþgul olanýn bu hareketi azabýnýn daha þiddetli olmasýna ve Allahü teâlânýn, ona daha çok buðzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmýþ ve onun hürmet ve þerefini çiðnemiþ olur. (Mev'iza-i hasene)

Resulullah efendimizin rüyasý
(Rüyamda acayip þeyler gördüm. Ümmetimden birini azap melekleri yakalamýþtý. Aldýðý abdestler gelip, onu içindeki zor durumdan kurtardý. Birini gördüm, kabri onu sýkýyordu. Kýldýðý namazlar gelip, onu kabir azabýndan kurtardý. Birine þeytanlar musallat olmuþtu. Ettiði zikirler gelip, þeytandan onu kurtardý. Birinin de susuzluktan dili çýkmýþtý. Tuttuðu Ramazan orucu gelip, susuzluðunu giderdi.

Birini zulmet sarmýþtý. Yaptýðý hac gelip karanlýktan çýkardý. Birine ölüm meleði gelmiþti. Ana babasýna yaptýðý iyilikler gelip, ölümüne engel oldu, geciktirdi. Birini Müslümanlarla konuþturmuyorlardý. Sýla-i rahim gelip, ona þefaat etti, onlarla konuþtu. Peygamberinin yanýna gitmek isteyen birine engel oluyorlardý. Aldýðý gusül, onu alýp yanýma getirdi. Ateþten korunmak isteyen birine, sadakasý gelip ateþe perde oldu. Birini zebaniler alýp Cehenneme götürürken, yaptýðý emr-i maruf ve nehy-i münker gelip kurtardý. Biri Cehennem ateþine atýlmýþtý. Allah korkusu ile döktüðü gözyaþlarý gelip oradan kurtardý.

Birine amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip, defterini saða aldý. Sevaplarý hafif gelen birine, kendinden önce ölen çocuklarý gelip, sevabýný aðýrlaþtýrdý. Cehennemin kenarýnda, korkudan titreyen birine, Allahü teâlâya olan hüsnü zanný gelince, titremesi durdu. Sýrattan zorla geçen biri, Cennete geldi. Fakat kapýlar kapalýydý. Kelime-i þehadeti gelip, onu Cennete koydu.) [Taberani, Hakîm-i Tirmizi]


Sual: Günah iþlememize þeytanlar sebep olduðuna göre, Ramazanda baðlý olan þeytanlar nasýl günah iþletiyor?
CEVAP
Günah iþlememize yalnýz þeytanlar deðil, kendi nefsimiz de sebep olmaktadýr. Nefsin zararý, þeytanýnkinden çok fazladýr. Nefsin her istediði kendi zararýnadýr. Ramazanda günah iþleten, nefsimizdir. Bu ayda, þeytanlar baðlý olduðu için vesvese veremezler. Ramazanda esnemeler de þeytandan deðildir. Asabi esnemeler, yorgunluk, uykusuzluk gibi hallerde meydana gelir. (Mektubat-ý Rabbani)

Oruçluyken ölmek
Sual: Abdestliyken ölen þehit oluyor. Oruçluyken ölmek de iyi midir?
CEVAP
Evet, çok iyidir. Bir hadis-i þerifte, (Oruçluyken ölen Cennete girer) buyuruldu. (Bezzar)

Sevab zorluða göredir
Sual: Ramazan ayý, yaza ve kýþa gelebiliyor. Kýþýn kýsa günlerde oruç tutulmasý daha kolay, yazýn uzun günlerde sýcakta tutmaksa çok zordur. Ýkisinin sevabý ayný mýdýr?
CEVAP
Hayýr, zorluklar içinde yapýlan ibadetin sevabý daha çoktur. (Ecir meþakkate göredir) buyuruluyor. Ýmam-ý Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Maniler karþýsýnda, ibadeti yapmak güçlüðü, sýkýntýsý, o ibadetlerin, þanýný, þerefini göklere çýkarýr. Mani olmayarak, kolay yapýlan ibadetler, aþaðýda kalýr. (3/35)

Ramazan-ý þerif kýþa da gelse, farz ibadet olduðu için sevabý çoktur. Ýki hadis-i þerif meali þöyledir:
(Kýþýn oruç tutmak, meþakkatsiz elde edilen bir ganimettir.) [Tirmizi]

(Kýþ müminin baharýdýr. Gündüzleri kýsa olur, oruç tutar. Geceleri de uzun olur, kalkýp ibadet eder.) [Beyheki]

Þehr-i Ramazan
Sual:
Þehr-i Ramazan, Ramazan ayý mý demektir? Yâ þehre Ramazan deniyor. Niye þehr-i Ramazan denmiyor?
CEVAP
Þehr, ay demektir. Türkçede þehr-i Ramazan denince Ramazan ayý anlaþýlýr. Yâ diye baþlayýnca üstünlü olur, yani þehre olur. Mesela Abdullah kelimesi yâ ile baþlayýnca, (Yâ Abdellah denir. Yâ ile baþlayanlar genelde hep böyledir. Resulullah kelimesi yâ ile baþlayýnca (Yâ Resulallah) olur. Ömer kelimesi yâ ile baþlasa da deðiþmez, yine (Yâ Ömer) denir. Namazda sûre okurken böyle irap hatalarý namazý bozmaz.

Oruç tutarken
Sual:
Oruçluya þeytanýn vesvese veremeyeceði, ona yaklaþamayacaðý doðru mudur?
CEVAP
Evet, doðrudur. Ýmam-ý Þa’rânî hazretleri buyuruyor ki: Orucun birçok faydasýndan biri, bedenimize þeytanýn gireceði bütün yollarý týkamasýdýr. (Uhud-ül-kübra)

Ramazan ayýnýn üstünlüðü, fazileti
Sual:
Oruç tuttuðumuz ay olan Ramazan ayýnýn, diðer aylardan üstünlüðü, farký, fazileti nedir?
Cevap: Ýslâmýn beþ þartýndan dördüncüsü, mübarek Ramazan ayýnda, her gün oruç tutmaktýr. Oruç, hicretten 18 ay sonra, þaban ayýnýn onuncu günü, Bedir gazasýndan bir ay evvel farz oldu. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günahlarý yanar, yok olur. Selmân-ý Fârisî hazretleri, Resûlullah efendimizin þaban ayýnýn son günü hutbede þöyle buyurduðunu bildirmektedir:
(Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece ki Kadir gecesi, bin aydan daha faydalýdýr. Allahü teâlâ, bu ayda, her gün oruç tutulmasýný emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazý kýlmak da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, baþka aylarda, farz yapmýþ gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, baþka ayda yetmiþ farz yapmak gibidir. Bu ay, sabýr ayýdýr. Sabredenin gideceði yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayýdýr. Bu ayda müminlerin rýzký artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftar verirse, günahlarý affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateþinden azad eder. O oruçlunun sevabý kadar, ona sevap verilir.) Eshâb-ý kiram;
-Ya Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar zengin deðiliz, deyince. Resûlullah efendimiz;
(Bir hurma ile iftar verene de, yalnýz su ile oruç açtýrana da, biraz süt ikram edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydýr ki, ilk günleri rahmet, ortasý af ve maðfiret ve sonu Cehennemden azad olmaktýr. Bu ayda, emri altýnda olanlarýn vazifesini hafifletenleri, Allahü teâlâ affedip, Cehennem ateþinden kurtarýr. Bu ayda dört þeyi çok yapýnýz! Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, Kelime-i þehadet söylemek ve istiðfar etmektir. Ýkisini de, zaten her zaman yapmanýz lâzýmdýr. Bunlar da Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateþinden Ona sýðýnmaktýr. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kýyamet günü susuz kalmayacaktýr) buyurdu.

Sual: Ramazan ayýna mahsus, Müslümanlar için bildirilen bir müjde var mýdýr?
Cevap:
Konu ile alakalý olarak, Ýmâm-ý Beyhekî hazretlerinin haber verdiði hadis-i þerifte buyruluyor ki:
(Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ý þerifte beþ þey ihsan eder ki, bunlarý hiçbir Peygambere vermemiþtir:
1- Ramazanýn birinci gecesi, Allahü teâlâ müminlere rahmet eder. Rahmet ile baktýðý kuluna hiç azap etmez.
2- Ýftar zamanýnda, oruçlunun aðzý kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
3- Melekler, Ramazanýn her gece ve gündüzünde, oruç tutanlarýn af olmasý için dua eder.
4- Allahü teâlâ, oruç tutanlara, ahirette vermek için, Ramazan-ý þerifte Cennette yer tayin eder.
5- Ramazan-ý þerifin son günü, oruç tutan müminlerin hepsini affeder.)


Mümin için fýrsat ayý
Sual:
Ramazan ayý, Müslümanlar için, din ve dünya saadetini kazanmada bir fýrsat ayý mýdýr?
Cevap: Ramazan, kelime anlamý itibariyle yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahlarý yanar, yok olur. Buharideki hadis-i þerifte;
(Bir kimse, ramazan ayýnda oruç tutmayý farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabýný, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiþ günahlarý affolur) buyurulmuþtur.

Ramazan ayýnda oruç tutmanýn, Allahü teâlânýn emri olduðuna inanmalý ve sevabýný da Ondan beklemelidir. Günlerin uzun olmasýndan ve oruç tutmanýn güç olmasýndan þikâyet etmemelidir. Günlerin uzun olmasýný, oruç tutmayanlar arasýnda güçlükle oruç tutmasýný fýrsat ve ganimet bilmelidir. Ýmâm-ý Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Mübarek ramazan ayý, çok þereflidir. Bu ayda yapýlan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, baþka aylarda yapýlan farzlar gibidir. Bu ayda yapýlan bir farz, baþka aylarda yapýlan yetmiþ farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahlarý affolur, Cehennemden azad olur. O oruçlunun sevabý kadar, ayrýca buna da sevap verilir. Bu ayda, emri altýnda bulunanlarýn, iþlerini hafifleten, onlarýn ibadet etmelerine kolaylýk gösteren amirler de affolur, Cehennemden azad olur. Ramazan ayýnda, Resulûllah efendimiz, esirleri azad eder, her istenilen þeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iþ yapabilenlere, bütün sene bu iþleri yapmak nasib olur.

Bu aya saygýsýzlýk edenin, günah iþleyenin bütün senesi, günah iþlemekle geçer. Bu ayý fýrsat bilmelidir. Elden geldiði kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânýn razý olduðu iþleri yapmalýdýr. Bu ayý, ahireti kazanmak için fýrsat bilmelidir.

Bir kimse bu ayda kendini toparlarsa, bütün yýlý iyi olarak geçer. Bu ayý kötülükle geçirirse, bütün senesi kötü geçer. Ramazan ayý bir kimseden razý olursa, o kimseye müjdeler olsun. Bir kimseye gücenirse, bereketlerinden ve hayýrlarýndan pay almazsa, o kimseye yazýklar olsun! Ramazanda Kur’ân-ý kerimi hatmeden kimsenin, bereketlerine kavuþmasý, hayýrlarýndan pay almasý umulur.”

Ramazan ayýnda, hayýrlarýn ve bereketlerin hepsi toplanmýþtýr. Ramazanýn günleri ve geceleri, ayrý ayrý fazilet ve kýymete haizdir. Bu sebeple ramazan ayýný fýrsat, ganimet bilmelidir.

Ýbadetler, âdet deðil emirdir
Sual: Herkes yaptýðý için, namaz kýlmak, oruç tutmak gibi ibadetleri yapmak, insaný sorumluluktan kurtarýr mý?
Cevap:
Âdet üzere namaz kýlan ve oruç tutan çoktur. Fakat, dinin bildirdiði hududu gözeten ise, pek azdýr. Doðru ibadet edenleri, âdet üzere ibadet edenlerden ayýran fark, Allahü teâlânýn emirlerini gözetmektir. Çünkü, namaz ve orucun halisi de, bozuðu da görünüþte beraberdir. Sadece yeme, içmeyi terk ederek, yalandan, gýybetten uzaklaþýlmayarak tutulan bir orucun, faydasýz bir amel olduðunu, Ýslâm âlimleri bildirmiþlerdir. Peygamber efendimiz;
(Bir kimse, ramazan ayýnda oruç tutmayý farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabýný, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiþ günahlarý affolur) buyurmuþtur.

Ýmâm-ý Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Bu ayýn günlerinin bereketi baþka olduðu gibi, gecelerinin hayýrlarý da baþkadýr. Kur’ân-ý kerim, ramazan ayýnda indi. Bakara sûresinin 185. âyetinde mealen;
(Kur’ân-ý kerim ramazan ayýnda indirildi) buyuruldu. Kadir gecesi de, bu aydadýr.

Ramazan-ý þerifte, vakit girince, iftarý erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resûlullah efendimiz bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi. Ýftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanýn aczini, yiyip içmeye ve dolayýsý ile her þeye muhtaç olduðunu göstermektedir. Ýbadet etmek de zaten bu demektir. Hurma ile iftar etmek sünnettir. Ýftar edince;
“Zehebez-zamâ vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inþâallahü teâlâ” duasýný okumak, teravih namazý kýlmak ve hatim okumak mühim sünnettir. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur. Bu ayda, Cennet kapýlarý açýlýr. Cehennem kapýlarý kapanýr. Þeytanlar, zincirlere baðlanýr. Rahmet kapýlarý açýlýr. Hadis-i þerifte;
(Ramazan ayý gelince, Cennet kapýlarý açýlýr. Cehennem kapýlarý kapanýr ve þeytanlar baðlanýr) buyuruldu.

Ramazan-ý þerif ayýnýn Kur’ân-ý kerim ile baðlýlýðý olduðu için, bu ay da, bütün hayýrlarý ve bereketleri kendinde toplamýþtýr. Bütün bir yýl içinde herhangi bir yoldan herhangi bir kimseye gelen bütün hayýrlar ve bereketler, bu çok kýymetli ayýn bereketleri denizinden bir damla gibidir.”

Ýbadetleri, âdet olarak, herkes yaptýðý için deðil, Allahü teâlânýn emri olduðu için ve þartlarýný gözeterek yapmalýdýr.
: [1] 2 3 ... 10